Tekil Mesaj gösterimi
  #2
Alt 15.10.2004, 17:24
jandarma
Sabır acı, meyvesi tatlıdır.

 
jandarma - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 26.01.2003
Mesajlar: 8.655
Teşekkür etti: 313
261 Teşekkür 146 Mesaja aldı
CE: Şeytanla Savaşta Ramazan Siperi ve Oruç Kalkanı

Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız M. Ali Saral
Her an şerrinden Allah’a sığındımz şeytana karşı sürdürdüğümüz savaş diğer bütün savaşlardan daha önemli ve daha zordur. Çünkü şeytana mağlub olanlar başka hiç bir savaşta galip gelemezler. İnsanoğlunun şeytanla savaşı, babamız Adem ve anamız Havva ile cennetle başladı ve şeytanın zaferiyle sonuçlandı. İnsanoğlunun bu mağlubiyetinin faturası çok ağır oldu. Şeytanın iğvasıyla çıkarıldığımız cennete tekrar dönebilmenin mücadelesini veriyoruz. Zaten savaş da bu eksende cereyan ediyor. Biz cennete girmenin savaşını veriyoruz, şeytan ise sokmamanın savaşını veriyor.

Şeytana karşı zafer kazanmanın en güzel mevsimi şüphesiz Ramazan ayıdır. Çünkü Ramazan şeytana ve şeytani arzulara karşı en güçlü siper, oruç ise en sağlam kalkandır.

Hz. Peygamber (s.a.v) “Ramazan ayı gelince şeytanlar zincire vurulur” buyurdular. Yine aynı hadisin içinde cehennem kapılarının kapandığı da ifade edilmiştir. Zira cehennemin malzemesi günah, müşterileri günahkarlar, reklamcıları da şeytanlardır. Ramazanda topluma hakim olan mânevi hava sebebiyle genellikle günahlardan uzaklaşır. İnsanlar cehennemin pazarlama ve reklam büroları yerine cennete açılan mabetlere yönelirler. Şeytani gürültüler yerine ilahi seslere kulak verirler. Kaba ve bayağı arzular yerine derûnî zevklere talip olurlar, adetâ melekleşirler. Şeytanların kuşatmasını yararlar, cennete giden yolda büyük mesafeler katederler. “Onları saptırmak için senin doğru yolunun üzerine tuzak kuracağım. Sonra da mutlaka onlara önlerinden, arkalarından, sağlarından, sollarından sokulacağım ve sen onların çoklarını şükredenlerden bulamayacaksın” (Araf: 16-17) diyerek, Cenab-ı Hakka adetâ meydan okuyan İblis ve askerleri bu ayda zincire vurulmakta, kulları tuzağa düşürüp cehenneme sürüklemeleri genellikle engellenmektedir. Nefsin ve şeytanın sesine kulak vermeyip bütün zorluklarına rağmen oruç tutarak, zekât ve sadaka vererek, uzun terâvih namazları kılarak, uykusunu bölüp sahurlara kalkarak Cenab’ı Hak’kın rızasını kazanmaya, çalışan kullara karşı şeytanların elleri kolları bağlı kalmakta, kulların irade ve azimleri karşısında hezimete uğramaktadırlar. Resmi istatistiklere göre Ramazan ayında suçların gözle görülür şekilde azalması bunun en canlı delilidir.

Zaferlerin en çok kazanıldığı, düşmanların en çok kahredildiği ay Ramazan ayıdır. Mekke bu ayda fethedildi. Bedir, Yermuk ve Kâdisiye zaferleri bu ayda kazanıldı. Kudüs, haçlılardan bu ayda temizlendi. Bu zaferleri, içlerinde şeytana karşı zafer kazananlar kazandı. Bu bakımdan Ramazan müminlerin, şeytan ve kötü duygulara karşı kendilerini güçlendirip silahlandırdıkları manevi bir talim, terbiye ve idman ayıdır. Manevi hastalıklardan şifa buldukları ilahi bir hastahanedir. Zira namaz, oruç, zekât ve sadaka gibi ibadetlere daha çok yönelerek tembellik, cimrilik, bencillik ve merhametsizlik gibi hastalıklardan kurtulurlar. Ramazan ayı, sabır ve iradenin güçlendirildiği manevi bir talimgah hükmündedir. İnsan bu ayda acıktığı halde yemez, susadığı halde içmez ve bunu sırf Allah rızası için yapar. İman ve irade gücü olmadan insanın, behimi arzulara karşı direnmesi mümkün değildir. Aç ve iştahlı iken önüne konan otu yemeyen bir eşek, önüne atılan eti yemeyen bir köpek gösterilemez. İnsanın hayvanlardan en önemli farkı irade sahibi olmasıdır. İradeyi geliştiren en büyük güç de iman ve eğitimdir. İbadetler özellikle insanın eğitimi için konmuştur. Eğitimi sayesinde bazı hayvanlara bile belli alışkanlıklar kazandırılmaktadır.

Oruç ciddi bir eğitimdir. Bir günlük açlık ve susuzluğa dayanamayanlar ne iç ne de dış düşmanlara karşı koyabilirler. Zafer önce nefsî zaaflara karşı kazanılır. Onun için tasavvufta “önce can mülkü, sonra cihan mülkü” denir. En basit arzularına karşı koyamayanlar güçlü ordulara karşı nasıl savaşabilirler? Savaş çocuk oyuncağı değildir. Malın, mülkün, ırzın, namusun, canın, cânânın, ülkenin kaybedilmesine, yol açabilecek ciddî bir olaydır. Maddi harpler böyle olduğu gibi insana ebedi saadeti kaybettirecek manevi harpler de böyledir. Başta da belirttiğimiz gibi manevi cephedeki savaş, şeytan ve onun askerlerine karşı yapılmaktadır. Bu savaşın bir özelliği de devamlı oluşudur. Ramazan ve oruç bu savaşa karşı en güçlü iki silahtır. Oruç bir bakıma diriliştir. Ruhun bedene galip gelişinin simgesidir. Orucun diriltici gücünü Mevlana’dan dinleyelim:

Sen orucu, şaşılacak acayip meziyetleri olan bir şey olarak bil. Oruç insana can bağışlar, gönül lutfeder. Sen göklere çıkmak, Miraç etmek sevdasındaysan, şunu bilki, oruç, senin önüne getirilmiş bir Arap atıdır. Oruç, can gözünün açılması için bedenleri kör eder. Senin gönül gözün kör de, o yüzden kıldığın namazlar, yaptığın ibadetler sana o aydınlığı vermiyor, hakikati göstermiyor. Oruç, İnsan şeklindeki hayvanın hayvanlığını giderir. Bu yüzdendir ki oruç, insanın insanlığını olgunlaştırmaya mahsustur. Aşıkların hayatı beden mutfağı yüzünden kararmıştı. İşte oruç mutfakları aydınlatmak için çıktı geldi. Dünyada şeytanın karnını deşen bir bıçağa benzeyen oruçtan daha fazla şeytan öldürücü, nefsin kanını dökücü bir şey var mı? Nefis ile savaşa girişen mücahidin, gönül maksadına ulaşma yolunda oruç, yüzbinlerce yardımcı canın yaşayışından daha da iyidir. Midesine düşkün olan, çok mide ağrısı çeker, sızlanır durur. Zaten midesine düşkün olanın talihinde oruç yoktur. Oruçlunun gülüşü, oruçsuzun secdedeki halinden iyidir. Çünkü oruç onun Rahmanın sofrasına oturtacaktır. Sen farkında değilsin ama yemek yediğin zaman için pislikle dolar. Oruç hamama benzer. Seni maddi ve manevi kirliliklerden, bütün kötülüklerden temizler. Sen vahdet denizinden ayrı düşmüş bir damla gibisin. Sen aslına nasıl ulaşacaksın? İşte oruç, sel gibi, yağmur gibi seni alır, dinize ulaştırır. Nefsin; gönlüne musallat olmuş bir Rüstem’dir, ama oruç onun gül yaprağı gibi tirtir titretir. Gök sofralarının, ruha mahsus sofraların başına tertemiz kişileri oturturlar. İşte oruç sana onlarla bir kaptan yemek yedirir. Oruç seni gün gibi gönlü aydın, canı saf bir hale kor. Sonra da padişahla buluşma, bayram gününde varlığını kurban eder. Seni varlıktan ve benlikten kurtarır (Divan-ı Kebir. 2/330-331) Artık ekmeğe karşı ağzını kapa, tatlı oruç geldi. Şimdiye kadar yemenin içmenin hünerini gördün. Şimdi de orucun hünerini seyret. Kuşların kanat çırpmaları nerede, meleklerin kanat çırpmaları nerede? Kuşlar yem için kanat çırparlar, melekler ise oruca doğru uçarlar. Oruç çarşafa girmiş, kendini gizlemiş bir güzeldir. Çarşafını aç da onu seyret O ne kadar güzelmiş? Boynunu inceltir ama, seni ölümden emin eder. Mide dolgunluğu, rahatsızlığı fazla yeyip içmeden meydana gelir. Oruç ise seni manen mest eder.

Otuz gün Ramazan denizinde bir baştan bir başa, bir uçtan bir uca yüzer durursun. Sonunda oruç incisi elde edersin. Şeytanın bütün hileleri, tedbirleri, bütün okları, oruç kalkanına çarpar kırılır. (Divan-ı Kebir. 3/228) Zaten Hz. peygamber (s.a.v.) “Oruç günahlara karşı bir kalkandır” dememiş miydi?

*Ali Rıza TEMEL - Altınoluk / Ekim 2004

ALLAH razi olsun.
__________________
Herşeyin doğrusunu Allah bilir !!!


İmzada bulunan Resim ve Linkleri görebilmeniz için 0 Mesajınız olması gereklidir !.Sizin ise şuan 0 Mesajınız var.
jandarma isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla