Sabahin körü ve ben...
kalbime benzer bu körlük...
kalbim gibi kör...
kalbim gibi sagir...
kendi bildigimden baskasini bilmez
kendi bildigimden baskasi icin yakinamaz
hic bir seyi beceremem...
basarilarimi basarisizliklarim örter...
kisin yagan bir kar misali...
ve hayallerim titrer bu sogukta...
bu karin altinda...
haykirirlar
kalbimle birlikte...
fikirler karisik
ve ben kacmiyorum artik...
kacmak istemiyorum...
sirtlandim tüm hatalarimi
ve tüm günahlarimi...
sirtlandigim sorumluluklarimin üzerine koydum...
tasimasi güc olsada
ve ben tasiyamiyor gibi görünsemde...
yasayip gidiyorum bir sekilde iste...
bilmeden nereye gittigimi
yol aliyorum ömür yolunda
ve nereler konaklama yerim
hangi insanlari dostum diyecegim
olur bilemiyorum...
henüz her sey cok yeni gibi görünsede...
ben 16 yasimdan beri bu yoldayim esasinda...
16 yasindan beri gidiyorum durmadan...
yoruldum bu yolda ilerlemeye calisirken
gittigim yerlerin bir kismi yalnisti...
ayaklarima batan dikenlerden, kalbimi acilan yaralardan anladim
farkettim saclarima ak düsmüs bir kac tane...
bilemiyorum sebebleri ne
ama düsmüsler iste...
ya safligi anlatan beyaz bir renge bürünmeleri
üzerimde en azindan bari biraz saflik kalmasi icindir...
yada günahlara aglamalardan...
ve yahut istemedigim isleri yapmak zorunda olusumdan
oysa istemedigimi zannettiren belkide seytan...
bilemiyorumki...
nefsime agir gelen hersey aslinda iyi bir seydir...
egerki istemiyorsam, istenilecke bir seydir ki
ne olursa olsun yapmaya devam etmeliyim...
ve devam etmeyi arzuladiklarimi sona erdirmeliyim...
süratle yol almak yerine orada burada duraklamis...
bazen parami calmis bir hirsiz
bazende duygularimla oynamis...
ama ben kalmisim hep kararsiz...
para önemli degil...
önemli olan maneviyat...
insanin icindeki saflik ve güzellik...
dagin basinda olan bir kardelenin dokunulmamisligi gibi...
denizin dibinde bir inci tanesi gibi korunan...
ve gökyüzünde ulasilamayan bir yildiz gibi...
ve her zaman derim, bir bebektir gözlerini dünyaya acan...
saflik ve temizlik...
ruhumuzumu kirlettik, yoksa kalbimizimi...
her azam
ALLAH c.c. adini duydugunda titrerken...
ve gözlerim Efendimize(s.a.v.) yazilan 2 dörtlükte aglayabilirken...
ben neden israrciyim bu kadar...
ve nedne bu kadar bezgin
hayat yasamaya deger biliyorum...
hayat... her seye ragmen güzel...
baharda geliyor artik...
yine guru böcekleri gelecektir beni ziyarete...
ve ben yesillige hasret bu gözlerine insaALLAH bayrami yasatacagim...
etrafimdaki kis ile birlikte icimdeki firtinali cekilmez kista biter diye umuyorum.
ve dün yine farkettimki...
Rabbden baskasina gidemiyorum...
sagimda solumda insanlar...
bir seyleri paylastigin halde
anlama özürlü...anladiklarini sananlar...
yada anlayipta anladiklarini gösteremeyenler...
yeni eski herkese sorarim...
bir hatam varmi diye...
cevap verende vardir sagolsunlar
oysa hatalarimi görüpte susmaya calisanlar...
beni cileden cikarirlar...
gittigim yer belli esasinda...
ve bir sayi var aklimda...
yapmam gerekenler
yapmam gerekenler belli
öyleyse nedendir bu haller?
hayirlisi buymus...
yada ben kolay pes etmekteyim..
gitmeyi arzuladigim cok oluyor..
ama kendimden kacmak demektir bu...
beni ben yapanlardan...
eger kacarsam
benligimden cikarim
baska bir insana dönüsür...
maskeyle dolasirim...
adim bilinmez
geldigim yerde
ve ben sustukca
taninmayacagimdir her halde...
hem gidersem
yapamadiklarim
hala yapilmamis olacak
sorumluluklarim zamanla artacak
cigirindan cikmis
yoldan ayrilmis...
onun icin burada kalip
ALLAH diyerek karsi koymak
Habibinin sünnetine uyarak
bas etmeye calismak...
sabahin körü ve ben...
sabah sabah...
düsünceler...
Rabbin yarattigi hersey mükemmel...
öyleyse bende mükemmelim...
yaratildigim halle...
yitirdigim mükemmel uzuvlar degil
manevi degerler...
zamana ayak uydurmaya calisirken
kalbimin taslanmasina vesiledir bazi seyler...
düsünceler düsünceler
insani insan yapan akil...
insani insan yapan Rabbe itaat...
itaat ettikce hem onun katinda
hemde dünyada yükselirsin...
yükselmek demek kariyer degildir...
yükseldigini
nefsine karsi actigin savastan anlarsin...
nefsine karsi koyabiliyorsan...
bir kac adim atmissindir...
mal mülk degildir demek istedigim...
malda kalir mülkte...
verilen güzellikte...
birgün sirtlarda tasinirken
ve yaklasirken bir mezarliga
belki amcalarimin bulundugu
yanimda görünmez amel defterim
ve sarili bulundugum kefenim olacak
birazda toprak verilecek...
dünyada yordugum bedene...
tekrar toprak olmaya alistirmasi icin
cünkü dünyaya meyilli oldugundan
kolay kolay toprak olmaya niyetli olmayabilir...
bir zaman sonra
uyandigimda
ben ölmüsüm diye
haykirdigimda
kimse yardima kosmayacak...
ne sevdigim dedigin insanlar
nede bir zamanlar sahip oldugun mallar...
ben ölmüsüm diye bagirdiktan sonra...
yanina gelecekleri düsün...
ziyaretcilerin olacak...
iyiysen iyi
kötüysen
canavar gibi
soracaklar sana
Rabbin kim???
sorular pes pese siralanacak...
hesap baslamis olacak...
terleyeceksin...
bir zamanlar aldigin bir igneyi bile soracaklar sana
neden aldin diye
nicin aldin diye...
terden sirilsiklam
kacacak yer arayacaksin
ama olmayacak...
zaman birimi nedir orada bilinmez
ama belki uzun sürecek
hayat her seye ragmen güzel...
yasanmaya deger...
iste hesap vermeye baslamadan
akilini basina almaya basla...
nefsine hakim ol...
kalbine ve aklina mukayet...
nereye gittigin belli...
ama
ne zaman ve nasil gidecegin mechul
onun icin hayat yasanmaya deger...
onun hayat degerlendirmeliymis meger...