Tekil Mesaj gösterimi
  #1
Alt 20.01.2006, 20:15
acohsny
O Bir Kalfat'lı
 
acohsny - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 22.05.2005
Mesajlar: 2.196
Teşekkür etti: 16
8 Teşekkür 6 Mesaja aldı
Question Tasavvuf Nedir?

Tasavvuf, kalbi saf yapmak, kötülüklerden temizlemek demektir. Insanin kalbini, Allahü teâlânin muhabbetine baglamak, Resûlullahin söz, hareket ve ahlâkina uymak, yolundan gitmektir. Kalb ile yapilmasi ve sakinilmasi gerekli seyleri ve kalbin, rûhun, kötülüklerden temizlenmesi yollarini ögreten ilme, tasavvuf ilmi denir. Îmânin yerlesmesini, fikih ilmi ile bildirilen ibâdetlerin severek, kolaylikla yapilmasini ve Allahü teâlânin sevgisine kavusmayi saglar. Tasavvuf ilmine, Ahlâk ilmi de denir. Âlimler tasavvufu çesitli sekillerde ta'rîf etmislerdir. Ba'zilari söyledir:


Tasavvuf, güzel ahlâktir.
(I. Kettânî)

Tasavvuf, kalbi temizlemektir. (Ebû Ali Rodbârî)
Tasavvuf, edebe riâyettir. ( Ebû Muhammed Cevîrî)

Tasavvuf, i'tirâzi birakip, emredilene peki demektir.
(Ebû Sehl Sa'lûkî)

Tasavvuf, nefsin kötü isteklerini terk etmektir.
(Ebû Hüseyn Nûrî)

Tasavvuf, faydasiz isleri terk etmektir.
(Ebû Saîd Ibni Arabî)

Tasavvuf, vakti degerlendirmek ve vaktin kiymetini bilmektir. (Ibni Osman Mekkî)

Tasavvuf, Allahü teâlânin ahlâki ile ahlâklanmaktir. (Cüneyd-i Bagdâdî)

Tasavvuf, kimseye ezâ ve cefâ vermemek, herkese lütûf ve ihsânda bulunmak, hastalik ve musîbetleri herkese izhâr etmemek, düsmanlarini affetmek, insanlik mertebesinin en yüksek derecesine kavusmayi usûl ittihaz etmektir. (Ahmed Sirbâhî)



Güzel ve çirkin huylar

Kalbin, kötü huylardan temizlenmesi için, Allah için olmayan herseyin sevgisini kalbden çikarmak gerekir. Bu yolda ilerlemek Peygamberlerin ahlâkindandir.

Kötü sifatlar, câhillik, öfke, riyâ, kin, hased, kibir, ucup cimrilik, mal ve makam sevgisi, övülmeyi sevmek, ayiplamaktan korkmamak, sû-i zan, övünmek gibi seylerdir.

Güzel huylar, ilim, tefekkür, rizâ, hayâ, tevâzu, merhamet, mürüvvet, cömertlik gibi güzel islerdir.

Hak yolunda ilerlemekten maksat, kötü sifatlardan kurtulmak ve güzel huylarla süslenmektir.

Tasavvuf, Yahudi veya Yunan filozoflarinin uydurmasi degildir. Tasavvuf bilgilerinin hepsi Resulullahtan gelmektedir. Bunlarin isimleri sonradan konulmustur. Resûlullahin, Peygamber oldugu bildirilmeden önce, kalble zikrettigi mu'teber eserlerde yazilidir.

Zikir ve nefs muhasebesi, Resûlullah ve Eshâb-i kirâm zamaninda da vardi. Hicrî 2. asir sonlarinda, Ehl-i sünnetten, kalblerini gafletten koruyanlarin ve nefislerini Allaha itâ'ate kavusturanlarin bu hâllerine Tasavvuf ve kendilerine Sofî ismi verildi. Kendine ilk defa sofî denilen zât, Ebû Hâsim Sofî'dir.

Tasavvuf, Islâm ahlâki ile ahlâklanmak için lâzim olan bilgileri ögreten bir ilimdir. Tip ilmi, beden sagligina âit bilgileri ögrettigi gibi, tasavvuf da kalbin, rûhun, kötü huylardan kurtulmasini ögretir, kalb hastaliklarinin alâmetleri olan kötü islerden uzaklastirir, Allah rizâsi için güzel is ve ibâdet yapmayi saglar. Zaten dinimiz, önce ilim ögrenmeyi, sonra buna uygun is ve ibâdetin Allah rizâsi için yapilmasini emreder. Kisaca din, ilim, amel ve ihlâstan ibârettir.



Huzura kavusmak için

Dünya ve âhiret iyiliklerine, rahat ve huzûra kavusmak için birinci olarak dogru bir îmân sâhibi olmak gerekir. Dogru bir îmâna kavusmak için, Ehl-i sünnet i'tikâdini ögrenmek ve inanmak gerekir.

Ikincisi, insanlarin saâdeti için lâzim olan sey, dinin emîr ve yasaklarini ögrenmektir. Dînimizde bildirilen helâli, harâmi ve diger husûslari ögrenmek ve buna uygun hareket etmektir.

Üçüncüsü, kalbin kötülüklerden temizlenmesi ve nefsin terbiye edilmesidir. Nefs hep kötülük yapmak ister. Onun bu isteklerinden kurtulmak ve Allah sevgisini kalbe yerlestirmek için, tasavvuf âlimlerinin eserlerini okuyup amel etmek lâzimdir.

Bir kimse dogru îmâna kavusur, dinin emîrlerini seve seve yerine getirirse enbiyâya, evliyâya ve melâikeye benzer ve onlara yaklasir. Ayni cinsten olan seyler, birbirini çektigi gibi onlar tarafindan yanlarina çekilir. Çok büyük bir miknatisin bir igneyi çekmesi gibi onu yüksekliklere çekip Cennete kavusmasina sebep olurlar.

Ma'nen yükselmek dünya ve âhiret saâdetine kavusmak bir uçagin uçmasina benzetilirse, îmân ile ibâdet, bunun gövdesi ve motorlari gibidir. Tasavvuf yolunda ilerlemek de, bunun enerji maddesi, ya'nî benzinidir. Tasavvufun iki gâyesi vardir: Birincisi, îmânin yerlesmesi ve süphe getiren tesirlerle sarsilmamasi içindir. Âkil ile, delil ve ispat ile kuvvetlendirilen îmân böyle saglam olmaz. Allahü teâlâ buyurdu ki:

(Kalblere îmanin yerlesmesi ancak ve yalniz zikir ile olur.) [Ra'd 28]

Zikir, her iste, her harekette Allahü teâlâyi hatirlamak, O'nun rizasina uygun is yapmak demektir.

Ikinci gâyesi, ibâdetlerde kolaylik, lezzet hâsil olmasi için, nefisten dogan sikintilarin giderilmesidir. Ibâdetleri kolaylikla, seve seve yapmak ve günâh olan islerden de nefret edip uzaklasmak, ancak tasavvuf ilmini ögrenip, bu yolda ilerlemek ile mümkündür.

Imâm-i Mâlik hazretleri buyurdu ki:

(Fikhi ögrenmeden tasavvuf ile ugrasan dinden çikar, zindik olur. Fikhi ögrenip tasavvuftan haberi olmayan bid'at sahibi, sapik olur. Her ikisini edinen hakikate kavusur.) [Merec-ül bahreyn]
acohsny isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla