|
Kusursuz dost arayan, dostsuz kalır.....
Üyelik tarihi: 08.04.2004
Teşekkür etti: 10
208 Teşekkür 110 Mesaja aldı
|
Hakimin Dört Suçu
Hazreti Ömer(r.a.), hilafet zamanında Hımıs ileri gelenlerine bir mektup yazıp çevredeki fakirlerin kendisine bildirilmesini isteyerek yardım edeceğini bildirdi. Hımıs'lılar Şam ve civarında bulunan fakirlerin bir listesini Halife Hazreti Ömer'e arzettiler.
Hazreti Ömer (r.a.) gelen listeyi açıp baktığında listenin başında kadı olarak tayin ettiği Sa'd bin Amir'in ismini görüp listeyi getirenlere hakimin mali durumunu sordu. Onlar:
- Hakimimiz hakikaten gayet fakirdir. Çünkü rüşvet olacağı korkusundan, en küçük bir hediyemizi bilke kabul etmiyor, dediler. Bu sözler Halife Ömer'in hoşuna gitmişti.
-Allah'tan bu kadar korkan hakiminizin hoşunuza gitmeyen tarafları da vardır herhalde... Dedi. Onlar : Hakimlerinden şikayetlerinin de olduğunu ve bazı hallerinden memnun olmadıklarını söyleyerek kusurlarını şöyle sıraladılar:
1- Hakimimiz vazifesine her zaman sabah namazından sonra başlaması lazım geldiği halde kuşluk vakti vazifesinin başına gelir.
2- Hakimimizi hiç bir gece aramızda göremiyoruz. O hep kendi başına evine çekilir halkla münasebet kurmaz.
3- Hele haftada bir gün , evinden dışarı bile çıkmaz, kapısını arkasından sürgüleyip içerden ses bile vermiyor.
4- O'nun şahid olduğu bir hadise vardır. O hadise aklına geldiği zaman baygınlık gelir ve üzüntsünden hastalanır. O hadise ise Ashaptan Hubeyb'in öldürülmesidir, dediler. Hımıslıların şikayetlerini sonuna kadar dinleyen Hazreti Ömer, onlara bir kısım erzak ve giyecek vererek gönderdi. Hakim Sa'd bin Amir'i de kusurlarının sebebini öğrenmek üzere huzuruna davet etti.
Hakim, Hazreti Ömer'in huzuruna geldiğinde , Halife O'na Hımıslıların bazı şikayeti olduğunu söyleyerek dört kusurunun sebebini sordu.
O, bu dört hatasını şöyle izah etti:
Birinci kusurum; ailem hasta olduğundan evin bütün işlerini bizzat kendim görüyorum ve bu sebepten vazifemin başına ancak kuşluk vakti
gelebiliyorum,
ikincisi ise; gündüzleri halk için vazife gören bir kimsenin gece olunca Hak için vazife görmesine müsaade edersiniz her halde. Ben akşam olunca gün boyu yaptığım işlerin muhasebesini yapıyor acaba yaptığım işlerde bir kusurum varmı diye onu tetkik ediyorum.
Üçüncüsü ise; sırtımdakinden başka giyecek elbisem yoktur. Haftada bir gün giydiğim çamaşırlarımı yıkıyor temizlik işleri ile meşgul oluyorum. Hatta evimde bile üzerime alacak elbisem olmadığı için yıkadığım çamaşırlarım kuruyuncaya kadar hiçbir kimseyi görüşmeye kabul bile edemiyorum. Hubeyb'in şehid edilmesini hatırlayınca bayıldığım ise doğrudur. Çünkü müşrikler Hubeyb'i asarlarken ben yanlarında idim. Belki mani olabilirdim, ama o zaman İslamla müşerref olmamıştım, sedece hadiseye seyirci kaldım. İşte bu hadise aklıma geldikçe kendimi tutamıyor mes'uliyetinden korktuğum için bayılıyorum, hastalanıyorum, diye sayarak dört kusurunu da Halife ;Ömer'e izah etti.
Sa'd bin Amir'in (r.a.) bu izahatı karşısında göz yaşlarını tutamayan Halife çok memnun oldu ve ondan sonra Sad'ı hatıırladıkça ağlar
"Ah Sa'd ah Allah korkusu seni ne kadar yüceltmiş" der onunla iftihar ederdi.
__________________
GELDİĞİN ZAMAN BOŞLUK DOLDURAN DEĞİL,
GİTTİĞİN ZAMAN YERİ DOLDURULAMAYAN OL
Konu itimat tarafından (12.05.2005 Saat 20:27 ) değiştirilmiştir..
|
|
|