Üyelik tarihi: 20.01.2003 Teşekkür etti: 19
30 Teşekkür 20 Mesaja aldı
| Zafer Bayrami
Ağustos, Türk Milleti'nin "zafer ayı"dır. Malazgirt'ten Mohaç'a, Büyük Taarruz'a kadar, Ağustos ayında muhteşem zaferler kazanılmıştır.
Selçuklu Türk Sultanı Alp Arslan'ın 26 Ağustos 1071 tarihinde kazandığı "Malazgirt Zaferi"nden tam 851 yıl sonra, Türkiye Cumhuriyeti'nin Başkomutan Mustafa Kemal (Atatürk) Paşa, 26 Ağustos 1922 günü "Büyük Taarruz"u başlattı ve "30 Ağustos Zaferi"ni kazandı.
Malazgirt Zaferi, "devlet ve vatan kuran zafer"dir. (Prof. Dr. Mehmet Altay Köymen) 30 Ağustos da, "devlet kuran ve vatan kurtaran" zaferdir. 26 Ağustos 1071'de Anadolu'nun fethi başlamış ve bir vatan kurulmuştu. 26 Ağustos 1922'de ise bu vatan yok olmaktan kurtarıldı ve Osmanlı Devleti'nden yeni bir millî "Türk Devleti" doğdu. (Prof. Dr. Nuri Köstüklü)
X X X
Başbakan'ın, Anadolu'nun vatan yapılmasını sağlayan Malazgirt Zaferi'nin yıldönümünde Malazgirt'e gitmesini fevkalâde anlamlı ve isabetli buluyoruz. Tarih şuuru bulunmadan, istikbalde iddialı olunamaz. Türkiye Tarihi (Türk tarihi değil), Malazgirt Zaferi ile başlamıştır. Bu zafer bize, dost ve düşmanlarımızın gıptayla baktığı, üzerinde bugüne kadar yaşaya geldiğimiz ve ebediyyen yaşama azminde olduğumuz emsalsiz bir vatan kazandırmıştır. Türk Milleti, bu güzel vatanı, geçmişte olduğu gibi, bundan böyle de korumakta ve savunmakta kararlı olduğu takdirde, Malazgirt Zaferi önemini ve değerini hiç bir zaman yitirmeyecektir.
Bu vesile ile Doğu ve Güneydoğu Anadolu'nun bin yıllık "Türk Yurdu" olduğunu da vurgulamak istiyorum. Türkler, Anadolu'ya doğu ve güneydoğudan girmişler; Selçuklular başta olmak üzere, Anadolu'daki ilk devletlerini önce bu bölgede kurmuşlardır. Artuklular, Dânişmendliler, Mengücekler, Saltuklular, Sökmenliler (Ahlatşahlar), İnaloğulları, Dilmaçoğulları, doğu ve güneydoğuda asırlar boyunca hükümran olmuşlar ve birbirinden güzel eserler vermişlerdir. Günümüzde, etnik kimliklerini farklı ifade edenlerin sayıca artması, bu bölgeleri "Türk Vatanı" olmaktan aslâ çıkarmayacaktır.
X X X
Bin yıllık Türk yurdunun muhafazası mücadelesi, fethinden daha zor olmuştur. Türkiye'nin sömürgeci devletler tarafından paylaşılmaya başlanması üzerine, Mustafa Kemâl'in Samsun'a çıkışından önce girişilen mahallî mücadele çalışmalarının "Millî Mücadele" hâline getirilmesi, Mustafa Kemal Paşa tarafından başarılmıştır. O'nun teşkilâtlandırdığı Millî Mücadele ve kurduğu Meclis idaresi, işgal altındaki vatanda, ortadan kalkan devlet otoritesini ve bozulan asayişi yeniden tesis etme yolundaki ilk başarılarından sonra, Anadolu'nun içinde bulunduğu çok zor iktisadî ve sosyal şartlarda küçük ve düzensiz kuvvetleri bir "Millî Ordu" hâline getirebilmiştir.
Son zamanlarında tam bir hâkimiyet kuramadıkları imparatorluklarını kaybeden Türkler, Büyük Taarruz'la başlayan "30 Ağustos Zaferi" sâyesinde, tam ve gerçek sahibi oldukları bir vatan elde etmişler ve bin yıldır yaşadıkları vatanın kâlpgâhında yapmak zorunda kaldıkları var olma mücadelesini kazanmışlardır.
Türk Milleti, başta Büyük Atatürk olmak üzere, Millî Mücadele'yi veren ve zaferler kazanan bu nesile çok şey borçludur.
X X X
"Zafer Bayramı" yaklaşınca, bir taraftan tüylerim diken diken, gözlerim yaşlı, zaferin heyecanını yaşıyorum; bir taraftan da şimdi, emekliye ayrılan komutanlardan birisi kalkıp milleti kıracak konuşma yapar mı diye içim titreyerek bekliyorum. Öyle ya, artık âdet hâline geldi; giderayak "irtica"yı bahane edip siyasî mahiyette konuşma yapıyorlar; milletin manevî değerlerini rencide edecek sözler söyleyebiliyorlar. Halbuki, bu millet ordusunu, komutanını, askerini çok seviyor. Onları mukaddes bir varlık gibi kabul ediyor. Arkasından "irtica" diye başlayan lüzumsuz konuşmalara gönül koyuyor.
X X X
Bu millet, çok büyük bir millettir. Üç kıt'ada asırlardır İslâm'ın bayraktarlığını yapmış; hükümrân olduğu yerlerde hep adaletle hükmetmiş ve "huzur medeniyeti"ni kurmuştur. Bu millet, mağdur, mazlum ve asil bir millettir. 1. Cihan Harbi'nde üç kıt'ada savaşmış; Galiçya'dan Çanakkale'ye, oradan Hicaz'a ve Yemen'e kadar aslanlar gibi mücadele etmiştir.
Yemen Türküsü'nün şu mısralarını ne zaman işitsem gözyaşlarımı tutamam:
"Kışlanın önünde redif sesi var,
Bakın çantasında acep nesi var?
Bir çift kundurası, bir de fesi var.
Ah o Yemen'dir gülü dikendir
Giden gelmiyor, acep nedendir?"
X X X
Anafartalar Kahramanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Çanakkale'deki Türk askerini şöyle anlatıyor:
"Karşılıklı siperler arası sekiz metre, yani ölüm muhakkak. Birinci siperdekiler, hiçbiri kurtulamayarak kâmilen şehit düşüyor. İkinci siperdekiler onların yerine geçiyor. Fakat ne kadar gıpta edilecek itidal ve tevekkül ki, ölenleri görüyor, üç dakikaya kadar öleceğini biliyor, hiç bir tereddüt bile göstermiyor, sarsılmak yok!... Okuma bilenler ellerinde Kur'ân-ı Kerîm, cennete girmeye hazırlanıyorlar. Bilmeyenler, kelime-i şahadet getirerek yürüyorlar. Bu, Türk askerindeki ruh kuvvetini gösteren, şâyân-ı hayret bir misâldir. Emin olmalısınız ki, Çanakkale muharebesini kazandıran, bu yüksek ruhtur."
X X X
Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök Paşa'nın geçen günkü "değişim"le ilgili konuşmasında TSK mensuplarını tanımlarken, "manevî değerlere sahip olma" özelliğini de söylemesi, milletimizi memnun etmiştir. Bu beyanı, 28 Şubat sürecinde bilinen endişelerle "irticacı avına" çıkıp milletin dinî değerlerini rencide eden bazı TSK mensuplarının sebep olduğu tahribatı telâfi edecek bir başlangıç olarak kabul ediyoruz.
Unutmayalım ki, manevî ve moral değerleri düşük olan bir orduyu savaştırmak mümkün değildir. Bizim şanlı ordumuz, dışarıdan provoke edilen bu endişelerden en kısa zamanda kurtularak, gerektiğinde vatan savunmasında dünyanın en güçlü ordusu olduğunu gösterecektir.
X X X
Yıldırım Gürses'in Rast makamında bestelediği Mehmet Akif Ersoy'un "Ordunun Duâsı"nı, Türk Silâhlı Kuvvetleri'ne sunuyorum:
"Yılmam ölümden, yaradan, askerim;
Orduma gazi dedi Peygamberim.
Bir dileğim var, ölürüm isterim:
Yurduma tek düşman ayak basmasın.
Amin desin hep birden yiğitler,
Allahû ekber gökten şehitler.
Amin amin Allahü ekber!"
X X X
Aziz milletimizin ve kahraman ordumuzun "Zafer Bayramı"nı kutluyor; şehitlerimize ve gazilerimize Allah'tan rahmet diliyorum.
Hasan Celal Güzel
Dünden Bugüne Tercüman
__________________ YAPAMAZ ERTUĞRUL EVLADI SENSİZ,CAN VERİR CANANI VEREMEZ TÜRKLER
EBEDİ HADİM-ÜL HAREMEYNİNİZ,ÖLSEK DE RAVZANI RUHUMUZ BEKLER |