| Süreyya Yüksel’in aziz anısına... İnsanların göğsünde taşımak istediği, gerçek bir yıldızın yaşam öyküsü idi, seninki. Ve biz bir yıldızı kaybettik. Şavkı ile etrafı aydınlatan Süreyya’yı yitirdik. Gülümseyen gözlerini bıraktık toprağa. Acının kankardeşliğini... Kıpır kıpırlığını gömebilir miydik Süreyya. Anıları. Ya da yüreğimize armağan ettiklerini. Kadınlarla, erkek kardeşlerin birbirleri ile yarıştı, o gün. Tabutuna el sürebilmek için. Kimselere eğilmemiş başını öpebilmek için yüzlerce kızın sıraya girdi. Açığa - kapalıya çatılmamış kaşlarının hakkı için, sel olan dostların aktı; Fatih Camiine. Bir ağacın arkadaşlığına emanet ettik seni. Komşu hakkını anlatırdın bizlere. “Siz okumuş takımı, komşularla fazla alâkadar olmuyorsunuz. Etrafınızla ilgilenin” demiştin. Cenazende sana doyamamış komşuların, Kâbe arkadaşların, öğrencilerin, okumuşlar, okumamışlar bin parçaya bölünmüş yürekleri ile ağladılar. Giderken de derslerine devam ettin. Şehidler komşun oldu Süreyya. Seni şehidliğin baş kısmına yerleştirdik. Hemen durağın yanıbaşına. O çok sevdiğin insanlarla konuşman, denetlemen, dualarla desteklemen için. Çünkü seni ölü olarak değil, diri uğurladık Süreyya. Başındaki ağacın yaprakları ile elinde kitabın, İstanbul’u seyrederken, insanlara güzel ölümü anlatacaksın. Ki son günlerinde dostlarına, “bana dua etmeyin, ben Rabbime kavuşmak istiyorum. Sevenlerimin duası ile ölümüm uzadı” derken hastalığına da saygılar sunup, gülümsedin. Muradına erdin. Seni en sevdiğin beyaz örtülerinle gelin ettik Süreyya. Ellerine melekler yaktı, kınanı. Öğrencilerin, “Suffe”den; aşk yurdu ahirete uğurladılar; seni... Dünyada evlenmek istemedin. Ümmetin evlâdını çocuğun bildin. Yüzlerce kızın, oğlun, kardeşin, annen, baban oldu. Çocukla çocuk, gençle genç, yaşlı ile yaşlı idin. Bir evde hem annenin, hem kızının arkadaşı idin. Öğrenci eylemlerinin en genç yıldızı idin. Çeyrek asır önceki başörtüsü zulmünde, çelik yüreğinle yine en önde idin. Sonraki örtü kurbanları da arkadaşlarının kızları idi. Yaşın hiç yıllanmamış, yine çok gençti. Polis coplarından kaçanların arasında idin. Bombaların gözleri yaşarttığı meydanlarda bir avuç insanla yapayalnız kalmıştın. Artık müslümanlar, çeyrek asır önceki samimiyeti koruyamamışlardı. Biraz da markalaşan müslümanlara idi kahrın. Ötekileşenlere. Hızla beyazlaşanlara. Kimbilir belki de ötekilerin yaptığı zulmün yıkamadığı yüreğini; değişim anaforuna tutulanlar hırpaladı. Kimbilir ciğerlerin nasıl kanadı ki, acı dolan yüreğin bu kez direnmedi. Binalar, yazlıklar, eşyalar konuşulurken sustun. Gülümsedin. Uzaklara baktın. Baktığın yerlerde melekleri görüyormuşscasına gülümsedin. İnsanlara değdiğinde gözlerin, tebessümlerin büyüdü. Dünyaya dört elle sarılanlara inat, ahirete bütün benliğinle, gülümseyerek sarıldın. Bu gülüşleri, Bu her daim gülümseyen yüzü Bu ödün vermeyen altın yüreği çok özleyeceğiz Süreyya. Kimse Süreyya olamazdı. Ama herkes o gün, Fatih Camii avlusunda Süreyya’dan bir parça idi. Bir araya gelip, eklemlenmişlerdi, Süreyyya’nın peşi sıra. Bölük pörçük olmuş müslümanları da yeniden elele tutuşturdun Süreyya. Safları sıklaştıran kadınlar ve erkekler; meleklere, sana ve birbirlerine selamlar verdiler; cenaze namazında. Onca hüzne karşın, şendi Fatih Camii. Senin düğününe katılırcasına gülümseyerek ağlıyorlardı. Bir yıldızı tanımanın bahtiyarlığı ile birbirlerine sarılan dostların, diğerlerine sabırlar diliyordu. O gün Fatih Camii’nden iyiler uğurlayıp, götürdü seni; Süreyya senin ışığından yüreklerine devşirenler. Dostlar. Ne ki insanlar başıboş kaldı. Öğrenci kızlar sorunlarını kime anlatacaklar? Tefsir derslerini kim verecek? Suffe’de kapıları kim açacak? Mine Alpay Gün/Milli Gazete... Not:Süreyya Yüksel...Sehid Metin Yüksel'in Ablasi...Rahmetli Melle Sadreddin Yüksel'in kiziydi...Metin Yüksel,23 Subat 1979 Cuma Günü Cuma Namazi çikisi Fatih Camiinin arka avlusunda Ülkücüler tarafindan vuruluracak sehid edilmisti...Sadreddin Yüksel ise 6 ay önce Fatih'teki evinden solunum yetmezliginden ahirete irtihal etmisti...Süreyya Yüksel Hanimefendi ise geçtigimiz Cumartesi günü kanser hastaligindan vefat etti...Allah kendisine rahmet etsin... “Bugün içinden hangi makamı okumak geliyor” Süreyya? Bizlerin içinden ağlamak geliyor. Yokluğunun acısını dindirmek; dostlarına çok zor geliyor.
__________________ İmzada bulunan Resim ve Linkleri görebilmeniz için 0 Mesajınız olması gereklidir !.Sizin ise şuan 0 Mesajınız var.
"Her genç bir yarın demektir..." |