Tekil Mesaj gösterimi
  #3
Alt 19.11.2003, 12:41
ledunn

 
ledunn - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 02.08.2002
Mesajlar: 3.335
Teşekkür etti: 0
18 Teşekkür 16 Mesaja aldı
Rahman Rahim Allahin adi ile...
Alemlerin Rabbi Allaha hamd olsun.
Afiyette ve belada, darlikta ve genislikte.
Salat ve selam, Seyyidül-mürselin Resulullah Efendimize ve tüm aline
Sübhan Allahtan temenni: Selametiniz, afiyetiniz, sebat ve istikametinizdir
Allahummerzuknel hifzal murselin ilhamel enbiyayi ve fehmel evliyayi bikeremike ya ekramel ekramin.ve birahmetike ya erhamer rahimin.
Allahumme bi hubbi zatike tahassanna ya Allah.Lailahe illallah seyyidina muhammedurrasulullah. Hakkan ve sidkan
****************************
///////////// ///////////////
****************************
Öncelikle tefsir hakkında bir malumat verelim.Aşağıdaki linkten okuyabilirsiniz.Uzun olmaması için link veriyorum.
http://www.delikanforum.net/showthre...ghlight=tefsir

AşağıdakideAyeti kerime büyük bir ihtimalle sizin bahsetmiş olduğunuz ayeti kerime.(Alıntı.Bıthcef: kurani biz size apacik bir dilde indirdik)

****
Ayeti Kerime

Muhakkak biliyoruz ki kafirler: *Kuranı Muhammede bir insan öğretiyor* diyorlar. Peygambere öğretiyor zannında bulundukları kimsenin dili yabancıdır. Bu Kuran ise apaçık bir Arapçadır. (16.surenin 103.ayeti kerimesi)

Ayeti Kerimenin Tefsiri:E.Hamdi Yazır.(R.h)

Elbette biliyoruz onlar, o kafirler *Kuranı ona muhakkak bir insan öğretiyor* diyorlar. Yani Kuranı Muhammede Ruhül-Kudüs indirmiyor, şüphesiz bir insan ona öğretiyor, diyorlar. Böyle demeleri, bir defa şimdiye kadar bir insandan eğitim ve öğrenim görmediğini itiraf etmeleri ve *kendisi uyduruyor* demelerini yalanlıyor. *Ona bir insan öğretti* diyemiyorlar. Yani Hz. Peygamberin peygamberliğini ilan etmeden önce; ne gizli, ne açık bir kimseden okuyarak ders almadığnı herkes bildiğinden dolayı, hiç kimseyi aldatamayacak olan öyle bir iddiaya cesaret edemiyorlar. Fakat gördükleri olağanüstü durum karşısında bunu bahane ederek diyorlardı ki: *Bu şimdiye kadar hiçbir öğrenim ve eğitim görmediği için bunu kendisi yapamaz. Okuma-yazma bilmeyen birisinin böyle bir kitap hazırlayabileceğini akıl kabul etmez. Muhammedi şimdi kesinlikle birisi eğitiyor*. Fakat Allahın onu eğittiğine inanmak istemiyorlar da, şüphesiz bir insan onu eğitiyor diyorlar. Bu Kuranı ona bir insan yapıveriyor, o da ondan öğrendiklerini Allah sözü diye satmak istiyor, şeklinde iftira ve alay ediyorlar.

Bu ayetin inmesinin sebebi hakkında yapılan rivayetlerde denilmiştir ki, Mekkede Amir b. Hadraminin *Cevra* veya *Yeiyş* adında Rum asıllı bir kölesi varmış, okuma-yazma bilirmiş ve kitap ehli imiş. Herkesi İslama davet eden Allahın elçisi bazen Mervede onu meclisine alır konuşurmuş. Kureyş müşrikleri buna kızar, Kuranı Muhammede bu hıristiyan öğretiyor diye alay etmek isterlermiş. Bir de Cebra ile Yesara adlarında iki Rum, Mekkede kılıç yaparlar, aynı zamanda Tevrat ve İncil okurlarmış, Hz. Peygamber arasıra bunlara uğrar, okuduklarına rast gelirse dinlermiş. Bazıları da bunu bahane etmek istemişler. Bir de Huveytıb b. Abdül-Uzzanın kölesi Abisa kitaplara sahib imiş, müslüman olmuş, bunu gören müşrikler, *İşte Muhammede bu öğretiyormuş* demeğe kalkışmışlar. Bir de Selman-ı Farisiden bahsedilmiştir. Fakat bu zat, Medinede müslüman olduğundan dolayı ayetin Mekki olmasına göre iniş sebebinde bu iddianın söz konusu edilmesinin doğru olamayacağını açıklamakla buna itiraz edilmiştir.

Özetle peygamberliği kabul etmek istemeyen müşrikler, Resulullahı yeni tahsile başlamış acemi bir öğrenci ve başkasına yaptırdığını kendine isnad eden bir aldatıcı gibi göstermek için, bir insanın ona öğrettiği şüphesini uyandırmak istiyor ve bazen şuna, bazen buna isnad ederek çeşitli propagandalar yapıyorlardı. Nitekim son zamanlarda bazı hıristiyanlar da Muhammed, dinini hıristiyanlardan öğrendi, Müslümanlığı Hıristiyanlıktan aldı diye aynı şekilde yayınlar neşretmişlerdir. İşte bütün bunları kapsamak üzere görülüyor ki, ayette bir isim açıkça zikredilmemiş, kayıtsız olarak *bir insan* denilmiş ve bununla şüphenin genel olarak kökünden halledilmesine işaret edilmiştir.

Çünkü bu şekilde iftiracıların esas kötü niyetleri, herhangi bir insanın Hz. Muhammede öğrettiği şüphesini ileri sürmektir. Yanılmalarının da dayanağı budur. Kuranın Allah tarafından indirilmiş bir kitap olduğunu inkar etmek için öyle söyleyenler düşünmüyorlar ki Peygambere öğretiyor zannında bulundukları kimsenin dili yabancıdır. Arapça değil, anadili Arapçanın yabancısı olan bir dildir. Yani ona bir insan öğretiyor demelerinden gayeleri insanların aklını çekmek, fikir ve düşüncelerini Allahtan bir insana çevirmektir. Halbuki bu söyledikleri şey büsbütün aklın uygun bulduğu şeylere aykırıdır.

Çünkü Muhammede öğretiyor diye fikirleri bozmak istedikleri o varsayılan insanın bir defa Araplardan olmasına ihtimal yoktur. Çünkü Kuran, bütün kainata meydan okuyup dururken Araplar içinde öyle bir öğretmen olsaydı, hiç şüphesiz, kalkıp *Sana öğreten ben değil miyim?* diye hemen yüzüne vurmaz mıydı? Veyahut Kuranın benzerlerini yapıp hiç olmazsa el altından hemen dağıtmaz mıydı? Arapların bütün beliğleri ve zenginleri bununla uğraşıyor ve Peygamberin maddi ve manevi açıdan hiçbir zorlayıcı gücü bulunmuyordu. Ve ona karşı koymak için o kadar sebeb ve vesika bulunuyor du ki, bu şartlar altında öyle bir şahsın kendini tanıtmaması ihtimali düşünülemezdi, Onun için Araplar içinde öyle bir öğretmenin olmadığı araştırma ile sabit olduğu gibi, aklen ve delil ile de sabit idi. Bu bakımdan öyle varsayılan bir şahıs, olsa olsa Araplar dışındaki herhangi bir toplumdan Arap olmayan biri olmak üzere farz olunabilir.

Dolayısıyla Araplar da Arapla değil, yukarda nakledildiği üzere Arap olmayan biri ile dinsizlik ediyorlardı. Halbuki bu Kuran-ı Kerim apaçık bir Arapçadır. Öyle Arapça bir beyandır ki, bütün Arap edebiyatçılarını benzerini yapmaktan aciz bırakmıştır. Bunu Arap olmayan biri nasıl yapabilir? Böyle parlak bir Arapça, Arap olmayan birisinin öğretimine nasıl isnad edilebilir? Gerçi Arap olmayan birinin oldukça iyi bir Arapça öğrenmesi ve bilmeyenlere öğretmesi, adeten mümkün değildir. Fakat Arap değil, yabancı olmak, sonra da bütün Arapların üstünde parlak bir Arapça diline sahip olmak, şüphe yok ki böyle bir varsayım da bir değil, iki derece olağanüstülük vardır. Allah Tealanın o yabancı hakkında harika üzerine harika olan bir ihsan ve yardımını düşünüp kabul etmeden böyle bir teori yürütmek aklın bütün bütün zıddınadır. İşte Allahın öğretmesini ve indirmesini kabul etmeyip de akılları, çelmek için *onu bir insan öğretiyor* diyen inkarcıların akla uygun gibi ileri sürmek istedikleri o söz, akla uygun değil, daha fazla akla aykırı ve çelişkilidir. Olağanüstü bir olayı kabul etmemek için iki olağanüstü şeyi kabul etmeyi akla uygun sayar ve çelişkilerinden haberleri olmaz. Onlar, anlamıyorlar ki *onu bir insan öğretiyor* demekle Kuranın parlaklığı sönmez o varsayılan insana daha fazla bir değer verilmiş, harika katlanmış olur.
ledunn isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla