| SİM kartlı hayat Cep telefonlarımızdaki küçük çipleri yakında sadece konuşmak için değil, kapılarımızı açmak, hesap ödemek için kullanacağız
08/03/2004 Cep telefonu kullanıcı sayısı 1 milyarı aştı. Ulaşılan noktaya zaman çerçevesinden bakıldığı zaman kablolu telefonların 100 yılda ulaştığı kullanıcı sayısına mobil telefonların sadece 12 yılda ulaştığı görünüyor. Mobil iletişim sektörü şimdiden ikinci 1 milyarlık dilim için hedef ve planlarını ortaya koymaya başladı. Cep telefonları da 12 yıl içinde oldukça gelişti. Ancak sektörün tüm aksi çabalarına rağmen onları en çok kullanma sebebimiz konuşmak.
İki hafta önceki Dünya GSM Kongresi'nde tartışılan konu başlıklarından birisi de SİM tabanlı güvenlik sistemleri oldu. Her aboneyi ayrı ayrı belirleyen SİM kart, kişiye özel bir sistem kullandığı için pekâlâ anahtar, kredi kartı veya benzeri kişisel şifreleme ve onaylama amacıyla da kullanılabiliyor. Böylece evinizin kapısını açmak için kendi SİM kartınızın takılı olduğu bir telefona bir şifre girmeniz yeterli. Üstelik bluetooth veya kızılötesi gibi kablosuz protokollerle bunu kısa mesaj ya da benzeri 'ücretli' ara yollar olmadan çözmek mümkün. Bugün Türkiye'de de büyük şehirlerde görünmeye başlayan kısa mesaj tabanlı yiyecek/içecek otomatlarının da SİM hizmetlerine insanları ısındıracağı düşünülüyor.
Kısa mesajla hesap ödeme
Kimi mekânlarda kullanılmaya başlanan sistemlerdeyse restoranda hesabı bile kısa mesaj olarak ödeyebiliyorsunuz. Hesap geldiğinde restorana özel kısa mesaj hattına bir mesaj yolluyorsunuz. Cevap olarak hesap tutarı size geliyor. Bu mesaja da cevap vererek onayladığınızda hesabın tutarı ya cep telefonu faturanıza, ya da daha önce belirlediğiniz kredi kartı hesabınıza yansıyor. Böylece yanınızda sadece cep telefonu taşıyarak hem anahtalarınızdan hem de kredi kartlarınızdan kurtulmak mümkün hale geliyor. Elbette bunun ne kadar hızlı yaygınlaşacağı bulanık bir resim.
SİM kartların bu kişiye özel yapıları kimilerinin de korkulu rüyası oluyor. Geçtiğimiz sene Pakistan'ın Karaçi şehrinde yakalanan 11 Eylül saldırılarının planlayıcısı El-Kaide yöneticisi Halit Şeyh Muhammed de bunlara iyi bir örnek. Örgütün gizlilik politikası gereği normalde telefon kullanmaması gereken Muhammed, bıraktığı izleri gizlemek için İsviçre'nin mobil cep telefonu operatörü Swisscom'un hazır kartlarını kullanıyordu. Cep telefonlarının parmak izi sayılan IEMI numalaranın takip edilmesini engellemek içinse sürekli cep telefonu değiştiriyordu. Ancak unuttuğu şey, SİM kartının da takip edildiğiydi. Çünkü cep telefonları her açıldığında IEMI ve SİM numarasını merkeze yollayarak onay alıyor.
Böylece CIA basit bir takip sonucu Halit Şeyh Muhammed'i SİM rehberindeki bütün telefon numaralarıyla birlikte yakaladı. Gerisi çorap söküğü gibi geldi. Oysa El-Kaide'nin örgüt eğitiminde telefon kullanılmaması ve hiçbir bilginin bir yere yazılmaması, akılda tutulması konusundaki uyarıları biliniyordu. İsviçre'den alınmış bir ön ödemeli kartın Pakistan'da kullanılması bile CIA'i alarma geçirmeye yetmişti. Sürekli takip modeli Cep telefonlarının sahibinin konumu, kimlerle konuştuğu ve nerelere gittiği hakkında sunduğu bilgiler sadece teröristleri değil, kişisel haklarını korumak isteyen sade vatandaşları da tedirgin ediyor. Birçok abone bu tip bilgilerin toplanmasını veya kaydedilmesini istemiyor. Ancak bu taleplerinin bir fayda sağladığını da söyleyemeyeceğiz. Yakın gelecekte mekân tabanlı hizmetlere geçildiğinde bunun daha yoğun tartışılacağı düşünülüyor. Mekân tabanlı hizmetler, bulunduğunuz yere göre SMS, WAP ya da MMS yoluyla pazarlama ve bilgilendirme hizmetlerine karşılık geliyor. Radikal
__________________ meseldir sözümün onda dokuzu
eski ustalardan onda yedisi
bir yudum su kadar gündelik sözler
Gök'ün uyumundan gelir büyüsü |