| sevgili Anneciğim Sevgili Anneciğim, Hep seni ne kadar sevdiği mi, küçük fakat seninle dolu olan yüreğim deki yerini anlatmak istedim. Ama başaramadım. Çünkü beni hiç anlamaya çalışmadın. Bir gün bahçeden sana çicek kopardım. Bardağa koydum getiriyordum ki, bardak birden bire elimden düştü kırıldı. Kırılan bardak için o kadar çok bağırdın ki, bir daha kimseye çicek vermemeye yemin ettim. Oysa kırılan o küçücük kalbimin hiç farkına varmadın bile. Anne, benim küçücük yüreğim de herkesi sevecek kadar yer vardı. Ben herkesi çok seviyordum. Ama sen insanların hep kötü olduklarını onlara güvenilmemesini söyledin. Ben de artık insanları sevmiyorum. Anneciğim, kücük kafam şunu bir türlü almıyor. Ben doğduğum zaman vurmayı bilmiyordum. Başkalarına vurmayı sen öğrettin. O halde kardeşime vurduğum zaman niçin bana kızıp ellerime vuruyorsun. Anne, babamı hiç sevmiyor musun? Beni hep onunla korkutuyorsun. Yoksa onu sevmemi istemiyor musun? Anne, ben bir şeyi bağırmadan istersem vermiyorsun. Bağırarak istersem veriyorsun. O yüzden de bağırarak, ağlayarak istiyorum. Biliyor musun seni bağırtmak hoşuma gidiyor. O zaman benimle ilgilendiğini düşünüyorum. Anne, evdeki eşyaları, sehpayı, kül tablalarını, televizyonu kıskanıyorum. Onları kırmak yok etmek istiyorum. Onlar olmazsa beni daha çok seveceğini düşünüyorum..... Onları temizlemek için ayırdığın vakti bana ayırmıyorsun. Demek ki onları benden daha çok seviyorsun. Anne, ben yaşam istiyorum. ' Yapma' ların ' Etme' lerin olmadığı sevginin çok olduğu, annelerin çocuklarını anladığı bir yer istiyorum. Söyler misin bana o yer neresidir?
__________________ GELDİĞİN ZAMAN BOŞLUK DOLDURAN DEĞİL,
GİTTİĞİN ZAMAN YERİ DOLDURULAMAYAN OL
Konu itimat tarafından (14.08.2005 Saat 18:21 ) değiştirilmiştir..
|