Tekil Mesaj gösterimi
  #1
Alt 18.11.2003, 13:46
ledunn

 
ledunn - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 02.08.2002
Mesajlar: 3.335
Teşekkür etti: 0
19 Teşekkür 17 Mesaja aldı
Yavuzun Misir Seferı Ve Allahin Nusretı

Rahman Rahim Allahin adi ile...
Alemlerin Rabbi Allaha hamd olsun.
Afiyette ve belada, darlikta ve genislikte.
Salat ve selam, Seyyidül-mürselin Resulullah Efendimize ve tüm aline
Sübhan Allahtan temenni: Selametiniz, afiyetiniz, sebat ve istikametinizdir
Allahummerzuknel hifzal murselin ilhamel enbiyayi ve fehmel evliyayi bikeremike ya ekramel ekramin.ve birahmetike ya erhamer rahimin.
Allahumme bi hubbi zatike tahassanna ya Allah.Lailahe illallah seyyidina muhammedurrasulullah. Hakkan ve sidkan
****************************
///////////// ///////////////
****************************
YAVUZUN MISIR SEFERİ VE ALLAHIN NUSRETİ

*Şah tehlikesini bertaraf eden Yavuz Sultan Selim Han merhum, Mısır seferine karar verdiği zaman nelerin kendisini beklediğini biliyordu. M. Ö. 525te Pers İmparatoru Kambizden sonra 2 bin yıldır kimsenin geçemediği Sina Çölünü geçmeyi göze almıştı. Dünyayı titreten Moğollar ve Timur bile bu çölü geçememişti. Ama Allah ve Resulü, Yavuzla beraberdi. Tarihi kaynakların belirttiğine göre, kavurucu sıcaklar yerini serin ve hafif yağmura bırakmış, Yavuz Sultan Selim Han, 13 günde Sina Çölünü aşarak 22 Ocak 1517de Kahire yakınlarındaki Ridaniyeye ulaşmıştı. Yapılan savaşta Tumanbayı yenmiş, Nili geçerek Cizeye ulaşmıştı.

*Bu seferle Hilafet de Osmanlılara geçmiş, Mekke ve Medinenin anahtarı ile Emanat-ı Mukaddeseyi İstanbula getirmişti. Yavuz Sultan Selim Han, dünyanın üçüncü büyük devleti Memlukleri ortadan kaldırmış, 2 yıl 2 ay süren seferlerinden sonra İstanbula dönmüştü. İstanbullular aylardan beri, yiğit hükümdarın yolunu gözlüyordu. Bütün İstanbul süslenmiş, bayram havasındaydı. Mahşeri kalabalık Yavuzu bekliyordu. Onun İstanbula girmesiyle yer yerinden oynayacak, büyük şenlikler düzenlenecekti.

Halbuki Yavuzun bütün gösterişi, devlet işlerinde olup;

*Ey Allahım! Sana layık; bu padişahlık senin!
Ki her padişahın arkası ve sığındığı sensin.
Alçaltırsın beğenmediklerini, yüceltirsin istediklerini
Senden özgesine yaraşmaz ki şahlık* diyen bir padişahtı.

*Hususi hayatında mahcup, mütevazi ve gösterişten uzak, sade bir insandı. İstanbul halkının hazırlığını öğrenince sıkılmış, kendisine gösterilecek tezahürattan utanmış, ertesi sabah ordularının başında şehre girmesi gerekirken, o, gece karanlığında, gizlice şehre girmişti. Güneşin doğuşu ile beraber şehre giren Osmanlı Ordusunun başında Yavuzu göremeyen halk, hayal kırıklığına uğramış, sadece askeri karşılamak durumunda kalmıştı. İranı da Mısır gibi Osmanlı topraklarına katmaya karar veren Yavuza kader müsaade etmemiş, sefer hazırlıkları sırasında sırtında çıkan bir çıban sebebiyle vefat etmiştir.

*Yavuzun ananevi divan şiirimiz üzerine yazılmış biri Farsça diğeri Türkçe iki divanı vardır. 16. asır muharrirlerinden Sehi Bey, onun, *Pek yüksek bir şair olduğunu, yalnız şiirle iştigal etmiş olan Hüsrev-i Dehlevinin şiirlerinin Sultanınki yanında okunmaz hale geldiğini* yazmaktadır.

***Hele ki Peygamberimiz (s.a.v.)e yazdığı nat, çok büyük bir sanat eseridir.
ledunn isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla