| Bir-Taraf olmayan Ber-Taraf olur...!
Üyelik tarihi: 29.02.2004 Teşekkür etti: 93
114 Teşekkür 55 Mesaja aldı
| "Perdeler indi... Işıklar söndü... Du bakali n’olcek?" "Perdeler indi... Işıklar söndü... Du bakali n’olcek?" "Perdeler indi... Işıklar söndü... Du bakali n’olcek?"
Hikâyeyi bilirsiniz... Ama ben, merhum Nasreddin Hoca’nın, “bilenler, bilmeyenlere anlatsın” deyip de minberden indiği gibi yapmayacağım...
Bilenler tekrar okusun, bilmeyenler öğrensin diyerek yeniden anlatacağım...
Evet, anlatacağım...
Çünkü, bu ülkede;
“Kim 500 milyar ister” diye soranlara, “ben isterim” deyip de, “yarışmacı” olarak televizyon ekranına çıkıp; önceki akşam olduğu gibi, “Ele verir talkını, kendi yutar salkımı” sözündeki “talkın”ın “telkin” demek olduğunu, “külçe gibi yığılmak” sözünün “takatsiz kalmak” demek olduğunu bilmeden, “pahalılık” diyen insanlar var!..
Dolayısıyla;
“Du bakali n’olcek?” sözünün ne anlama geldiğini bilmeyenler de olabilir düşüncesiyle, bu sözün “hikâyesi”ni anlatma ihtiyacı hissettim!..
Anlattım ki;
Bilenler, “bilmeyenler”e anlatsın da, televizyona-melevizyona çıktıklarında, “rezil-kepaze” olmasınlar!..
Efendim;
Adamın biri, karısının bir “halt” karıştırdığından şüphe ediyor, ama son derece “iyiniyetli” olduğundan ona “toz” kondurmak da istemiyormuş!..
Sonunda, “şüpheleri” galip gelip de, geceleri gözlerine uyku girmez olunca, bir “dedektif” tutmuş!..
“Hele takip et karımı!.. Durumu da, anında rapor et bana!”
Dedektif, başlamış takibe... Tabiî, kadının ne yaptığını, nereye gittiğini anında bildiriyor kocasına...
“Şu anda evden çıktı... Caddede kendini bekleyen lüks bir arabaya bindi!”
Kocası;
“Du bakali n’olcek? Takip et!”
Dedektif takipte... Kadın, otomobiline bindiği erkekle birlikte yemekte...
Dedektif, durumu bildiriyor:
“Şu anda şampanya içiyorlar... Herifin eli, karınızın omuzunda!.. Yemekten kalktılar, şu anda dansediyorlar!.. Karınız, başını herifin omuzuna yasladı!.. Herifin eli, karınızın belinde!”
Kocası;
“Du bakali n’olcek?.. Takibi sürdür!”
Biraz sonra dışarı çıkarlar... Birlikte adamın evine gelirler...
Dedektif, raporunu sunar:
“Şu anda herif soyunuyor... Aaa, şimdi de karınızı soymaya başladı!.. İkisi de çırılçıplak!”
Kocası;
“Du bakali n’olcek?”
Dedektif;
“Birbirlerine sarıldılar!”
Kocası;
“Du bakali n’olcek?”
Dedektif;
“Perdeyi çektiler, ışıkları söndürdüler!”
Kocası;
“Du bakali n’olcek?!?”
İLK RAPOR: YÖK!
İtiraf etmeliyim ki;
Karıştırılan bunca “halt”a rağmen, hâlâ bir “iyimserlik” havası var birçoklarında!..
Gece gördüğü “kâbus”u bile “hayra yorma” aymazlığındaki nice insan, hâlâ “iyimser bir beklenti” içinde!..
Olan-biteni görebilmek ve kavrayabilmek için, “dedektif” olmaya gerek yok!..
Her şey ayan-beyan ortada!.. Hem de “tarih”leriyle ve “belge”leriyle!..
Televizyonlar bangır bangır bağırıyor, gazeteler çarşaf çarşaf manşet atıyor:
“Sezer, meslek liselerindeki adaletsizlik ve eşitsizliği ortadan kaldıran YÖK Yasası’nı veto etti... 1 milyon civarındaki meslek lisesi öğrencisi, bu yıl da üniversiteye giremeyecek!”
Bazıları, hâlâ umutlu;
“Du bakali n’olcek?”
Aradan birkaç gün geçiyor... Sezer’in geçen hafta Cuma günü açıkladığı “veto” kararının ardından, gözler Salı günkü AK Parti Grubu’nda...
Tayyip Bey kürsüye çıkıp, “yüzbinlerce meslek liselinin umutlarını yıkan” malûm kararını açıklıyor:
“YÖK Yasası’nı askıya aldık!”
Sanki, “beklenen” bir karar... Sessizce bir kabulleniş!.. Birçoklarında çıt yok!..
Aksine ümitli bir bekleyiş;
“Du bakali n’olcek?”
VAKİT VE CUMA
Aynı günlerde, yine bir “infaz” kararı:
“Vakit gazetesi, 312 general tarafından açılan dâvâda, yaklaşık 1 trilyon lira tazminat ödemeye mahkûm edildi!.. Karar, 4 ay gibi rekor bir sürede verildi!.. 1 trilyonluk tazminatın da, dünyada bir eşi-benzeri daha yok!”
Bazıları; hâlâ büyük bir aymazlık ve vurdumduymazlık içinde;
“Du bakali n’olcek?”
Arkasından; gazeteler ve yazarlar, bir başka “gelişme”yi haber veriyor:
“Tam 14 yıldır yayın hayatında bulunan ve 700 haftadır, ‘kapak’larıyla gündem oluşturan Cuma dergisi; Genelkurmay Başkanı’nın bile ‘konuşmayın’ uyarısında bulunmasına rağmen demeç veren 3 generale ‘disiplinsiz paşalar’ dediği için ‘yüksek bir tazminat cezası’na mahkûm oldu ve dergi kepenk indirmek zorunda kaldı!..”
Mahkûmiyet kararının gerekçesi de ilginçti:
“Generallerin fotoğraflarının sinekli kâğıtlara basılması, pisliği çağrıştırmaktadır!”
Oysa, Yeni Şafak’tan Kürşat Bumin, şöyle diyordu:
“Bizim iskambil oyunlarında eskiden ‘ispati’, sonradan ‘sinek’ olarak adlandırdığımız kartların aslı ‘yonca’dır... (...) Biliyoruz ki, Frenklerin ‘trefle’, yani Türkçesi ‘yonca’ olarak adlandırılan ‘sinek’in ‘pislik çağrıştırma’ ile hiç mi hiç ilgisi yoktur...”
Ama, mahkeme tazminata hükmediyor ve zaten “kendi yağıyla kavrulan” bir dergi, yayın hayatına son vermek zorunda kalıyor...
Bazıları, hâlâ “iyimser bir beklenti” içinde;
“Du bakali n’olcek?”
İHL’Lİ POLİS OLAMAZ!
Derken, gazetelerde ve televizyonlarda bir başka haber:
“Mahkeme Başkanı Mustafa Bumin, Başkan Yardımcısı Haşim Kılıç ve üye Sacit Adalı’nın muhalefet oylarına rağmen, Anayasa Mahkemesi yeni bir karar alıyor:
“İmam Hatip Lisesi mezunları polis olamaz!”
Öyle bir tezat ki,
İmam Hatip mezunları; “esnaf” olur, “işyeri sahibi” olur ve “vergi” verir!.. Bazılarının “içine sinmese” de, bu ülkede “Başbakan” olur, “bakan” olur, “milletvekili” olur!.. Kışlaya gider “asker” olur, ama, her ne hikmetse “polis” olamaz!..
Bazıları, hâlâ “aymazlık” içinde... “Adım adım kuşatıldığının” hâlâ farkında değil!..
“Kazan içindeki kurbağa” misali; derece derece ısıtıldığının ve sonunda “haşlanarak öleceğinin” ayırdında değil!..
Kuşatmanın sürdüğünü, “suyunun ısındığını” göre göre, hâlâ “umutlu bir bekleyiş” içinde;
“Du bakali n’olcek?”
...VE MGV KAPATILDI!
Veee, gazetelere dün yansıyan son haber:
“Ankara 25. Asliye Hukuk Mahkemesi, MGV’nin kapatılmasına ve malvarlıklarının Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne devredilmesine karar verdi!”
Adından da anlaşılacağı gibi;
Vakıf, “millî bir duruş” sergileyen, “millî bir gençlik” hedefleyen bir kuruluş!..
“Popstar” veya “Topmodel” değil, “millî ve manevî değerlerle yoğrulmuş” bir gençlik oluşturmayı hedeflemek gibi, önemli bir fonksiyon yüklenen bir kuruluş!..
O da kapatıldı!..
Tıpkı;
“İmam Hatiplilerin önünün kapandığı” ve onların “polis” olmalarının bile yasaklandığı gibi!..
Tıpkı;
Cuma dergisinin de kapandığı, Vakit’in de kapattırılmak istendiği gibi!..
Tıpkı;
“10 bin fakir öğrenci”nin “özel okullar”da okuma yollarının kapatıldığı gibi!..
Tıpkı;
“Kur’an kursları” yönetmeliğinin geri çekilerek, “Kur’an öğrenimi”nin önünün kapandığı gibi!..
HÂLÂ İYİMSERLİK!
Tüm bunların, ABD ve İsrail orijinli “büyük bir plânın parçaları” olduğunu görmeyen, “millî ve manevi değerleri kuşatma ve yok etme operasyonu”nun adım adım uygulandığının farkına varmayan, “Yahu ne oluyoruz?.. Nereye götürülüyoruz?” diye sormayan birçokları; hâlâ “kış uykusu”nda olmalı ki, gözlerini ovuşturarak izliyor olup biteni!..
Hâlâ “beklenti” içinde;
“Du bakali n’olcek?”
Ne olduğu ortada;
“-Eve kapatıldık!”
“-Soyuluyoruz!”
“-Perdeler indi!”
“-Işıklar söndürüldü!”
Hâlâ soruyoruz;
“Dur bakalım ne olacak?”
Hasan KARAKAYA www.vakit.com.tr
__________________ ~~~ İmzada bulunan Resim ve Linkleri görebilmeniz için 0 Mesajınız olması gereklidir !.Sizin ise şuan 0 Mesajınız var. ~~~
Dosttan Öte Dosttan Ziyade |