Tekil Mesaj gösterimi
  #5
Alt 14.01.2006, 22:47
abdullahahmed

 
Üyelik tarihi: 27.10.2005
Mesajlar: 225
Teşekkür etti: 0
1 Teşekkür 1 Mesaj için aldı
51- ( فكرة ساعة خير من عبادة ستين سنة ) ( Bir saat düşünmek, altmış sene ibâdetten daha hayırlıdır )[128]
Bu söz uydurmadır.
İbnu’l-Cevzi, ravilerinden olan Osman b. Abdullah el-Kuraşi ve İshak b. Nuceyh el-Malatî’nin yalancı olduklarını söyler.[129]
Diğer bir rivayette ise:
( Gece ve gündüzün farklılığındaki bir saatlik düşünce, bin senelik ibâdetten daha hayırlıdır)[130] Bu hadis te uydurmadır. Çünkü ravilerinden olan Said b. Meysere güvenilir ravilerden uydurma rivayetlerde bulunmuştur. Buna rağmen es-Suyûtî rivayeti kitabına almıştır!
52- ( لا صلاة لجار المسجد إلا في المسجد ) ( Cami komşusunun namazı, ancak camidedir )[131]
Hadis zayıftır.
Ravilerinden olan Süleyman b. Davut el-Yemâmî zayıftır. el-Buhârî onun hakkında: « hadisi münkerdir » der. Yanî bu kişinin hadisini rivayet etmek helâl değildir.
Cemaat namazıyla ilgili gelen sahih hadisin lafzı şöyledir:
( Kim özürü olmadığı halde ezanı duyarda (camiye) gelmez ise, namazı yoktur )[132]
En-Nevevî, el-Askalânî ve ez-Zehebî hadisin sahih olduğunu söylemişlerdir.
53-( الجمعة حج الفقراء ، وفي لفظ: المساكين ) ( Cuma fakirlerin haccıdır, diğer bir lafızda : Miskinlerin )[133]
Hadis uydurmadır.
Ravilerinden olan Mukâtil yalancıdır. Dolayısıyla es-Sagânî ve İbnu’l-Cevzî rivayeti, uydurma hadisleri topladıkları kitablarında zikrederler.
54-( الدجاج غنم فقراء أمتي ، والجمعة حج فقرائها ) ( Tavuk, ümmetimin fakirlerinin koyunudur. Cuma’da fakirlerinin haccıdır )[134]
Hadis uydurmadır.
Ravilerinden olan Abdullâh b. Zeyd yalancıdır, hadis uyduran birisidir.
el-Munâvî[135] bu ve bir önceki rivayetin uydurma olduğunu ez-Zehebi’den nakleder.
55-( إذا جامع أحدكم زوجته أو جارية ؛ فلا ينظر إلى فرجها، فإن ذلك يورث العمى )
( Biriniz hanımıyla veya cariyesiyle ilişkide bulunduğunda, edep yerine bakmasın, çünkü bu körlük bırakır )[136]
Hadis uydurmadır.
İbnu’l-Cevzî rivayeti el-mevdûât adlı kitabında zikreder. İbn Hibbân ve Ebu Hatim er-Râzi rivayetin uydurma olduğunu söylerler.
İbn Salâh hadisin gerçek illetine vakıf olmadığı için, isnadın ceyyid (iyi) olduğunu söyler. Ancak İbn Salâh, kendisinin koyduğu ve daha önce kimsenin söylemediği kaideye muhalefet ederek bu hadisin kuvvetli olduğunu söyler. İbn Salâh’a göre, kendisinin yaşadığı o asırlarda artık hadis hakkında sahih hükmünün verilmesi kesilmişti, dolayısıyla hiç kimsenin tashih etme hakkı yoktu![137] Ona göre vacib olan; daha önceki hadis imamlarının hükümlerine tabi olmaktır.[138] Ancak bu kaideye nereye dayanarak burada muhalefette bulundu ve iki büyük hadis imamımın uydurma hükmünü verdikleri hadisin, sahih olduğunu söyledi?
Doğru anlayış, hadisin batıl olduğuna delildir. İlişkiye nisbetle edep yerine bakmanın haram kılınması, vesilelerin haram kılınması babındandır. Allâh Teâla erkeğe zevcesiyle ilişki izni verdiyse, zevcesinin edep yerine bakmasını yasaklaması nasıl kavranabilir?! Bunu Aişe validemizden gelen hadis teyid eder, O şöyle der:
( Ben ve Allâh Resûlu (s.a.s.) aramızdaki bulunan bir kaptan gusül alırdık. Benden önce davranırdı, bende ona : bana da bırak, bana da bırak derdim )[139]
Bu hadisten anlaşılan edep yerine bakmanın caiz olduğudur. Bunu İbn Hibban’ın Süleyman b. Musa yoluyla naklettiği rivayet destekler: Süleyman b. Musa erkeğin zevcesinin edep yerine bakması hakkında sorulur? Bunu Atâ’ya sordum der, o da: Aişe’ye sordum, bu hadisi mâna olarak zikretti der.
Hafız b. Hacer şöyle der: « Bu hadis erkeğin zevcesinin avret mahalline ve zevcenin de erkeğin avret mahalline bakmasının cevazına delildir.»[140]
Bu, açıklığa kavuştuğuna göre, öyleyse gusül veya temas esnasında bakmak arasında hiç bir fark yoktur. Böylece yukarıdaki hadisin bâtıl olduğu açığa çıkar.
56- ( إذا جامع أحدكم ؛ فلا ينظر إلى الفرج ، فإنه يورث العمى ، ولا يكثر الكلام ؛ فإنه يورث الخرس )
( Biriniz (zevcesiyle) temas ettiğinde, avret mahalline bakmasın, çünkü bu körlük
bırakır, çokta konuşmasın, çünkü bu da
dilsiz bırakır )[141]
Hadis uydurmadır.
Ravilerinden olan Muhammed b. Abdurrahman el-Kuşeyrî, yalancı olup hadisi tekedilmiştir.
57-( لا تكثروا الكلام عند مجامعة النساء ؛ فإن منه يكون الخرس و الفأفأة ) ( Kadınlar ile olan temasta fazla konuşmayın, çünkü dilsizlik ve kekeleme ondan meydana gelir )[142]
Hadis çok zayıftır.
Rivâyetin dört tane illeti vardır, dolayısıyla rivâyet çok zayıf olduğundan delil teşkil etmez.
58- ( من سافر من دار إقامته يوم الجمعة ؛ دعت عليه الملائكة أن لا يصحب في سفر )
( Kim cuma günü ikâmet diyârından sefere çıkarsa, melekler yolculuğunda refakatçısı olmaması için aleyhine duâ da bulunurlar ) [143]
Hadis zayıftır.
Rivâyet İbn Lehi’a sebebiyle zayıftır. Rivâyet bir başka yoldan da gelmiştir, ancak uydurmadır. İlâve olarak (... haceti giderilmemesi için ...) fazlalığı vardır.
Ayrıca el-Gazâlî rivâyeti (el-İhya)’da zikreder!
Sahih sünnette cuma günü yolculuğa çıkmayı yasaklayan hiç bir delil yoktur.
Esved b. Kays’ın babasından rivâyet ettiği bir eserde :
( Umer (r.a.) yolculuğa istekli bir adam görür. Onun şöyle söylediğini duyar : “Bugün cuma günü olmasaydı çıkardım” deyince Umer (r.a.) şöyle der: “Çık, çünkü gerçekten cuma yolculuğa mani değildir”.)[144]
Bu sened sahihtir, ravilerinin hepsi güvenilirdir.
59-( الحج قبل التزوج )
( Hac evlilikten öncedir )[145]
Hadis uydurmadır.
Senetteki iki râvi hadis uydururlar. Buna rağmen es-Suyûtî rivâyeti el-Câmi de zikreder.
Rivâyetin diğer bir lafzı şöyledir:
60- ( من تزوج قبل أن يحج ؛ فقد بدأ بالمعصية )
( Kim hacca gitmeden önce evlenirse, günah ile başlamıştır )[146]
Hadis uydurmadır.
61-( تختموا بالعقيق ؛ فإنه مبارك ) ( Akîk’ten yüzük takın, çünkü gerçekten akîk bereketlidir )[147]
Hadis uydurmadır.
Râvilerinden olan Yakûb b. İbrahîm ez-Zührî, yalancı ve hadis uyduran birisidir.
Hafız es-Sahâvî, akîk taşı ile ilgili gelen rivayetlerin hepsinin bâtıl olduğunu söyler.
Gerçi konu ile ilgili rivayetler değişik lafızlar ve senedlerle gelmesine rağmen hadisi kuvvetlendirmemektedir. Zayıflığın sebebi, zabtın ve hıfzın zayıflığından kaynaklanmış ise, yolların çokluğu hadisi kuvvetlendirir. Ancak durum burada böyle değildir. Bilâkis konu ile ilgili rivayetlerin geneli yalan ile itham edilmiş ravilerden hâli değildir. Ayrıca lafızlar arasında şiddetli bir çelişki görülmektedir, yukarıda:
( Çünkü gerçekten akîk bereketlidir ) olarak gelir.
Diğer bir rivâyette :
62- ( تختموا بالعقيق ؛ فإنه ينفي الفقر )
( ...çünkü gerçekten akîk fakirliği yok eder )[148]
Hadis uydurmadır.
Diğerinde :
63- (تختموا بالعقيق ؛ فإنه أنجح للأمر ، واليمنى أحق بالزينة )
( ...çünkü gerçekten akîk işi başarılı kılar, sağ el de ziynete daha hak sahibidir )[149]
Hadis uydurmadır.
Başka bir rivayette:
64- ( تختموا بالخواتم العقيق ؛ فإنه لا يصيب أحدكم غم ما دام عليه )
( Akîk’ten yüzükler takın, çünkü gerçekten üzerinde olduğu müddetçe birinize üzüntü isabet etmez )[150]
Hadis uydurmadır.
Bir diğerinde :
65- ( من تختم بالعقيق ؛ لم يزل يرى خيرا )
( Kim akîk’ten yüzük takarsa, hayır görmeye devam eder )[151]
Sonuç olarak ; akik taşından yüzük edinme hakkında gelen hadislerin hepsi bâtıldır.
66- ( سيد الأعمال الجوع ، وذل النفس لباس الصوف ) ( Amellerin efendisi açlıktır, nefsin zilleti de yün elbisedir )
Bu sözün aslı yoktur.
el-Irâkî[152] ve es-Subkî[153] aslını bulamadıklarını söylerler.
67- ( الفكر نصف العبادة ، وقلة الطعام هي العبادة ) ( Fikir ibâdetin yarısıdır, az yemekte ibâdetin kendisidir )
Bu söz batıldır.
el-Irâkî[154] aslının olmadığını ifade eder.
68-( صوموا تصحوا ) ( Oruç tutun sıhhat bulun )[155]
Hadis zayıftır.
Ravilerinden olan Züheyr b. Muhammed Şamlılar’dan olan rivayetinde zayıftır. Dolayısıyla hafız el-Irakî[156] senedin zayıf olduğunu belirtir.
69-( إياك والسرف ؛ فإن أكلتين في يوم من السرف ) ( Seni israf etmekten sakındırırım ; gerçekten günde iki kere yemek israftandır )[157]
Hadis uydurmadır.
el-Gazâlî İhyâ da, bu sözü Peygamber (s.a.s.)’in Aişe (r.a.)’ya söylediğini zikreder. el-Irakî İhyâ üzerine yaptığı çalışmada, rivâyetin zayıf olduğunu söyler. Ancak rivâyet zayıflıkta kalmaz, çünkü râvilerinden olan Muhammed b. el-Hüseyn es-Sûfî Tasavvufçular için hadis uyduran birisidir.
70-( كان إذا أشفق من الحاجة أن ينساها ؛ جعل في يده خيطا ليذكرها ) ( Peygamber (s.a.s.) bir ihtiyacı unutma endişesi duyduğunda, hatırlaması için eline ip koyardı )[158]
Hadis batıldır.
Râvilerinden olan Sâlim b. Abdul-A’lâ hadisi terkedilmiş olup, kendisi güvenilir râviler üzerine hadis uyduran birisidir.
Bu rivayetle çakışan diğer bir rivâyette:
71-( من حول خاتمه، أو عمامته، أو علق خيطا في أصبعه ؛ ليذكره حاجته؛ فقد أشرك بالله عز وجل ، إن الله هو يذكر الحاجات )
( Kim ihtiyacını hatırlatması için yüzüğünü veya sarığını döndürür, yahut parmağına ip bağlarsa; Allah Azze ve Celle’ye şirk koşmuştur. Çünkü ihtiyaçları hatırlatan Allâh’dır )[159]
Hadis uydurmadır.
Râvilerinden olan Bişr b. el-Hüseyn, diğer bir râvi olan ez-Zübeyr’den bâtıl rivâyetler nakleder. Bu kişi aynı râviden yüz elli hadise yakın uydurma bir nüsha rivâyet etmiştir.[160]
72-( حق الجوار إلى أربعين دارا، وهكذا، وهكذا، وهكذا ؛ يمينا وشمالا، وقدام وخلف )
( Komşunun hakkı kırk eve kadardır. Böyle, şöyle ve böyle ; sağdan ve soldan, önden ve arkadan )[161]
Hadis çok zayıftır.
Komşuluğu kırk evle sınırlandıran hadisler sahih olmayıp zayıftır. Görünen, bunun örf ile sınırlandırılmasıdır, Allah en doğrusunu bilir.
73-( ما ترك القاتل على المقتول من ذنب ) ( Katil maktulun üzerinde hiç bir günah bırakmamıştır. )
Bunun aslı yoktur.
Hadis kitablarında bu rivâyetin sahih, hasen veya zayıf bir senedi bilinmemektedir.
Kıyâmet günü maktûl olan, kâtilden istekte bulunur ve kâtilin hasenatları bu zülme yeterli gelmez, böylece maktûlun kötülükleri kâtile tahvîl edilir. Sahih Müslim’de gelen hadiste buna işâret edilir: ( Ümmetimden iflâs eden odur ki, namaz, zekât ve oruçla gelir. Ancak bunu kötülemiş, onu lekelemiş, bunun malını yemiş, onun kanını dökmüş, buna vurmuş olarak gelir. Buna hasenatlarından verilir, diğerine hasenatlarından verilir. Aleyhine olanlar bitmeden önce, hasenatları bittiğinde, onların günahlarından alınır ve onun üzerine atılır sonra da ateşe atılır.)
74-( كان يأخذ من لحيته ؛ من عرضها وطولها )
( Allâh Resûlu (s.a.s.) sakalının boyundan ve eninden alırdı)[162]
Hadis uydurmadır.
Ravilerinden olan Umer b. Hârûn el-Belhî hakkında el-Buhârî şöyle der : « Bu hadisten başka, aslı olmayan veya tek kaldığı hiç bir hadisini bilmiyorum.»
Ukaylî de şöyle der: « Bu hadis ancak onunla bilinir, ve Peygamber (s.a.s.)’den iyi senedlerle şöyle dediği sabittir :
Sakalınızı uzatın, bıyıklarınızı kısaltın )[163]»
Yine bu râvi hakkında İbn Maîn « pis bir yalancıdır » der. Sâlih Cezer’e de « yalancı » olduğunu söyler.
75-( الأرض على الماء، والماء على صخرة، والصخرة على ظهر حوت يلتقي حرفاه بالعرش، والحوط على كاهل ملك قدماه (في) الهواء )
( Yer yüzü suyun üzerindedir, su kayanın üzerindedir, kaya da balinanın sırtı üzerinde olup iki tarafı arş ile buluşur. Balina da ayakları havada olan meleğin sırtının üst kısmındadır)[164]
Hadis uydurmadır.
Rivâyet isrâiliyâttandır. Râvilerinden olan Saîd b. Sinan ithâm edilmiştir.
76-( كنت نبيا وآدم بين الماء والطين ) ( Âdem su ve çamur arasındayken Nebiydim )
Hadis uydurmadır.
77-( كنت نبيا ولا آدم ولا ماء ولا طين )
( Nebî olduğumda ne Âdem ne su ne de çamur vardı )
Hadis uydurmadır.
es-Suyûtî[165] bunun ve bir önceki rivâyetin de uydurma olduğunu İbn Teymiyye’den nakleder ve ona katılır.
İbn Teymiyye,[166] el-Bekrî’ye olan reddiyesinde şöyle der:
« Naklen ve aklen aslı yoktur, hiç bir muhaddis bu rivâyeti zikretmemiştir. Manası da bâtıldır. Çünkü Âdem (a.s.) su ile çamur arasında hiç bir zaman olmamıştır. Çamur, su ve topraktan oluşur. Âdem ise, (o anda) ruh ve cesed arasındaydı.
Bu dalâlet ehlî, Nebî (s.a.s.)’in o zaman var olduğunu ve zatının diğer zevatlardan önce yaratıldığını zannederek uydurma hadisleri delil olarak getirirler. Örneğin, Peygamber (s.a.s.)’in arşın etrafında bir nur olduğu rivâyetinde olduğu gibi, o şöyle der: « Ey Cibrîl! Ben işte o nur idim.»!
Bazıları da, Nebî (s.a.s.)’in, Cebrâîl ona Kur’an’ı getirmeden önce onu ezberlediğini iddia ederler. »
İbn Teymiyye, « Âdem ise, ruh ve cesed arasındaydı » sözüyle hadisin sahih olan şeklinin bu lafızla olduğuna işaret eder. Hadisin lafzı şöyledir:
( Âdem ruh ile cesed arasındayken ben Nebîydim.)
Bu hadisin isnâdı sahihtir[167].
78- ( كن ذنبا ولا تكن رأسا )
( Kuyruk ol, sakın baş olma)
Bu sözün aslı yoktur.
Es-Sehâvî[168] bu sözün İbrâhim b. Edhem’e ait olduğunu ve bu sözü bazı arkadaşlarına tavsiye ettiğini ifâde eder.
abdullahahmed isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla