Tekil Mesaj gösterimi
  #1
Alt 17.12.2002, 02:46
mine

 
mine - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 29.05.2002
Mesajlar: 2.121
Teşekkür etti: 0
4 Teşekkür 3 Mesaja aldı
Başörtüsü için askerle anlaşmıştık; ama...

Başörtüsü için askerle anlaşmıştık; ama...


İçişleri eski Bakanı Akşener, 28 Şubat döneminde kadın

memurların başörtüsü ile çalışabilmesi için askerlerle anlaşma

zemini sağladıklarını; ancak bazı siyasetçilerin hataları sebebiyle

bu girişimin sonuçsuz kaldığını söyledi. Akşener, rejim endişelerini

İstanbul sermayesi ve basının tetiklediğini savundu.


28 Haziran 1996’dan 30 Haziran 1997 tarihine kadar görev yapan

Necmettin Erbakan’ın başbakanlığındaki RP–DYP (Refahyol)

hükümetinin İçişleri Bakanı Meral Akşener, Zaman’a yaptığı

açıklamada, başörtüsü tartışmalarının yoğun olarak yaşandığı

1997 yılında asker ve sivil bürokrasi ile diyalog kurarak sorunun

çözülebileceğini gösterdiklerini söyledi. Kadın memurların

başörtüsü ile işe gidebilmeleri için “bir vasat oluşturduklarını”

anlatan Akşener, şu görüşleri dile getirdi: “Üniforma zorunluluğu

olmayan işlerde, siyasi simge olarak algılanan örtünme şekli

dışında şu şekilde bağlı bir eşarp, şöyle bir gömlek, uzun bir

ceket, etek. Ressam bunları çizdi. Ve bu vasat yakalandı.

Hazırlanan çizimlere MGK Genel Sekreteri İlhan Kılıç da olumlu

yaklaştı ve bir anlaşma zemini sağlandı. Sonra ne olduysa oldu iki

gün sonra kızlar ilahiyat fakültesinin kapısında, üniversite dışında

kaldı.”


Meral Akşener, 28 Şubat’ı “sosyolojik bir fay kırığı” olarak

değerlendiriyor. Cumhuriyeti kuran sivil ve silahlı bürokrasinin

ülkenin bölünmesi ve rejimin değişmesiyle ilgili endişeleri

bulunduğunu belirten Akşener, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bana

göre bu korku ve endişelerinde çok samimiler. Bu endişeleri

tetikleyen grupların da İstanbul sermayesi ve basını olduğunu

düşünüyorum. Kurumsal endişeler samimiydi; ama bu endişelerin

tetiklenmesi İstanbul’dan oluyordu. 28 Şubat sürecinde, siyasetçi

kanat da iktidarıyla, muhalefetiyle dik duramadı. Siyasetçi, sürecin

daha hatasız gitmesi açısından sivil ve silahlı bürokrasi ile doğru

bir diyalog kurabilirdi. Siyasetçi diyalog da kuramadı, dik duruş da

sergileyemedi. 1997’de Refahyol hükümeti yıkıldıktan sonra DYP

ve RP şecaat gösterdi; ama bu da vatandaş tarafından inandırıcı

bulunmadı. Kaybeden taraflar açısından olaya baktığınızda o

dönemin pek çok grubu kaybetti. Siyaset kurumunun korkakları

kaybetti. Sosyal hayatın korkakları, fırsatçıları kaybetti. Kazanan

var mı, derseniz çok kazanan olduğunu zannetmiyorum.”


AK Parti’nin 3 Kasım’da aldığı oyların halkın uzlaşma arayışını

gösterdiğini ifade eden Akşener, başörtüsü, imam hatipler ve

Kur’an kurslarının gerginlik alanı olmaktan çıkartılması gerektiğini

vurguladı. AK Parti iktidarının gerginlik alanlarını ortadan

kaldırarak Türkiye’ye büyük hizmette bulunabileceğini dile getiren

Akşener, “Belli şeyler anlatılarak endişelerin izolesine yönelik

ortak bir yolun bulunması mümkün. Ticaret, siyaset yapan statü

sahibi insanların, bireylerin, şahısların bu gerginliğin bitmesini

istemediklerini gördüm. Türkiye’de gerginlik alanından beslenen,

istismar ederek bu işten faydalanan grupların bu problemin

içinden ellerinin çektirilmesi gerekir. Bunun sorunların çözümünde

ciddi katkıları olur diye düşünüyorum.” şeklinde konuştu.

mine isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla