HANIMLARIN PANTOLON GIYMESI CAIZMI?
Cevap : Sikça sorulan sorulardan biri de budur: – Hanimlarin pantolon giymesi dini açidan uygun mu?
Tesettürü temin eden uygun bir giyimdir diyenler oldugu gibi, pantolon erkek giyimidir, kadinlar erkek giyimi giyemezler. Bu konuda yasaklayaci hadis vardir, diyenler de vardir. Durumu siz nasil yorumluyorsunuz?.
Efendim, konuya farkli açilardan bakanlar farkli hükümler verebilirler.
Her açinin kendine göre hükmü olmasi da mümkündür.
Ben de arz edecegim açilardan bakacak, kendi görüsümü netlestirmeye çalisacagim. Takdir size aittir.
Uygun bulursunuz, yahut ta yanlis telakki edersiniz. Ikisi de mümkündür.
Bugün giyim kusamda tam bir karmasa yasanmaktadir.
Ne erkek ne de kadin giyimi geçmisteki gibi net ve tam ayrilmis degildir.
Bunu sunun için arz ediyorum.
Gerçekten de hanimlarin giyim kusaminda birinci ölçü tesettür ise, ikincisi de erkek giyimi olmamasi, erkek giyimine benzememesidir.
Efendimizin ikazi da bunu açikça ifade etmektedir.
– Erkeklerden kadin giysisi, kadinlardan da erkek giysisi giyerek karsi cinse benzeyenlere.. diye baslayan hadiste lanet bedduasi vardir.
Bu ikazi unutmayan hanimlar, giyimlerinde birinci olarak tesettürü esas aldiklari gibi, ikinci olarak ta erkege benzememeyi esas alirlar. Kimliklerini korumak isterler.
Toplumun böyle bir kimlik korumasina ihtiyaci da kesindir.
Cinsiyet karisimi söz konusu olacak nerdeyse.
Ancak bugün erkek giyimi eskisi kadar kesin belirlenmis degildir.
Pantolon artik sadece erkek giyimi olmaktan çikip kadinlarin da büyük ölçüde giyimi haline gelmistir.
Nitekim Suudi Arabistanli erkeklerin de kadin giyimine benzeyen entarilerle dolastiklari bilinmektedir. Demek ki sabit bir erkek giyimi, tartismasiz mevcut degildir.
Bence bugün kadinin giydigi pantolonun erkek giyimi olmasindan önce, dar olup olmadigi, üzerini örten bir baska seyin giyilip giyilmedigi esas alinarak konuya bakilmalidir.
Beden hatlarini belli etmeyecek genislikteki pantolonun üzerine üst kismi örten bir sey giyiliyorsa artik bunun erkek giyimi oldugunu düsünmemek gerekir. Çünkü tesettürü daha iyi saglamak özelligi söz konusudur.
Nitekim Efendimiz aleyhisselam Imam-i Ali ile (Baki) mezarliginda iken yan yoldan bir kadinin, bindigi esek üzerinde giderken yagisli hava sebebiyle ayagi kayan esekten düstügü görülür. Derhal yüzünü baska tarafa dönen Efendimize:
– Kadin sirval giymis, bir yeri açilmadi! derler.
Bunun üzerine Efendimizin, bindigi esekten düstügü halde bir yerinin açilmasini önleyen sirvali giyen hanimlara dua ettigi duyulur.
Bu anlayis içinde pantolona baktigimizda üzerinde bir giyim olmasi halinde Efendimizin duasina mazhar olan bir giyim sekli doldugunu düsünmek yanlis olmasa gerektir.
Çünkü genis pantolonun da, arabaya binip inerken, merdivenden inip çikarken, sirval gibi tesettürü temin ettigi bilinmektedir.
Nitekim siyerde Efendimizin sirval satin aldigi kaydi da vardir. Bizzat kendisinin giydigi görülmedigine göre, yakinlarina hediye etmek için almistir diye düsünmek de mümkündür.
Sirval, Anadolu hanimlarinin vücut hatlarini belli etmeyecek bollukta giydikleri salvari hatirlatiyor insana. Bu kadar bolluktaki salvardan kimsenin sikayeti de olmamaktadir.
Ben konuya böyle bakmaktayim.
Siz bu bakisi zorlastirici da bulabilirsiniz, kolaylastirici da görebilirsiniz..
Bu biraz da sizin içinde bulundugunuz sartlar ve kendi ruh halinizle ilgili olabilir.
Bu konuda Doç, Dr, Faruk Beser Hoca efendinin (Hanimlara özel fetvalar) kitabinda sihhatli bilgi vardir.
Soru : TESETTÜRDE TEMEL ÖLÇÜ NEDIR?
Cevap : Bizi yeni okumaya basladigini ifade eden bir hanim kizimiz tesettür konusundaki zorlanmasini söyle dile getirmis:
– Ben de gönülden arzu ediyorum arkadaslarim gibi tesettüre girmeyi. Ancak çevrem (bir komsu ülkenin simgesi gibi görünen tesettürü hos karsilamiyor, beni de onlar gibi görmek istemediklerini açikça söylüyorlar. Ben de kendimi yokluyorum, öylesine bir tesettüre gerçekten de hazir olmadigimi anliyorum. Bu durumda ne yapayim, kendimi hazir hale getirinceye kadar bekleyeyim mi, yoksa benim de bana göre sevebilecegim bir tesettür seklini bulmam mümkün mü? Komsu ülkeyi hatirlatan bir tesettür sekline mecbur degil miyim?
* * * Düsüncelerini özetledigim bu hanim kizimiza hemen ifade edeyim ki, Islâm belli bir ülkenin, cografyanin dini degildir. Hatta Islâm, Islâm dünyasina da mahsus degildir. Belki Islâm, bütün insanligin ihtiyacini karsilayacak genislik ve bollukta evrensel bir dindir. Öyle olunca da, her seviyede insan, her cografyada yasayan kimse kendine göre bir yer bulabilir Islâm’da. Ille de yapamayacagi, tercih edemeyecegi sekle mecbur ve mahkum degildir. Bundan dolayidir ki en soguk iklim olan kutuplardaki hanimlar kendilerine göre bir tesettür sekli bulabilecekleri gibi, en sicak iklimin hanimlari da kendilerine uyan bir tesettür sekli bulurlar.
Bu açidan bakinca tesettürde zorluk, belli sekle mecburluk, hatta mahkumluk söz konusu olmaz. Sadece temel mefhumu gözden kaçirmayalim yeter.
Nedir o temel mefhum? El, yüz disinda vücudun tamamini örtmesi, açik yer birakmamasi, bedene yapisacak kadar da dar olmamasi.
Ne ile bunu temin edecek, ne türlü bir giyimle bunu saglayacaktir?
Iste burada rahatlik ve genislik vardir. Hangi türlüsüne kendini hazir bulabiliyorsan, hangisini gözüne kestirebiliyorsan... Çevren, durumun, halin neye müsait bulunuyorsa...
Süphesiz ki tesettürün de en nihaî sekli, en güzel ve son siniri vardir.
Ama bu son sinir basinda iken olmayabilir. Her geçen gün kendini hazirladikça, çevreyi müsait bulmaya basladikça inkisaf söz konusu olabilir.
Hiçbir mesele basta en mükemmelinden baslamaz. Baslarken eksikler, noksanlar olabilir. Ama zaman içinde noksanlar ikmal edilir, mahzurlar da giderilebilir.
En iyi, iyinin düsmani, derler.
Iyi vardir. Çok iyi vardir. En iyi vardir.
Bunlar hep iyilerdir; ama kademe kademe.
Insan en iyisine kendini müsait görmeyebilir. Hatta en iyisiyle baslamaya mecbur ve mükellef de olmayabilir.
– Bir seyin tümü yapilamiyorsa tümü de terk edilmesi lazim gelmez.
Demek oluyor ki, su anda hanim kizimiz ne türlü bir modayla tesettür etmeye kendini müsait görüyorsa öyle bir giyimle tesettürünü baslatabilir. Sayet eksiklik varsa zaman içinde bunu da telafi imkani bulabilir.
Rahmetli hocamiz ne güzel ümit verirdi bizlere. Hiç unutamadigim bir cümlesini burada tekrar ederek, yazimi baglamis olayim:
– Islâm senden vazgeçmez, sen Islâm’dan vazgeçmedikçe.
Sözün özü bu olsa gerektir.
Ahmed Sahin
http://www.ahmetsahin.org/default.asp