15 Nisan 2000 tarihinde bir gazetede “Diyalogdan düğüne” başlıklı bir haber çıkmıştı.
Şöyle bir haber:
“Sosyoloji profesörü Hıristiyan Lester Kurtz ile gazeteci Müslüman Meryem Kurtz’un nikahları, Urfa’da İbrahim Camii’nde müftü, haham ve papazın huzurunda kıyıldı.
Lester Kurtz ve Mariam (Meryem) Kurtz, Şanlıurfa’daki Dinlerarası Diyalog Sempozyumu’nun en ilginç konuklarıydı. Biri Teksas’tan yani Amerikalı, diğeri Darussalem yani Tanzanya’dan. Biri beyaz, diğeri ise siyahi. Biri metodist protestan bir ailede büyüyüp Quaker olarak hayatını sürdürüyor, diğeri ise Müslüman. Biri Teksas Üniversitesi’nde sosyoloji profesörü, diğeri ise gazeteci. Onları bir araya getiren bundan bir yıl önce Prof. Lester Kurtz’un Afrika’da katıldığı bir konferans olmuş. Konferansı bir gazeteci olarak takip eden siyahi gazeteci Meryem, Lester ile uzun bir tartışmaya dalmış ve bir hafta sonra kendilerini evlilik sürecinde bulmuşlar. Amerika’ya yerleşip resmi nikahlarını yapmışlar ve tam bir yıldır dini nikah kıymak için beklemişler. İşte bu bekleyişi nihayet önceki gün Urfa’da İbrahim Camii’nde müftünün huzurunda kıydıkları nikahla nihayete erdirdiler.
Haham, papaz ve müftünün huzurunda kendisini kelime–i şahadet getirerek ‘hem Hıristiyan, hem de Müslüman’ ilan eden ve aynen çifte vatandaşlıkta olduğu gibi çifte dinli olmak istediğini ve Meryem ile evlenerek geçmişinde sahip olduğu Hıristiyan kültürle İslam kültürünü meczetmek istediğini belirten Lester, ‘Quaker olduğum için herhangi bir Hıristiyan doktrinine bağlı hissetmiyordum kendimi, dolayısı ile İslamiyet’in güzellikleri ile geçmişimdeki Hıristiyanlıktan kaynaklanan güzellikler arasında bir tezat görmüyorum ve iki dinin güzelliklerini İbrahim Peygamber’in mekanında Musevi dostlarımın da duaları ile Meryem’le birlikte dini nikah kıyarak sürdürmek istiyorum’ dedi. Gözleri dolu bir biçimde bu anı beklediğini belirten Meryem ise Lester’in geçen yıl bir ay oruç tuttuğunu, Ramazan boyunca beş vakit namaz kıldığını, birlikte Hıristiyan bayramlarını da kutladıklarını; fakat İslami usullerle nikah kıymayı hep arzuladıklarını vurguladı. Üç dinin duaları ile salavatlar eşliğinde gerçekleşen nikah merasimi, katılımcıları derin ve anlamlı düşüncelere sevk etti.
Diyaloğun bir başka göstergesi ise Lester ile Meryem’in nikahlarıydı; haham, papaz ve müftünün huzurunda kelime-i şehadet getiren Lester kendisini, ‘hem Hıristiyan, hem de Müslüman’ ilan etti.”
Bu haberde en ‘veciz’ ifadesini bulan ‘Yok aslında birbirimizden farkımız; Yahudilik, Hıristiyanlık, Müslümanlık, hepsi aynı, hepsi hak din’ anlayışı her zaman tüylerimi ürpertmiştir.
“Bir gün bir Müslüman çıkıp ‘Öyleyse ben Hıristiyan olacağım’ derse ne yapacağız?” diye sormuşumdur hep.
O gün geldi galiba.
Geçenlerde bir arkadaşım anlattı.
Genç bir hanım, “Madem Hıristiyanlık da hak din, madem Hıristiyanlar da cennete gidecek, öyleyse ben daha kolayıma gelen Hıristiyanlığı seçiyorum.” diyerek İslamiyet’ten çıkmış.
Böyle bir şey gerçekten oldu mu, olmadı mı, bilmiyorum; ama bu gidişle her an olabilir
Hakan Albayrak Milli Gazete 21/01/2006
halbayrak@yahoo.com