| SÜnneti Muhafaza Hassasiyeti Rahman Rahim Allahin adi ile...
Allaha hamd olsun.
Selam olsun onun secmis oldugu kullarina
SÜNNETI MUHAFAZA HASSASIYETI
Saf müslümanlarin zihinlerini karistirmak için Sünnet düsmanlarinin ortaya attiklari kuru bir iddia vardir.
Peygamber Efendimiz söylemisse, dogrudur.
Ama bu sözlerin peygamber efendimize ait oldugunu nereden bilelim. Bu suale dogru cevap verebilmek, Selef-i salihinin, sünnetin muhafazasi için yaptigi çalismayi ve dolayisiyla bundan bahseden Usül-i Hadis ilmini iyi bilmeye baglidir.
Peygamber Efendimizle beraber vahye sahid olmus ve Size iki sey biraktim. Onlara uydugunuz müddetçe dalalete düsmezsiniz, onlar:
***Kitabullah ve benim sünnetimdir sözünü düstür edinmis olan Sahabe-i Kiramin, sünneti muhafaza için nasil hareket ettiklerini, hep beraber, tarihin sayfalarini çevirerek görelim.
Islam günesi her geçen gün yükseliyor, bu yüce nür ile nice beldeler aydinlaniyordu. Kuran-i Kerim henüz cem olunmamisti. Ayet-i celileler ile hadis-i seriflerin, bilmeyenler tarafindan karistirilma ihtimali vardi. Bu sebeple Hulefa-i rasidin ve bilhassa Hz. Ömer (r.a) hadis-i seriflerin, peygamber efendimizden isitildigi kati olarak bilinenler hariç, rastgele çogaltilmasina siddetle karsi çikiyorlardi.
Hal böyle olunca, sahabe-i kiram çok sey duyduklari halde, çok az rivayet ediyordu. Asere-i Mübessereden olan Hz. Said bin Zeyd gibi, hiçbir hadis-i serif rivayet etmeyen sahabiler de mevcuttu.
Hatta, Sahabe-i Kiram, Peygamber Efendimizden hadis rivayet etmeyi, tehlikesi sebebiyle yildirim çarpmasinin insana verecegi zarara benzetiyor, Benim üzerime yalan isnad eden cehennemdeki oturacagi yerini hazirlasin (Ibn-i Mace 1/10) tehdidinin agirligiyla, Peygamber Efendimizin sözlerini söylerken dahi Rasülullah (s.a.v) söyle buyurdu demekten son derece kaçiniyorlardi.
Amr bin Meymün (r.a) anlatiyor: Ibn-i Mesüd (r.a) Peygamber Efendimizin sözlerine son derece hürmet eder, bir hata yaparim diye hiçbir zaman Rasülullah (s.a.v) söyle buyurdu demezdi. Günlerden bir gün, kendisini ziyarete gitmistim. Sözünün bir yerinde bu ifadeyi kullandigini farkettim.
***Ne zaman ki «Kale Rasülullah» (s.a.v) dedi, yaptigi rivayetin agirligindan basini asagiya dogru egdi.
Damarlari sisti, gözleri yerinden firlayacak gibi oldu. Elbisesinin dügmelerini kopartacak kadar akli basindan gitmis bir vaziyette ayakta dona kaldi. (EsSünnet Kablet-Tedvin 66/67) Iste sahabe-i kiramin hassasiyeti...
Bir de çokça hadis rivayet etmis olan ashabin dikkatlerini inceleyelim. Acaba onlar, her duydugunu söyledikleri için mi, çok hadis rivayet etmislerdir. Bu zatlardan üçüncü sirada bulunan Enes bin Malik (r.a)in sözlerine kulak verelim: Eger hata yapmaktan korkmasaydim, size Rasülullahtan duydugum daha bir çok hadis-i serifi rivayet ederdim.
Ya en çok hadis-i serif rivayet etmis olan Ebü Hüreyre (r.a)... Onun ölçüsü de su mübarek hadis-i serifti: Kisiye yalan olarak, her duydugunu söylemesi yeter. (Sahih-i Müslim1/8) Iste, Dört büyük halife devrinde bu hassasiyetten asla uzaklasilmamis, uydurma hadislerin önüne geçmek için büyük gayret sarfedilmisti.
Bu husüsta Hz. Osman (r.a)in halifeligi sirasinda minbere çikarak, halkina yaptigi hitabet, numune teskil eder: Ey insanlar! Hz. Ebu Bekir ve Hz. Ömer zamaninda benim duymadigim bir hadis-i serifi rivayet etmeyi hiç kimseye helal görmem (EsSünnet Kablet-Tedvin 66/67) |