Rahman Rahim Allahin adi ile...
Allaha hamd olsun.
Selam olsun onun secmis oldugu kullarina
KABIR ZIYÂRETI
Dinimizde kabir ziyâreti, ölümü ve âhireti hatirlattigi için erkeklere mendup, fitneden emin olundugu zaman kadinlar için de câizdir.
Peygamber Efendimiz ilk zamanlar, sirkten yeni kurtulmus ashâbina kabir ziyâretini yasaklamis idi. Zîrâ îmânlari tam kemâle ermemis olan ashâb, henüz
Allah için sevmekle, Allah’i sever gibi sevmek arasindaki farki bilemeyebilirler idi. (Elmalili, 1/574)
Bu yasak, “Sizi kabir ziyâreti yapmaktan menetmistim. Artik, kabirleri ziyâret ediniz, zîrâ o âhireti hatirlatir.” Hadis-i serifleriyle kaldirildi. Kabir ziyâretinden maksad ikidir.
1-Ziyâret edilen zât makâm ve mânevî derece îtibâriyle ziyâret edene müsâvî veyâ daha asagi olmasi hâlinde; ziyâret edenin, duâ ve duâ niyeti ile okuyacagi Kur’ân-i Kerîm’den hâsil olan sevâbi, meyyitin rûhuna hediye etmek ve meyyitin günâhlarinin affi için, Hz. Allah’tan istigfar talep etmektir.
2-Ziyâret edilen sahis yüce bir zât olmasi hâlinde ise, bu ziyaretten maksad, onun mânevî mertebesinden istifâde etmek ve o zât vesîlesiyle Hz. Allah’tan günâhlarinin affini veya çözülemeyen bir meselesinin hallini istemektir.
Vehhâbîlere göre, Allah’tan baska, -her kim olursa olsun- ona hürmet ve sevgi izhâr etmek sirktir ve buna binâen kabirlere hürmet etmek de sirk sayilmistir. Ancak, kabirleri yikan ve ziyaretlerinden men eden Vehhâbîlerin, hayatta olan emirlerine mahabbet ve hürmet etmeleri, iddiâ ettikleri sapik fikirlerinin kendileri tarafindan çürütülmesinden baska bir sey degildir. Eger ölüye hürmet ve mahabbet sirk ise, diriye hürmet etmek evleviyetle sirktir. (Elmalili,1-577/578)
Seyhulislâm Ibn-i Kemâl,
(((***Islerinizde sikintiya düstügünüz zaman, kabir ehlinden yardim taleb ediniz***)))
Hadîs-i Serîf’inin tefsirinde söyle buyurur:
Rûhun bedenle olan alâkasi, seven kimsenin sevdigi ile olan alâka ve münâsebetine benzer. Insan vefât edip, nefsi bedeninden ayrildiginda bu münâsebet kuvvetli bir sekilde kalir. Buna binâen
Allah dostlarindan bir zâtin kabrine, bir kimse gidip biraz durup teveccüh etse ve o türbeden müteessir olsa, o kisiyle, o türbe arasinda bir alâka kurularak, iki nefsin birbiriyle rûhânî bulusmasi hâsil olur.
Böylece ziyâret eden büyük bir menfaat temin eder. Yaptigi duâlar kabûle lâyik olup, baska nice esrâra sebep olur." Dinimizde her seyin yapilma usûlü ve âdâbi oldugu gibi Kabir ziyâreti hakkinda da Islâm büyüklerinin tensip ettigi ve dikkat edilmesi gereken bir takim husûslar vardir. Bunlari kisaca zikredelim. W Kabir ziyâretini, persembe, cuma ve cumartesi günleri yapmak.
Hadîs-i Serîfte: “Bana bildirildi ki Cuma günü veya Cuma gününden önce ve sonra ki günlerde meyyitler kendilerini ziyâret edenleri bilir.” (Serhis-Sudûr 197)
Ziyâreti
Allah rizasi için istifâde etmek için yapmak. Âhireti düsünüp ibret almak. Ölülerinden ibret almayip, onlari dahi bir gurur kaynagi yapanlar hakkinda Cenâb-i Hak söyle buyurur meâlen: “Oyaladi o çokluk kuruntusu sizleri. Tâ ziyaret edisinize kadar kabirleri.” (Tekâsür Sûresi, 1-2)
Ziyâret için gidilen kabristanlikta fazla kalmamak. Mümkünse ayak ucu tarafindan gelmek, ve ayak ucu tarafindan ziyâret etmek.
Selâm vermek, Peygamberimiz: “Selâmün aleyküm dare kavmin mü’minîn. inna Insaallahu bîküm lahikûn” diyerek selâm verirlerdi.
Ayakta dua etmek. Oturacak ise hayatindaki mertebesine göre uzak veya yakin oturmak. (Elmalili, 9-6046/50)
Bilinmelidir ki, ölüyü kabirde ziyâret etmek, hayatta iken ziyâret etmek gibidir. Çünkü o, -bilhassa
Allah dostlari- ziyâretçilerini görüp karsilar.
Allah dostlarinin kabirlerine araba ile fazla yaklasilmaz..
*** Bir Fâtiha 11 Ihlâs-i Serîf ve Yasîn-i Serîf okunup hediye edilir.
************************************************** ***************************
*** Dîni ve dünyasi için, ziyâret ettigi
Allah dostunu vesîle kilarak Cenâb-i Hakk’a yalvarilir.
***Kabirler, Ka’be tavaf edilir gibi ziyâret edilmez. Kabrin üzerine oturmak ve mezarlari çignemek mekruhtur. Peygamber Efendimiz: "Kor üzerinde veyâ kiliç üzerinde yürümek veya çarigimi ayagimda tâmir etmek, kabir üzerine basip yürümekten bana daha sevimlidir," buyurmuslardir. (Levakihu’l-Envar 898)