Abdullah Öcalan’ın hayat seyrinde en manidar kesitlerden biri, Papa 2. Jean Paul’e yazdığı mektuptur. Apo’nun, altı yıl önce Katolik dünyasının ruhani lideri olan papaya yazdığı mektuptaki şu satırlar oldukça dikkat çekiciydi:
“Hıristiyanlık eşitlik, barış ve insanlık üzerine kurulmuştur. Büyük saygım var. Benim sosyalizm fikrim bundan çok uzak değil, Hıristiyan değerlerine çok yaklaşıyor. Sizin şahsınıza ve dininize duyduğum saygı, benim mücadelem ve düşüncelerimde sabit bir noktadır.” (La Republica, 23 Kasım 1998)
Apo’nun kendisini Hıristiyan değerlere çok yakın ilan ettiği bu mektubun yazılmasından sonra 6 yıl geçiyor.
Tarih 11 Eylül 2004, Özgür Politika gazetesinde çok önemli, ilginç ve şaşırtıcı bir yazı yayımlanıyor.
Yazının başlığı “Öyküm Hz. İsa’nın öyküsüdür.”
Yazı, hayatını Kürtlerin özgürlüğüne adadığını söyleyen Apo’nun, kendisini Hz.İsa ile özdeşleştiren ilginç yorumları yer alıyor.
Oldukça uzun olan yazının tamamını buraya almam mümkün değil. Ama, “Öyküm Hz. İsa’nın öyküsüdür” diye başlık atan Apo’nun bu yazısından bir kesit aktarıyorum, PKK’yı ve liderini daha derinliğine tanıma fırsatını yakaladığımız için:
“Davamın aydınlatılmasında Avrupa uygarlığının temel etkenlerinden biri olan çarmıha gerilme öyküsünün doğru çözümlenmesi önemli rol oynamaktadır.
Öldürülmeden önce Hz. İsa, bir nevi Hz. Yahya’nın halifesi olarak sivrilmiş durumdadır. Sosyal rahatsızlığın başını çekmek ona düşmüştür. Özünde bir sınıf savaşını yürütmektedir.
Tüm tahakkümcü ve istismarcı sistemler, mağdurlarının kanı ve alınteri ile beslenirler. Halkların tüm savaşı bu durumlardan kurtulmanın öyküsüdür.
Hz. İsa’nın öyküsünden tam iki bin yıl geçtikten sonra, onun mekanına ve kültürüne yakın bir yerden, benzer bir sürecin içine düşenlerden biri de benim.
Bu sefer bölgenin en yoksul halkı Kürtlerdir. Katmerli baskıya uğramaktadırlar. Öykünmeden hoşlandığım için belirtmiyorum. Ama, doğuş tarzım, sistemin içine giriş, muhaliflik ve yakalanış tarzım Hz. İsa’nın öyküsüne öz ve biçim olarak yakın durmaktadır.
Büyük havarilerden Saint Paul hiç olmazsa bir iki sefer sonunda kurban edildi. Roma biraz müsamahalı davrandı. Benim ise ilk Avrupa seferinde yakalanmam gerçekleştirildi.
Hz. İsa’da belirleyici otorite Roma idi. Roma’nın otoritesi olmadan İsa ne yakalanır ne çarmıha gerilebilirdi. Benim yakalanmamda belirleyici otorite ABD idi.”
Apo, uzun yazısında, Roma’nın ezilen halklarına gelen Hz. İsa gibi, bugün ezilen Kürtlere de kendisinin geldiğini açıkça ilan ediyor.
Yazıda kullandığı dinsel terminoloji ve kendisini, misyonunu, ortaya çıkışını Hz. İsa ile birebir özdeşleştirmek için yaptığı yorumlar, Apo’nun gerçek misyonunu anlamamızı da kolaylaştırıyor:
“Davanın aydınlatılması için çarmıha gerilme öyküsü iyi çözümlenmeli”,
“Hz. İsa’dan iki bin yıl sonra aynı bölgeden, aynı süreçten ben çıktım”,
“Doğuş tarzım Hz. İsa’nın öyküsü ile aynıdır”,
“Başıma gelenler Saint Paul’den de ileridir”,
“Hz. İsa’da otorite Roma idi, bugün ABD”.
Yıllardan beri Türkiye’yi kan gölüne çeviren, asırlardan beri birlikte yaşadığımız Kürt kardeşlerimize dış tazyiklerle bölünme fitnesini aşılayan Apo’nun gerçek maskesi bu işte.
Kendi kaleminden, kendi yorumundan, kendine yakın bir gazetede yer alan yazısından aldık bu satırları.
Güneydoğulu Müslüman Kürt kardeşlerimiz, “Öyküm Hz. İsa’nın öyküsüdür” diyen bir kişiyi herhalde daha iyi tanımışlardır.
6 yıl önce Papa’ya “Aziz peder! Hıristiyanlığa çok yakınım” diyen Apo’nun geldiği son nokta bu.
Muharrem BAYRAKTAR Kaynak:
http://www.yenimesaj.com.tr/index.ph...rih=2004-09-23
KARDEŞLER KIYAMET ALEMETLERİNDEN BİRİDE SAHTE MESİHLER MEHDİLERİN ÇOKCA TÜREYECEGİDİR... BUYRUN APODA KENDİNİ MESİH İLAN EDİYOR ..:)))