Tekil Mesaj gösterimi
  #1
Alt 18.02.2005, 01:18
itimat
Kusursuz dost arayan, dostsuz kalır.....
 
itimat - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 08.04.2004
Mesajlar: 17.014
Teşekkür etti: 3
106 Teşekkür 57 Mesaja aldı
Batıda ağlıyor Hacerler.....

Batıda ağlıyordu Hacerler...

Binbir hayalle, telli duvaklı düğünlerle geliyorlar Batı'ya. Yüreklerinde coşku, yarınlar çok mutlu olacaktır. Başlarına talih kuşu konmuştur. Anne babalarda benzer sevinç. Kızları, Avrupa'ya gelin gitmiştir.

Daha onyedisinde evlendiğini anlatıyor Hacer. Akrabadır. Bildik tanıdıktır. Üzmez. Kırmaz, incitmez.
Emmioğlu ele benzer mi? Bir çicek gibi saklar sanmıştır.
Baştan tereddütlüdür, kardeş gibi görmüştür O'nu.
Avludaki oyunları bir bir gözünün önünden geçer. Eyvandan ittiğinde komşu çocuklar Hacer'i... Yıldırım gibi kopup gelişini düşünür. Toza bulanan yüzündeki yaşları silişini. Kanayan kolunu mendili ile bağlayışını. Ağlama diye bağrına basışını hatırlar bir bir.

İyi çocuktur emmioğlu. Şefkatlidir. Bir kötülüğünü görmemiştir yıllar yılı.
E, güzel bir yüzü vardır. Ceylan gibi gözleri... Sevilmeyecek çocuk değildir. Düşünür Hacer. İyice düşünür. O'nun bu derin düşünceli günlerinde emmisi ile yengesi sanki kolluk kuvvetidir. Boynu bükük iki ihtiyarın yalvaran gözlerle: "Bize ancak sen bakarsın yavrum. El kızı kahrımızı çekmez. Gel he de." Tanımadığı bir yabancıdansa bildik bir ailedir emmisigil. Hayır dua alacaktır. Sonra Avrupa'ya gelin gitmek herkese nasib olacak bir kısmet değildir.

He der demesine. Düğün, dernek, yemekler. Hediyeleşmeler kolaydır da kağıtlar bir türlü kabul edilmez.
Avrupa'nın burnu büyük, kendini beğenmiş, zengin ve kibirli bürokrasisi tarafından... Her defasında telâşa düşen haç medeniyeti, bu sefer de, "Niye geliyorlar" diye sorar uzun uzun. Sonunda bir yıllık bekleyiş hitama erer de varır evine Hacer. Artık emmioğlu değil, kocasıdır, karşılayan.

Ne ki merakla beklediği evinde değil, kaynıgilde kalır bir hafta. Kocasının çok işi vardır. Hâlâ resmî işlemlerle uğraşıyordur. Nihayet evine geçtiğinde, Hacer acızık düşünür, diğerlerinin de evliliği böyle midir diye...

Geç gelmeler, uzaklara gitmeler, eve dönmemeler. Her seferinde kaynıgilde koca yolu beklemeler. Sonra öğrenir Hacer, kocasının Hıristiyan bir sevgilisi olduğunu. Kendisinden önce başlayan ilişkiyi emmisigil, bir ur gibi kazıyıp atmak için bu evliliği planladığını... Ama hiçbir şeyin değişmediğini... Kocasının Hıristiyan kadından kopamadığını... Birkaç ay sonra tartışmaya kalkışıp bunun hesabını sorduğunda da iyice şaşırır Hacer. İşittiği cevap canevinden vurur onu: "Ne yapayım seni kızkardeşim gibi görüyorum. Sevemiyorum. Herşeyi dostumda buluyorum."

Evi terkedeceğini söylediğinde de umursamaz kocası. "Gidersen git" der. Kaynıgilde bir müddet kalır.
Gözü yollardadır. Gelip götüreceğini sanır. Hatta gururunu ayakları altına alıp kendisi arar, yuvasının yıkılmaması için garip kuş gibi çırpınır. Bir sonuç alamaz.

Onsekizinde dul şimdi Hacer. Boşanma hazırlıkları yapan bir çocuk. Ayakları üzerinde durmak için bir işe girmiş çalışıyor. Lisan kurslarına gidiyor. Oğulları için Türkiye'den gelin adayı soranlara öfkeyle köpürüyor. "Oğlunuz ahlâken, o masum kıza layık mı, geçmişi lekeli ise, sakın tertemiz kızları yakmayın" diye görmüş geçirmiş bir bilge hanım gibi nasihatler veriyor.

Yoksul bir halkın onur mücadelesinde garip bir kuş gibi Hacerler. Fakir düşmüş bir memleketin insanlarının oluk oluk Batı'ya gelişi. Sonra iyi niyetli girişimleri... "Yeğenimi de kurtarayım yoksulluktan" psikolojisi... İyi gitmeyen evlilikler... İntiharlar, bunalımlar, depresyonlar... Ekonomisi bozuk bir ülke insanının Batı'da da gülmeyen yüzleri... Yaşları kurumamış gözleri...
__________________
GELDİĞİN ZAMAN BOŞLUK DOLDURAN DEĞİL,
GİTTİĞİN ZAMAN YERİ DOLDURULAMAYAN OL

Konu itimat tarafından (08.05.2005 Saat 16:40 ) değiştirilmiştir..
itimat isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla