Sürekli aldatılan AKP’lilere Prof. Dr. Necmettin Erbakan’dan ağabeylik nasihatı:
Kendinize gelin
Millî Görüş Lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan, hidayeti kararanların sürekli aldatılmaya mahkûm olduğunu söyledi. “Son pişmanlık fayda vermiyor” diyen Erbakan, özellikle başbakanlık makamına oturmuş ya da oturtulmuş bir kimsenin önce kendi medeniyetini bilmesi gerektiğine dikkat çekti.
Batı, terbiye edilmemiş aygır!
Erbakan, “Gittiğiniz yol yol değildir. Bir an evvel kendinize gelin. Medeniyet düşmanlarının karşısında kendi medeniyetinizin üstünlüğünü bilmeden mücadele edemezsiniz” uyarısında bulundu. Erbakan, Haçlıların Kudüs’ü defalarca işgal edip kan gölüne çevirdiğini, şimdi de Bosna, Afganistan, Irak ve birçok ülkede aynı şeyi yaptığını hatırlattı ve şöyle devam etti: “Batı, her hareketinde çevresini tekmeleyen terbiye edilmemiş aygırdan başka bir şey değil.”
Sağlam inanç şart
Balıkesir Altınoluk’ta halkla sohbet eden Erbakan, taklitçiliğin kanser gibi şifa bulmaz bir hastalık olduğunu belirterek, sağlam inancın önemine işaret etti. Erbakan, “Taklitçiliğin sonu, (Aldatıldım, kandırıldım, bana böyle dememişlerdi) diyerek ağlanmak, saçını başını yolmaktır. Biz daha işin başında (Hükümet işi çocuk oyuncağı değildir. Çoluk çocukla bu iş yürümez) dememiş miydik? İşte son pişmanlık fayda vermiyor” şeklinde konuştu.
Millî Görüş Lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan, ‘Hidayeti kararanların akıbeti devamlı aldatılmaktır’ diyerek Kıbrıs konusunda da AKP hükümetinin ve dolayısıyla Başbakan Erdoğan’ın bir defa daha aldatıldığını ve bunun acısını koskoca bir ülkenin çekeceğini söyledi. Erbakan sizlerine şöyle devam etti:
"Şimdi bakın Tayyip Bey ne diyor? ‘Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac, İngiltere Başbakanı Blair beni aldattı. ‘Beni aldattılar, Kıbrıs’ı verdirdiler, imza attırdılar, şimdi de bu imza Kıbrıs’ı tanımaktır diyorlar. Hâlbuki önceleri ‘İmza atsan da bu tanıma anlamına gelmez’ diyorlardı. Bunlar beni aldattılar, aldatarak imza attırdılar’ diyor. Bu adama şimdi ne demek lazım?! Günaydın beyefendi, atı alan Üsküdar’ı geçti demek lazım. Fransa’yı, İngiltere’yi bırak, sen daha baştan aldatıldın. Millî Görüş gömleğini çıkarman aldatılmanın zaten ilk adımıydı. Bu gömleği çıkarman kendi medeniyetini inkâr edip, ille de gidip ‘Bunlara katılacağım’ diye gözü dönmüş bir şekilde uğraşmıyor muydun? İşte katıldın. Sen hala kendi medeniyetinin farkında değilsin. Sen üç seneden beri gözü dönmüş bir şekilde hep havada uçup duruyordun. Eee şimdi de kalkmış ‘Beni aldattılar’ diyorsun. Millî Görüş gömleğini çıkarırsan ardından elbette böyle olur. Sen bana söyle bakalım, seni aldatmayan kim kaldı bu dünyada?"
Erbakan sözlerine şöyle devam etti:"Bizim maksadımız onu, bunu tenkit etmek değil, biz ‘Sağlam inanca sahip olalım’ diye bu konuşmaları yapıyoruz. Bir insanın özellikle başbakanlık makamına oturmuş veya hasbelkader oturtulmuş bir başbakanın önce kendi medeniyetini bilmesi lazım. Medeniyetinin üstünlüğü tanıması lazım ki taklitçi olmasın, başkalarının peşinden gitmesin. Taklitçilik, başkalarını kendinden üstün görmek şifa bulmaz bir hastalıktır. Kanser gibidir. Önce üstün görürsün. Onları üstün görünce keşif yapamazsın. Bilimsel çalışamazsın. Neden? ‘O benden kabiliyetli, bulsa bulsa o bulur zannedersin. Gelişemezsin. Gelişemeyince o seni sömürmeye başlar. Sömürülünce de bir müddet sonra aç kalırsın, zaten inancını da senin elinden alır ve sonunda yok olursun. Millî Görüş gömleğini çıkarmanın, taklitçiliğin sonu işte böyle. ‘Aldatıldım, kandırıldım, bana böyle dememişlerdi’ diyerek ağlanmak, saçını başını yolmaktır. Biz daha işin başında ‘Hükümet işi çocuk oyuncağı değildir, çoluk çocukla bu iş yürümez’ dememiş miydik? İşte şimdi son pişmanlık fayda vermiyor"
Önce kendi tarihini bileceksin, inanacaksın
Her şey başlangıçta kendini bir şeyler yapıyormuş ve her şeyi en iyi biliyormuş gibi üstün görmekle başlar. Ama adım adım arkasından bir de bakarsınız yok olup bitmişsin. İşte bu yok olmaya karşı korunmak için bir insanın kendi inancını, kendi tarihini, kendi milletini, kendi medeniyetini tanıması lazım. Bunlar da öyle mi yapıyor? Hayır, öyle yapmıyorlar. Ya ne yapıyorlar? İslâm medeniyetinin karşısında bir hiç olanların ahvadının peşinden koşuyorlar. İlle de ‘Bizi de aranıza alın’ diye yalvararak her gördükleri kâğıdı bir kahraman edasıyla imzalayıp ardından da ‘Aldatıldık, bunlarda ahde vefa yokmuş’ diye çırpınıp duruyorlar. Bu durum bitiştir, tükeniştir.
Sayılar, rakkamlar İslâm Medeniyeti’nindir
Erbakan, medeniyetler mukayesesini yaparken özellikle sayılara, rakamlara vurgu yaparak ilginç açıklamalarda bulundu. Erbakan sözlerine şöyle devam etti: "Biz 50 yıl evvelinde bu tür konuşmaları üniversite de her zaman yapıyorduk. Alman üniversiteleri bilime önem veren ender üniversitelerdendir amma bu konuda onların hiç bir bilgileri yoktu. Kendilerini en üstün zannediyorlardı. Bir konuşmamızda kendilerine aynen şöyle dedim. ‘Bakınız siz bilmiyorsunuz. Eğer siz bilmiş olsanız Müslümanlığı ağzınıza alırken önce önünüzü iliklerdiniz. Çünkü siz her şeyinizi İslâm’a ve Müslümanlara borçlusunuz." Ben böyle deyince birbirlerinin yüzlerine baktılar, güldüler, istihza ettiler. ‘Bu adam ne diyor yahu’ diye mırıldandılar. Ben onlara dedim ki, ‘Bakınız sizin şu süpermarketlerinizde akşama kadar sayı kullanıp hesap yapan kasiyerleriniz var ya, işte onun kullandığı sayılar İslâm medeniyetinin bulup insanlığa hediye ettiği sayılardır. O sayıları kullanmanızdan dolayı sizden patent almaya kalksak sırtınızda iç gömleğiniz dahi kalmazdı. Sizin medeniyetiniz olan Roma medeniyeti harflerle hesap yapan bir medeniyetti. X yazar on olur L yazar elli olur. Sayıları elliden yukarı çıkarmak istediğinde ise iki defa elli, üç defa elli beş defa elli deyip giderdiniz’ dediğimde hepsi şaşırıp kaldılar."
Rumlara çalışıyorlar
Erbakan devamla "Şimdi biz bunları söylüyoruz da ne oluyor? Kendi çocuklarımız bunu biliyor mu? Şu Kıbrıs’taki evlâtlarımız bunu biliyor mu? Bilse kendi medeniyetini bırakıp ‘Rumla beraber olacağım, onların medeniyeti yolunda yürüyeceğim’ der mi? Eee bizim idareciler bilseler Batılı emperyalistlerin peşinden gözleri kapalı koşarlar mı? Bilmemek, kurtuluş değildir. Mazisi kanlı bir katliamlar serisi olan Batılıları kendinden üstün görürsen bu aziz millete ve koskocaman İslâm medeniyetine ihanet etmiş olursun. Hepsi bu kadar. Hidayeti kararanlara
Allah bir an evvel gerçekleri görüp kendi medeniyetlerinin üstünlüğünü anlama feraseti versin. Yoksa ömrü billah bu şekilde ‘Aldatıldım, kandırıldım, ahde vefa göstermediler’ diye saçını başını yolar durursun. Bundan dolayıdır ki, bizimkilerin yaptıkları şey tek kelimeyle Rumlara çalışmaktır, Yunan’a çalışmaktır, Batı’nın kanlı medeniyetinin arasında eriyip yok olmaktır." ifadelerini kullandı.
Bunlar terbiye edilmemiş aygırlardır
Erbakan, Haçlıların Kudüs’ü defalarca işgal edip kan gölüne çevirdiklerini, şimdi ise evvelâ Bosna’yı, Afganistan’ı, Irak’ı ve diğer fakir ülkeleri işgal edip kan gölüne çevirdiklerini anlatarak, "Bu yapılanlar medeniyet değil vahşettir" dedi ve devamla: "Bunlar, bu vahşiler bizim pısırıkların karşısında kendilerini bir şey zannediyorlar? Hadi oradan siz bir hiçsiniz. Siz kendinizi bir şey zannedip biliyorum zannediyorsunuz? Bunlar hiç bir şey olmadıklarının farkında bile değiller. Sen unutma ki, terbiye edilmemiş bir aygırsın. Her hareketinde etrafını tekmeliyorsun. Orayı burayı yakıp yıkıyorsun. Terbiye nedir bilmiyorsun ki, acaba terbiyeli misin, değil misin bunu idrak edebilesin?" şeklinde konuştu.
Erbakan sözlerinin sonunda her zaman olduğu gibi Millî Görüş’ten ayrılanlara akıl fikir ve hidayet temenni ederek, "Gittiğiniz yol yol değildir. Bir an evvel kendinize gelin. Medeniyet düşmanlarının karşısında kendi medeniyetinizin üstünlüğünü bilmeden mücadele edemezsiniz" diyerek sözlerini tamamladı.