| Kayıt onayı eksik
Üyelik tarihi: 10.09.2005 Teşekkür etti: 0
11 Teşekkür 7 Mesaja aldı
| http://www.mucadele.com/siyahsancaklar.jpg Hz. Huzeyfe'den rivayet edilmiştir:
Aranızda "Nübüvvet" Allah'ın istediği kadar sürer sonra onu kaldırmayı istediği zaman da kaldırır. Ve Allah'ın murad ettiği kadar devam eden "Şiddetli bir Meliklik" idaresi gelir. Sonra onu kaldırmayı istediği zaman kaldırır. Sonra zorba bir idare gelir. Sonra da "Nübüvvet yolu üzere bir hilafet" gelir.
Ramuz El-Ehadis, 1/257 (Ebu Davud "Tayalisi" -Ahmet b. Hanbel "Müsned"inden) "Rumlar, A'mak ve Dâbık nam mahallere inmedikçek Kıyâmet kopmaz. Onlara karşı Medine'den bir ordu çıkar(Mücahidler). Bunlar o gün arz ehlinin en hayırlılarıdır. Bu ordunun askerleri savaşmak üzere saf saf düzen alınca, Rumlar(Hristiyanlar): ‘Bizden esir edilenlerle aramızdan çekilin de onları öldürelim!’ derler. Müslümanlar da(Türkler): ‘Hayır! Vallahi sizinle, kardeşlerimizin arasından çekilmeyiz’ derler(Teskere Olayı). Bunun üzerine (Müslümanlar) onlarla harb eder. Bunlardan üçte biri inhizama uğrar(Yağmalama). Allah ebediyen bunların tevbesini kabul etmez. Üçte biri katledilir, bunlar Allah indinde şehitlerin en faziletlileridir. Üçte biri de muzaffer olur. Bunlar ebediyen fitneye düşmezler(Afganistan ve Iraktaki Mücahidler). Bunlar İstanbul'u da fethederler. (Fetihten sonra) bunlar, kılıçlarını zeytin ağacına asmış ganimet taksim ederken, şeytan aralarında şöyle bir nidâ atar: ‘Mesih Deccal, ailelerinizde sizin yerinizi aldı!’ Bunun üzerine, çıkarlar. Ancak bu haber batıldır. Şam'a geldiklerinde (Deccal) çıkar. Bunlar savaş için hazırlık yapıp safları tanzim ederken, namaz için ikamet okunur. Derken İsa İbnu Meryem iner ve onlara gitmek ister. Allah'ın düşmanı, Hz. İsa'yı görünce, tıpkı tuzun suda erimesi gibi, erir de erir. Eğer bırakacak olsa, (kendi kendine) helak oluncaya kadar eriyecekti. Ancak Allah onu kudret eliyle öldürür; öyle ki onlara, harbesindeki kanını gösterir." (Müslim, Fiten 34, h. no: 2897) Muhammed b. Hanefi (r.a.)'dan rivayet edildi ki:
...Bulutların semada toplandığı gibi, Allah O'nun etrafina bir kavim toplar. Onların kalblerini uzlaştırır. Onlar içlerinden şehit düşene üzülmez, kendilerine katılana da sevinmezler. Sayıları Bedir ashabı (313) kadardır. Evvelkilerin onları geçmediği gibi, sonrakiler de onlara yetişemezler ve onların sayıları Talud ile nehri geçenler kadardır.
Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, 57 "Bir tarafı karada bir tarafı da denizde olan bir şehir işittiniz mi?" diye sordular. Oradakiler: ‘Evet!’ deyince, şöyle buyurdular: "İshakoğullarından yetmiş bin kişi bu şehre sefer tertiplemedikçe Kıyâmet kopmaz. Askerler şehre gelince konaklarlar. Ancak silahla savaşmazlar, tek bir ok dahi atmazlar. "Lailahe illallahu vallahu ekber!" derler. Bunun üzerine şehrin deniz tarafı düşer. Sonra askerleri ikinci kere, "Lailahe illallahu vallahu ekber" derler, şehrin diğer tarafı da düşer. Sonra tekrar "Lailahe illallahu vallahu ekber!" derler. Bu sefer onlara (kapılar) açılır. Oradan şehre girerler ve şehrin ganimetini toplarlar. Ganimetleri aralarında taksim ederlerken, yanlarına bir münadi gelip: "Deccal çıktı!" diye bağırır. Askerler her şeyi bırakıp geri dönerler" (Müslim, Fiten 78, h. no: 2920) http://www.mucadele.com/ebumusab/goruntu/ummetindurumu2.wmv
CİHAD ELLE, DİLLE(İLİMLE) KALPLEDİR !!! KİM BAŞKASINI SÖYLERSE YALAN SÖYLEMİŞ OLUR !!! ; "Büyük Hz. Mehdi'nin çok vazifeleri var. Ve siyaset aleminde, diyanet aleminde, saltanat aleminde, cihad aleminde." (Şualar, sf. 456)
Şeriat-ı Muhammediyye: Peygamber Efendimizin şeriatı, halifelik
Şeriat: Kur'an-ı Kerim'in tarif ettiği ve bildirdiği yol
Hakikat-ı Furkaniye: Kur'an-ı Kerim'in esası ve mahiyeti
Sünnet-i Ahmediyyeyi: Peygamberimiz (SAV)
İhya: Yeniden canlandırma
İlan: Herkese duyurma
İcra: Tatbik etme.
"cemaat-i ruhaniye-i mücahidinin" vasıflarıyla tarif ettiği bu topluluğu Bediüzzaman, 3 önemli belirleyici özelliğiyle zikretmiştir.
"Cemaat" olmaları, Mehdi ve yardımcılarının da bir özelliği olacak. Bu onların bir tarikat olmadığını, bir şahs-ı manevi olmadığını da işaret etmesi açısından önemlidir.
"Ruhani" olduklarını da belirtirken Üstad, bu cemaatte olanların, taklidi bir imana sahip olmadıklarına ve zahiri olmadıklarına, bilakis olayların batınını görüp yaşayabilen Batıni bir cemaat olduklarına da işaret etmiştir.
"mücahidin" ifadesi de o cemaatin belki de en belirgin özelliği olan cihat cemaati olduklarını göstermektedir.
50- Bediüzzaman, Mehdilik için kendine hüsn-ü zan edenlerin, sadece iman vazifesine göre değerlendirme yaptıklarını, halbuki Mehdi'nin diğer vazifeleri olan 'şeriatı ihya ve hilafeti tatbik' etmesini dikkate almadıkları için yanıldıklarını ifade etmiştir
Bazı ayat-ı kerime ve ehadis-i şerife ahirzamanda gelecek bir müceddid-i ekberi mana-yı işari ile haber veriyorlar. Fakat o gelecek zatın ve cemiyetinin üç vazifesinden en ehemmiyetlisi olan ve zahiren en küçüğü görünen imanı kurtarmak ve hakaik-i imaniyeyi güneş gibi göstermek vazifesini Risale-i Nur ve şakirdlerinin şahs-ı manevisi tam yaptıklarından; o gelecek zata dair haberleri ve işaretleri, Risale-i Nur'un şahs-ı manevisine hatta bazen tercümanına da tatbike çalışmışlar ve Şeriatı ihya ve hilafeti tatbik olan çok geniş dairede hükmeden bu iki mühim vazifesini nazara almamışlar. Onların kanaatleri, onların Risale-i Nur'dan istifade cihetinde faidelidir, zarasızdır; fakat Nur'un mesleğindeki ihlasa ve hiçbir şeye alet olmamasına ve dünyevi ve manevi makamatı aramamasına zarar verdiği gibi, Nurların muhafızları her taifenin hususan siyasi taifenin tenkidine ve hücumuna vesile olabilir. (Tılsımlar Mecmuası, 168) BEDİÜZZAMAN CEVAPLIYOR ;
CİHADA TERÖR DENİLECEĞİNİ B.ZAMAN HABER VERMİŞTİ ?
Zaman olur zıd, zıddını saklarmış. Lisan-ı siyasette lafz, mananın zıddıdır. Adalet külahını zulüm başına geçirmiş. Hamiyet ( din ve millet gibi önemli değerleri koruma ve bunlara hizmet etme duygusu ) libasını ( kılığını ) , hıyanet ucuz giymiş.
CİHAD VE HEM GAZAYA, BAĞY ( TERÖR ) İSMİ TAKILMIŞ. Esaret-i hayvani, istidad-ı şeytani; hürriyet nam verilmiş. Zıdlarda emsal olmuş, suretlerde tebedül ( değişme ), isimlerde tekabül ( karşılıklı olma ), makamlarda becayiş-i mekani ( makam veya saf değiştirme ) .
( SÖZLER SAYFA-707 )
ZULÜM , BAŞINA ADALET KÜLAHINI GEÇİRMİŞ; HIYANET, HAMİYET LİBASINI GİYMİŞ ; CİHADA BAĞY ( TERÖR ) İSMİ TAKILMIŞ , ESARETE HÜRRİYET NAMI VERİLMİŞ. EZDAD ( zıtlar ) , SURETLERİNİ MÜBADELE ( değiştirme ) ETMİŞLER.
( MEKTUBAT, HAKİKAT ÇİÇEKLERİ /35, SAYFA - 471 )
HARİCİ TECAVÜZE KARŞI KUVVETLE MUKABELE EDİLİR.ÇÜNKÜ DÜŞMANIN MALI, ÇOLUK-ÇOCUĞU GANİMET HÜKMÜNE GEÇER. DAHİLDE İSE ÖYLE DEĞİLDİR. DAHİLDEKİ HAREKET MÜSBET BİR ŞEKİLDE MANEVİ TAHRİBATA KARŞI MANEVİ, İHLAS SIRRI İLE HAREKET ETMEKTİR. HARİÇTEKİ CİHAD BAŞKA, DAHİLDEKİ CİHAD BAŞKADIR. Şimdi milyonlar hakiki talebeleri Cenab-ı Hak bana vermiş. Biz bütün kuvvetimizle dahilde ancak asayişi muhafaza için müsbet hareket edeceğiz. BU ZAMANDA DAHİL VE HARİÇTEKİ CİHAD-I MANEVİYEDEKİ FARK, PEK AZİMDİR.
( EMİRDAĞ LAHİKASI-2 SAYFA- 241/242 )
Maahaza ( bununla beraber ) yüksek hissiyat ile güzel ahlakın neşv ü neması ( büyümesi ve gelişmesi ) , ancak mücahede ( harp ) ve içtihatla ( ayet ve hadislerden hükmü çıkarmayla ) olur . EVET SAĞ EL , DAİMA ÇALIŞTIĞI İÇİN SOL ELDEN DAHA KUVVETLİDİR. VE BİR HÜKÜMET , MÜCAHEDE ( harp ) ETTİKÇE CESARETİ ARTAR , TERK ETTİĞİ ZAMAN CESARETİ AZALIR VE BİN NETİCE CESARETTE , HÜKÜMETTE SÖNER , MAHVOLUR.
( İŞARETÜL-İ İCAZ SAYFA, 164 / 165 )
HEM BU KAHRAMAN MİLLETİN EBEDİ BİR MEDAR-I ŞEREFİ VE KURAN VE CİHAD HİZMETİNDE DÜNYADA PIRLANTA GİBİ PEK BÜYÜK BİR NİŞANI VE KILINÇLARININ PEK BÜYÜK VE ANTİKA BİR YADİGARI OLAN AYASOFYA CAMİİ'Nİ BİR PUTHANEYE VE MEŞİHAT DAİRESİNİ KIZLARIN LİSESİNE ÇEVİREN BİR ADAMI SEVMEMEK BİR SUÇ OLMASI İMKANI VAR MI ?
( ŞUALAR, SAYFA - 385 )
Hem zalime karşı miskinliği esas tutan hristiyanlık, nihayet tecellüd ( cesur görünmeye çalışma ), cebbarlıkta; ve zalime karşı cihad, izzet-i nefsi esas tutan İslamiyet - eyvah ! - nihayet miskinlikte karar kıldı.
( SÜNUHAT , SAYFA-27 )
O hâlde, bu kadar dünya çapında ifsâdât yapan ve devamlı harb ateşini körükleyen Yahudi milletinden müteşekkil ?gizli zındıka komitesi' ve o komitenin başı olan haham ve o hahama bağlı olan papa ile ehl-i Kitabın sair din adamlarıyla medâr-ı ittifak noktaları bulmak mümkün olmadığı gibi; bunlara ?dindar rûhâniler' demek de büyük hatadır. Çünkü, bunlar dini din için sevmiyorlar. Dini din için sevselerdi, hak din olan İslâmiyyeti kabul ederlerdi. Belki bunlar, mütecavizlerin ta kendileridir ve ifsâdâtın başı da bunlardır. Bunların şerrinden Allah'a sığınmak gerekir. Eğer bu gün cem'iyyet-i İslâmiyye hâlâ onların bu ifsâdâtını anlamıyorsa, bu hâl dinî bir musibettir." (Reddü'l Evhâm-2, Rahle Yayınları, s.124)
Ahmet, Müslim, İbni Cüreyr ve İbni Hibban, Cabir b. Abdullah(r.a.) tahric ettiler:
Kıyamete (Deccal ile savaşa) kadar benim ümmetimden bir grub hak üzere galip olarak çarpışacaktır. Ve İsa b. Meryem gökten nüzul ettiğinde onların emiri (Mehdi) kendisine, “Gel bize namazı kıldır” der. Ancak O su ümmete Allah’ın bir ikramı olarak “Sizin biriniz, diğerlerinize emridir” cevabını verir.
Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman 80 Hz.İmran’dan (r.a.) rivayet edilmiştir:
Ümmetimden bir taife, kendilerine düşmanlık edenlere galib oldukları halde Hak üzerine cihada devam ederler. Hatta onların sonuncusu mesih deccal ile harp eder.
Ramuz El-Ahadis, 472 (Hanbel’in Müsned’i -Ebu Davud-Tabarani -Hakim) |