Tekil Mesaj gösterimi
  #1
Alt 17.10.2005, 05:34
ADEM YAKUP

 
ADEM YAKUP - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 27.08.2005
Yaş: 29
Mesajlar: 173
Teşekkür etti: 69
45 Teşekkür 31 Mesaja aldı
Ramazanın içinden... :)

Ramazan'ın manevi ikliminden yeterince haberdar olmayan kimileri, bu ayı, sadece aç ve susuz kalmanın sıkıntılarından ibaret sansa da, Ramazan bir sevinç ve neşe ayıdır aynı zamanda.
İnsanı tebessüm ettiren ne çok latife, olay ve anı vardır Ramazan'la ilgili.

Ramazan latifeleri denince akla teravihi hızlı kıldıran bazı hocalar gelir.
Diyanet sık sık uyarıda bulunur ama gene de kimileri "hızından" bir şey yitirmez.
Doğrusu, hızlı teravihin taliplileri de az değildir.
Geçenlerde bir iftar yemeğinde oflu bir arkadaş anlattı:


Ali, bir keresinde Hocanın hemen sağ yanında teravih kılıyormuş.
Hocada bir hız var ki yetişmek ne mümkün!
Bir ara selam verilince Hocanın kulağına eğilmiş Ali ve durumunu arzetmiş:
-Hocam, 1 kere sübhane rabbiyel ala zor deyurum.
Hoca, "Haline şükret lan" demiş, "Ben hiç diyemiyrum!"

Teravih denilince Malatya Şeker Camii İmamı Celal Tigrel'i anmamak olmaz.
Kendisi anlatıyor:
"Dünya kupası maçıydı. Birkaç rütbeli kişi teravih namazını da, maçı da kaçırmak istemiyordu. 'Hocam ne yapacağız' dediler. 'Hızlı kıldırıp sizi maça yetiştiririm' dedim. Yarısından fazlasını hızlı hızlı kıldırdım. Sonra biraz rölantiye almışım. Maça geciktiler. 'Hocam ne yaptın? İyi gidiyordun, birden frene bastın' dediler. 'Yahu radara yakalandım. Görmediniz mi? Cemaatin arasında Malatya Müftüsü vardı' dedim."

İlginçtir; birçok kişi, sınav ayı Ramazan'dan yanakları daha bir allanmış ve gürbüzlemiş olarak çıkıyor.
Bir keresinde bendeniz de Ramazan'da 2 kg almıştım ve bunu Müslüman olmayan bir yabancı misafire anlatmak çok zor olmuştu:
-Ne için kilo aldınız?
-Ramazan dolayısıyla aldım mister.
-Ramazan nedir?
-İnsanların açlık ve susuzlukla sınandığı mübarek bir aydır?
-?????

Ramazan denilir de Bektaşi unutulur mu?
Bekçiler, yiyip içerken gördükleri Baba Erenleri, yaka paça Kadı efendinin karşısına çıkarmışlar.
Kadı öfkeyle bağırmış:
"Be adam şu mübarek günde oruç tutmadığın yetmiyormuş gibi bir de içki zıkkımlanmışsın. Hiç değilse şu başındaki sarıktan da mı utanmıyorsun?"
Bektaşi, bu azar üzerine derhal başındaki sarığı çıkarmış, cüppesinin içine sokup gizlemiş ve boynunu bükerek Kadı efendiye şu cevabı vermiş:
"Bir daha sarmam efendim!"

Kimileri gerçekten mazeretinden dolayı oruç tutmaz kimilerinin ise mazereti kendincedir.
Ramazan'ın Temmuz ayına denk geldiği günler.
Sabah erkenden tarlaya gidip saatlerce güneş altında ot biçen Tonyalı, öğleden sonra dili bir karış dışarıda eve zor gelmiş.
Orucu bozacak ama arkadaşı, "Neredeyse ikindi yaklaştı. Şunun şurasında iftara ne kaldı? Bozma orucunu" deyip duruyor. Tonyalı bir punduna getirip orucu bozar ve arkadaşına durumu şöyle izah eder:
"Baktum ki, orucu bozmazsam susuzluktan öleceğum. Ölürsem de bir daha Allah için oruç tutamayacağum. Dedum, ey Rabbum, yaşayup senin için nice oruçlar tutayim diye orucumu bozayrum."

Bir de Ramazan'da sigara-çay içemiyorlar diye önüne gelene bağırıp çağıran, evde işyerinde terör estiren tipler vardır.
Bir tanıdık anlatmıştı:
Bu tiplerden birisi 'iftar yaklaştı çay niye hâlâ hazır değil ulan' diyerek karısının kolunu öyle bir bükmüş ki, kol haşat tabii.
Kadıncağızı, kolu alçıya alınmak üzere hastaneye yetiştirince bir de espri yapmış:
-Bak, sen bana çayı yetiştiremedin ama ben seni hastaneye yetiştirdim.
Böylelerine "Bir kez gönül yıktın ise / Bu kıldığın namaz değil" diyen Yunus Emre gibi söylesek anlarlar mı acaba:
"Bir kez kol kırdın ise / Bu tuttuğun oruç değil."

Ya Ramazan'da bilir bilmez yorum yapanlar?
Geçenlerde arabayla bir iftara yetişmenin telaşındayım. Radyonun birinde, hayatında Ramazanla hiç işi olmadığı belli olan bir "dicey şeysi" şöyle yakınıyor:
"Herkesin aynı anda iftar yapmak istemesi, kentlerde trafiği kilitliyor."
O anda arabadan indiğim için yorumcu kızımızın çözüm önerisini duyamadım.
Acaba "bir grup öğleyin, bir grup ikindi vakti, bir grup da akşam iftar yapsalar iyi olur" demiş midir?
Maksat trafik tıkanmasın!..

Diyanet'in bildirdiğine göre, Ramazan gelince fetva istemek için müftülüklere sorulan ilginç sorular da artıyormuş. İşte biri. Adam soruyor:
"Acaba zekatımı dışarıya gitmesin diye torunuma verebilir miyim?"
Gel de bu 'sosyal dayanışmacı ruh' karşısında şapka çıkarma şimdi.
Bana öyle geliyor ki, bu vatandaşımız, fitresini de kesin karısına veriyordur!

Yazıyı, Karadeniz'de yaşanmış bir Ramazan anısıyla bitirelim bari.
Balkonda oturan Dursun Emice, bahçede gezinen tavuklarını zevkle seyrederek iftarı beklemektedir.
Derken atmaca gelip tavuklardan birini kaptığı gibi havalanmaz mı?
Bir anda neşesi sona eren Dursun Emice, bir yandan olduğu yerde çırpınırken bir yandan da oruçlu olduğunu unutarak hayvana ağzına geleni söyler.
Son çare odaya girip tüfeği alarak ateş de eder, ama nafile.
Dursun Emice, gökyüzünde gittikçe uzaklaşan tavuktan bütün umudunu kesince ellerini semaya doğru kaldırır ve...
"Ey Allahum" der, "Ha bu tavuk da rahmetlik nenemin ruhuna ossun!"


Allah Ramazan neşenizi eksik etmesin.
Sahurunuz Hayırlı olsun... :)
__________________


İmzada bulunan Resim ve Linkleri görebilmeniz için 0 Mesajınız olması gereklidir !.Sizin ise şuan 0 Mesajınız var.
ADEM YAKUP isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla