Konu: Fuat Sezgin
Tekil Mesaj gösterimi
  #3
Alt 05.01.2004, 12:02
Ahmet76
Hamd icin Ilim

 
Ahmet76 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 17.08.2002
Mesajlar: 3.895
Teşekkür etti: 0
1 Teşekkür 1 Mesaj için aldı
Fuad Sezgin Ankara Ilahiyat’taydi Senol Korkut
Islamiyat Dergisi/Bülten

Eminim, bir ilim adami için kolay bir durum degildir, bir sabah, Süleymaniye Kütüphanesine giderken “Yaziyor... Yaziyor...” seslerine kulak kabartip alinan bir gazete sayfasinda üniversiteden atilanlar listesinde adini görmek... Ayni sekilde, her seyde olan o hayrin tecellisiyle, hayatin, sizi sürükledigi ve bugün geldiginiz ilmî noktada, bu tür bir kirilmaya mütesekkir olmak!..

Ünlü Islam bilim tarihçisi ve müellif Fuad Sezgin, daha önce asistanlik yaptigi Ankara Ünversitesi Ilahiyat Fakültesi’nde 2 Ocak Persembe günü bir konferans verdi.

Bundan 42 yil önce, bir valiz fisle Bati’ya gittiginde, akademik açidan kendini âdeta kurtlar sofrasinda buldugunu, fakat daha gider gitmez C. Brockelmann’in yazdigi eseri (Geschichte der Arabischen Litteratur) genisleterek, yeniden yazma ve tamamlama isine cesaretle giristiginde, o zamanlar bir Müslüman Türk’ün böyle bir seyi basarabilecegini hiçbir Batilinin hafsalasinin alamadigini ve bu süreçte karsilastigi her türden zorluklari tatli birer hatira olarak animsayarak konferansina basladi. Ama bugün 17 cilt hâlindeki bu eseri tamamladiginda (Geschichte der Arabischen Schriftum) matematik cografya, meteoroloji, denizcilik, finans gibi birçok modern ilim dalinin Müslüman kökenleri üzerine tartisma, mülahaza ve ispat sunma islevinin kendisine nasip oldugunu söyledi. Benzer bir ilmî basari olarak da, hâlihazirda müdürü oldugu Frankfurt Üniversitesi’ne bagli Islam Tabii Bilimler Tarihi Enstitüsü’nde (finansman olarak özerk) Islam Aletleri Müzesi’ni kurduklarini ve bu müzede; Arapça, Farsça, Latince, Türkçe metinler taranarak ve oradaki tariflerden yola çikilarak Islam bilimlerine ait yaklasik 500 aletin modelini yaptiklarini, yapamadiklarinin resimlerini çizdiklerini; ayrica, bu aletlerin Bati’ya geçis sürecindeki tekamüllerini de ayrintili sekilde göz önüne serdiklerini belirtti. Buna paralel olarak, Islam ilimlerinin Bati’ya geçisini daha somut göz önüne serebilmek için, bu aletlerin resimlerinden olusan bir katalog hazirladiklarina ve kendisinin bugünlerde bu kataloga önsöz yazdigina degindi.

Düsünce dünyamizda, öteden beri, bugünkü bilim ve teknolojinin kökeninde Müslümanlarin ilmî birikimlerinin oldugu nusöyler; fakat somut belgeler hakkinda fazla bir sey bilmezdik. Fuad Sezgin Hoca iste o belgeleri gözler önüne serdi. Konferansin ilk bölümünde Müslümanlarin, matematik cografya ilmini kurup nasil gelistirdiklerine ve bugün hâlâ Bati’da böyle bir bilimin, ne dillerinde kavram olarak ne de bilimler tarihinde bir bilim olarak yer aldigina degindi ve Batili bilim adamlarinin Müslüman cografyacilarla ilgili övgü dolu sözlerine yer verdi. August Fischer’e göre, Makdisî, beseriyetin bugüne kadar tanidigi en büyük cografyaciydi. Bu kadar gezen, kendi müsahedelerine bu kadar güvenen, bu kadar sistematik yazan baska bir cografyaci daha bugüne kadar gelmemisti. George Sarton’a göre ise, Bîrûnî, dünyanin gelmis geçmis en büyük kafalarindan biriydi. Hoca’ya göre, Batililar, Makdisî’yi tanidiktan sonra bugünkü mânâda cografyaciliga adim atmislardi. Konferansin bu bölümünde slayt gösterileri esliginde matematikcografyanin en yaygin kullanim alani olan haritaciligin hicrî II. yüzyildan itibaren dogmasi, gelismesi ve Bati’ya geçis yollari, Batililarin çektikleri kopyalar, amiyane olacak ama, suçüstü gözler önüne serildi. Batlamyus haritalarinda Afrika’nin güneyden kara ile çevrili oldugunu; Idrîsî haritalarinda Afrika’nin güneyinde denizin yer aldigini, çünkü birinin karalarla, digerinin denizlerle çevrili bir dünya anlayisina sahip oldugu; Albertüs Magnus’un çizdigi dünya haritasinda Yemen, Çin, Iran’in yer almasina ragmen, kendi yasadigi yer olan Paris’i bir yere yerlestiremedigini, çünkü örnek aldigi Islam haritalarinda bu sehrin yer almadigini; Vasco de Gama’nin 3-5 ay kalmasina ragmen, hemen Madagaskar haritasini edindigini, oysa Madagaskar’in haritasi için en az 3-5 yil orada kalmak gerektigini (çünkü Avustralya haritasina 16. yy.’da baslandigini 2 yüzyil sonra ancak 2/3’ünün çizilebildigini), Bîrûnî’nin, Gazne ile Bagdat (yaklasik 6000 km) arasindaki mesafenin ölçümünde 12 km.’lik bir hata yaptigini ve diger pek çok örnegi ve bugünkü kullandigimiz haritalarin ilk örneklerini teknik ayrintilariyla görmüs olduk.

Ikinci bölümde ise Hoca, denizciligin Müslümanlar tarafindan nasil gelistirildigine, deniz mesafesi ölçüm tekniklerine, kullanilan pusulalarin özgünlüklerine degindi ve modern denizciligin kurucularinin Portekizliler degil Müslümanlar oldugunu iddia etti. 10. yy.’da Akdeniz’in Islam gölü hâlinde oldugunu; Ispanya’nin, Fransa’nin büyük bölümünün, Vatikan ve Sicilya’nin Müslümanlarin hakimiyetinde oldugunu; bunun arkasinda müthis bir deniz bilgisi birikiminin oldugunu vurguladi ve tarihçi Ya’kûbî’nin “Magrib’in Mâzâ sehrinden çikip Afrika’nin güneyinden Çin’e gidip oradan tekrar geri gelen gemiler, Behlül Camii’nin yaninda demirlerlerdi.” seklindeki nakillerinin denizcilik tarihi bakimindan oldukça önemli oldugunu ve bu ticaret gemiciliginin daha hicrî II. yüzyilda gerçeklestirildigini ve o zamanlar Mâzâ sehrinin Avrupa’nin seker merkezi oldugunu kaydetti. Idrîsî’nin Batlamyus’a yazdigi reddiyedeki “Bu adam, sistemini kurtarmak için hakikati inkar ediyor,” seklindeki cümlelerin, Müslümanlarin bilim anlayisini göstermesi açisindan da önemli oldugunu vurguladi.

Hoca’nin bu hossohbeti dönüp dolasip düsünce ve bilim dünyamizi asirlarca mesgul eden o soruya geldi: Peki, Müslümanlar bu bilim ve teknoloji yarisinda neden geride kaldilar? Hoca, bu soruyu belki bin defa kendisine sordugunu, fakat bugüne kadar cevaplayamadigini; ama bugün artik bir cevabinin oldugunu söyledi ve salondakilerin israrlari sonucu cevabina geçti. Fakat, o, hep bildigimiz açiklama tarzlarini da duymadik; mesala, bu cevap sürecinde ‘Gazâlî’ kelimesi hiç geçmedi.

Hoca, bu sorunun cevabini bulmak için 1952 senesinde Frankfurt’ta “Islam Ilimlerinin Durmasinin Sebepleri” adli bir sempozyum düzenlendigini ve dünyadaki kalburüstü oryantalistlerin hepsinin gelip bu konuyla ilgili kendi alanlarindaki gerilemeleri anlattiklarini, herkesin etegindeki taslari döktügünü ve tabiri caizse her kafadan bir ses çiktigini söyledi. Ayrica, bazi Avrupalilarin ve oryantalistlerin dinî taassup yüzünden bu ilerlemenin durdugu seklindeki iddialarini da tutarsiz buldugunu belirtti ve söyle dedi: “Bazi oryantalistler dinî taassubun ilmi engelledigini söylerler. Dinî taassup IV. asirda da vardi, V. asirda da vardi. Anlatabiliyor muyum? Dinî taassup her zaman var. Dinî taassup, dünyada hiçbir zaman ilmin durmasinin bir sebebi olmamistir. Ilim kendi yolunda gidiyordu.” Ayni sekilde, hoca-ögrenci iliskileri dogrultusunda egitim kurumlarinin yapilanmasi da ilmî faaliyetin durmasi için makul sebepler degildir.

Hoca’ya göre, XIII. ve XIV. yüzyildan sonra Mogol saldirilari, Ispanya’nin günbegün kaybedilmesi, Berberî darbeleri gibi sebeplerden dolayi, Islam dünyasinin keyfi kaçmis ve yazilan bilimsel eserler çogaltilarak Islam cografyasinda evrensel hâle gelememis, yöresel kalmisti. Eserlerdeki ilmî bulgularin Islam dünyasinda evrensel hâle gelememesinin en önemli sebebi ise, Müslümanlarin resim (teknik resim) yeteneklerinin bilimsel bilgiyi ve teknolojiyi tekamül ettirecek kadar gelisememesiydi. Örnek olarak, XV. ve XVI. yüzyilda bazi Osmanli müelliflerinin eserlerine bakilabilecegini, metinde “Resimde veya sekilde görülecegi gibi” türünden cümleler geçmesine ragmen, metnin etrafinda veya içeriginde herhangi bir seklin bulunamayacagini kaydetti. Cezerî adinda XIII. yüzyilda yasamis, çok büyük bir mühendisin eserlerinin Islam dünyasinda, sadece Diyarbakir’da kalmasina ragmen (kendi elde ettigi bir kitabin resimli sayfalarinin çalinmis oldugunu söyledi), Italya’ya geçen bu eserlerin çogaltilarak bütün Avrupa’ya yayildigini; çünkü, Haçli Seferleri’nden sonra Italyanlarin bir ayaginin hep Suriye’de oldugunu; ayni sekilde, matbaanin kesfedildigi yillardan iki yüzyil sonra bile, Islam dünyasinin okuma yazma oraninin hâlen Avrupa’dan üstün olmasina ragmen matbaanin kitaplari çogaltmasiyla beraber teknik resimlerin de çogaltildigini ve Batililarin süratle teknoloji yolunda mesafe kaydettigini, ayni durumun Islam dünyasi için söylenemeyecegini belirterek konferansina son verdi.



islamiyatdergisi.com
__________________
"Insanlar hayra davet edildigi zaman, seytanlar da seytani duygular da kendilerini tehdit altinda hissediyorlar" I.Özel
Ahmet76 isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla