| Dün Nargilemi içerken birden Mihrimah Sultan Camisinin azanı ile irkildi bu can!!! Artı eskisi kadar nargile tadıda kalmadı üsküdar da. aRtık gök yüzü nargile dumanları ile daha güzel gözükmüyo bu yerde. Artık Teras Cafenin calışanları eskisi gibi "abi nasılsın" demiyorlar nedense. Nedense eskiler bende farklı bir tat bıraktılar, bilmiyorum ama neyse....
Hep eskisi gibi olduğumu hayl ederdim çocukken. Artık büyüdüm diyorum kendi kendime. Artık nefelerim bile sayılı veriliyor bu ruha. Güne eskisi gibi mutlu etmiyor beni. Artık bunaltı denen ru hali arkadaşım olmak için kapıda uyukluyor. Güz yağmurları artık o kadar romantik gelmiyor. Aksine ruhumun bedenimden çıkacağı günü bana müzdeliyor. Artık o da sadece benim camlarımda gezinmeyi seviyor.
Bulutlar İstanbul semalarında gezinmeyi ben burda olduğum sürece sevmeye başladılar. Nedense bütün bulutlar yağmamak için bir birleri ile anlaşmış gibiler. Sokaklarda eskisi gibi arkadaş muhabbetleri yerini kavgalara terk eyledi. Eskisi gibi küçük tartışmalar yerini bıcaklı kavgalara terk eyledi. Bana sorarsanız terk eylemedi resmen korkudan kaçtı.
Ama ben,,, ben farklı olamadım hiç bir zaman. Her yağmurda kalem kağıt her zaman yanımda oldular, bunca deliler arasında bir onlar beni terk eyleme cesaretini kendilerinde bulamadılar. Belkide benden habersiz bir çoğu kaçmıştır. Ama köle pazarı itapçılardan her zaman bir yenisini bulmuşumdur bu kağıtların. Belkide benden kaçanlar arasından yakalanan kağıtları kaç kez ben almışımdır. Ama ben bunu bilmiyormuş gibi davranmayı ve her zaman farklı bir kağıda aşklarımı aktarmayı terçih ettim.
Son kağıdımıdda şimdiden aldım köle pazarından.
kefenimin tek aksesüarı olacak kağıdı aldım. Alırken diğerlerinden değerli olmasına hiçte dikkat etmedi,m açıkcası. Bilmiyorum ama belkide bedenden çok ruhuma değer verdiğim içindir. Bilmiyorum ama toprağına altına giren et parçasından hoşlanmadığım içindir. Evet bunu tam olarak bilmiyorum. ve bilmeden gideceğime adım gibi eminim.
Ve gitmeden kimseyede elveda etmeyeceğim. Kimseyi sevmeyeceğim. Çünkü giderken yanıma arkadaş olarak gelecek kimseyi tanımadım. Geçen bir amca demişti " oğul öldükten sonra kimse seninle toprak altına girmeydcektir"... o vakit işte dedim benimle toprak altına girmeyecek insanlara neden veda edeyim. neden onlar için ben kendimi öldüreyim.
O vakitten beridir derim ki "Kendini düşünmeyen bi insanı ben neden düşüneyim" İşte o vakitten bgeridir namazları cemaatsiz klarım. Belkide kıldığımı sanarım. Belkide hepsi bir rüyaydı bu gördüklerimin, belkide sahiden ben dünya üzerinde hayal kurmaktan bşka bir işe yaramayan ucubeyim. Belkdide güneşe karşı duran bir aptalım. Evet ben belkide sizlerin önündeki tozlar kadar değerim bile olmayan bir yaratığım.
Ama söyleyin ne olur, insan düşünmeden ne değeri olabilir...
ne olur söyleyin bunu....
Yoksa hayat denen rüyadan hiç uyanamayabilirim |