Tekil Mesaj gösterimi
  #1
Alt 31.10.2005, 13:15
ledunn

 
ledunn - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 02.08.2002
Mesajlar: 3.335
Teşekkür etti: 0
7 Teşekkür 6 Mesaja aldı
Bayram Ve Ramazani Şerİfİn Kazandirdiklari...

Rahman Rahim Allahin adi ile...
Alemlerin Rabbı Allaha hamd olsun.
Afiyette ve belada, darlıkta ve genişlikte.
Salat ve selam, Seyyidül-mürselin Resulullah Efendimize ve tüm aline
Sübhan Allahtan temenni: Selametiniz, afiyetiniz, sebat ve istikametinizdir.



BAYRAM VE RAMAZANI ŞERİFİN KAZANDIRDIKLARI...

Muhterem okuyucularımız; Mübarek ramazan ayını müteakip bir bayramı daha idrak etmenin, muhakkak ki büyük bir sürur ve saadeti var hepimizin gönlünde...

Öncelikle topyekun İslam aleminin mübarek Ramazan Bayramlarını tebrik eder, Cenabı Hakktan sağlık afiyet, huzur ve emniyet dolu nice bayramlar dileğiyle iki cihan saadetleri niyaz ederiz.

Gelelim şimdi de bu mübarek ayın biz müminlere kazandırdığı bazı haslet ve ecirlere... Evveli rahmet, ortası mağfiret, sonu da cehennem azabından kurtuluş olan mübarek ramazanı şerif, şüphesiz İlahi kazançların harman olduğu bir aydır. Bu mübarek ay, her şeyden evvel vakitlerimizi tanzim etmemize vesile oldu.

Bundan önceki aylarda sahuru ve iftarı düşünmeyip istediğimiz zaman yiyip içerken, bu ayda bunlar, belli bir proğrama bağlandı. Vücutlarımız dinlendi. Yemeklerimiz artık o muayyen vakitlerde yenmeye başlandı. Böylece, diğer aylarda çoğu zaman ayrı ayrı yenen yemekler, ramazan ayında ailelerin, dost ve ahbapların, fakir ve zenginlerin birlikte oldukları sofralar haline geldi.

Oruç bize, istersek irademize hakim olabileceğimizi gösterdi. Sofra kurulmuş, üzerinde çeşit çeşit yiyecekler hazır ve bizim onları yememize hiçbir şey de mani olmadığı halde, Allaha olan itaat ve teslimiyetimizden dolayı, ezan okunmadan elimizi onlara uzatmadık. İbadetlerimizde bir düzen hakim oldu. Vakit namazlarımızı ve bilhassa yatsı ve teravih namazlarını cemaatle kılmaya daha bir gayret gösterdik.

Cemaat şuuruna vardık, cemiyyetten ayrı kalmanın zararlarını idrak ettik. Aynı safta, aynı kıbleye yönelerek, bizleri yaratan Rabbimizin huzurunda fani bir kul olmanın hazzını yaşadık. Teheccüd namazlarına alıştık. Duha ve evvabin namazlarını kılmaya başladık.

Oruç tutan müminlerin, cennetin Reyyan isimli hususi kapısından gireceklerini öğrendik. Yine bu ibadetin ecrinin, mümine, bizzat Hz.Allah tarafından verileceği müjdesini aldık.

Huşu içerisinde teravih namazlarımızı eda ettik. Yirmi rekatlik bu namazı, sevabına inanarak ve mükafatını yalnızca Allahtan umarak kılanların geçmiş günahlarının affedileceği müjdesini aldık.

Tabii bu arada, Teravih sünnettir, kılmasan da olur! diyen bedbahtlara da rastladık. Ancak bunların yanında, Ramazan münasebetiyle kapalıyız diye meyhanesinin, içkili lokantasının camına ilan yapıştıranları da gördük.

Oruç tutmasalar da ramazana saygı gösterip aleni yiyip içmekten kaçınan insanların da halen bulunduğuna vakıf olduk. Zekat ve fitrelerimizi ihtiyaç sahibi kardeşlerimize vererek, onların evlerinin de şenlenmesine vesile olmanın sevincini yaşadık.

Fakir fukarayı gözeterek, iftar sofralarımıza davet ettik. İftar ettirdiğimiz kişilerin alacağı sevap kadar sevap alacağımızı, üstelik bu sebeple oruçlunun sevabından hiçbir eksilme olmayacağını da öğrendik.

Ramazan ayında suç işleme nisbetlerinin düştüğünü; kavga, adam öldürme ve hırsızlık gibi suçların sayısında çok büyük ölçüde düşüşler olduğunu gerek basından, gerekse medyadan öğrenince, bütün ayların ramazan ayı gibi olması için dua ettik.

Kuran ayı olan ramazanda, hatimler okuduk, mukabele dinledik... Onu daha iyi anlamaya kavramaya ve hayatımıza tatbik etmeye çalıştık. Keza gücümüzün yettiğince Resulüllah (s.a.v.) Efendimizin sünnetine uymaya, hakiki varisleri olan ulemanın gösterdiği yolda yürümeye gayret ettik. Kabirlerini ziyaret edip ruhlarını şad etmeye, kendilerini vesile edinip feyzi İlahiden istifade ve istifazaya çalıştık.

Ramazan ayı dışında, öfkelendiğimiz zaman bazan kötü sözler söylediğimiz, yanlış hareketlerde bulunduğumuz halde, bu ay içerisinde daha sakin olabilmek için çaba sarf ettik. Kötü muameleyle karşılaştığımız zaman, Ben oruçluyum demekten başka bir karşılık vermedik.

Orucu sadece midemize değil, gözümüze kulağımıza, elimize ayağımıza, dilimize gönlümüze ve sair bütün azalarımıza da tutturmaya çalıştık. Kısacası oruç vesilesiyle çirkin huylardan kaçınıp güzel ahlaka sahip olabilmek için hassasiyet gösterdik...

İftar vaktini beklerken, adeta hemen her gün bayram sevinci yaşadık. Bir an evvel ezan okunsa da kuruyan dilimiz, damağımız, ıslanmaya hasret dudaklarımız suya kavuşsa diyerek, iftar saatini şevk ve heyecanla bekledik...

Bu esnada Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) Efendimizin, Oruçlu için iki sevinç vardır:

**Biri iftar ettiği, diğeri de Allaha kavuştuğu vakit... mübarek sözlerini hatırlayıp, iftar vaktinde yaşadığımız bu sevinci, en büyük sevinç vesilesi olan diğeri ile de pekiştirmesini Rabbimizden niyaz ettik...
Mübarek ramazan ayında oruç, iftar, teravih, vaz, mukabele, sadakai fıtır, zekat, itikaf gibi ibadetlerin, insanı nasıl da adeta melekleştirdiğini gördük ve bu mübarek ayı çok iyi değerlendirmeye çalıştık. Sadece bu ayda değil, ölünceye kadar böyle yaşamak gerektiğini...

**Allah için yapılan işlerin ibadetlerin en makbulü, az da olsa devamlı olanıdır hadisi şerifini kendimize düstur edindik.

Ve asıl gayenin, Müslüman olarak ruhumuzu teslim etmek olduğunun şuuruna bir kere daha erdik.

**(((Bazı basın ve medyamızın, ramazan ayını ısrarla oyun ve eğlence ayı gibi lanse etmeye çalışan proğramlarına rağmen))), on bir ayın sultanı ramazanı şerifin eğlence ayı değil, ibadet taat, kıraat ve zikir ayı, manevi hasat zamanı olduğunu aklımızdan gönlümüzden bir an bile olsun çıkartmadık.

Böylece, ramazan ayını bir eğlence, şarkı türkü, direkler arası ve benzeri bir takım oyunlarla oyalanmaktan ibaretmiş sanan veya öyle göstermeye çalışan televizyonlara kendimizi kaptırıp aldanmadık.

Ramazan ve bayram vesilesiyle tebrikleştik, birbirimize dua ettik, af ve mağfiret diledik. Tebrik, telefon, email kutlamalarıyla ictimai dayanışmayı, kaynaşmayı, birlik ve beraberlik duygularını en zirve noktaya taşıdık elhamdülillah... Unutmamalıyız ki; her günümüzü cuma, her gecemizi kadir, her ayımızı ramazan yapmak bizim elimizde...

Yeter ki biz, bu mübarek ay, gün ve geceleri değerlendirmesini bilelim. Ne mutlu, ramazan ayına ulaşıp, onun kıymetini bilerek hakkıyla değerlendiren ve mükafat olarak da bayrama ulaşan müminlere... Ve ne saadet Cemali İlahi ile müşerref olacak Müslümanlara.
ledunn isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla