Tekil Mesaj gösterimi
  #49
Alt 05.05.2006, 18:56
Ninja_Kedi
Kayıt onayı eksik
 
Üyelik tarihi: 08.03.2003
Mesajlar: 1,688
Konulara Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür aldı 0 Mesajlar için

Bismillah...

Aşk-ı mecazinin aşk-ı hakikiye irtikap etmesi farklı bir mevzudur.Mecazi aşka ancak firak durumlarında hakiki aşka irtikap edebilir.Şöyleki insan mecazi bir aşka tutulur.Sonra bu aşkı karşılıksız kalır ve mecazi aşkaların sevgilerin faniyetini görüp hepsinden yüz çevirir ve Baki olana yönelir.

Evet.İnsanın Allah'ı sevmesi için öncelikle sevginin ne olduğunu bilmeli.

Bir insan bir Allah dostuna gelip talebe olmak istediğini belirtir.Allah dostu sorar.

En sevdiğin çiçek hangisi??
Farketmez.
En sevdiğin yemek hangisi?
Efendim farketmez?
......

Git önce birşeyleri sevmeyi öğren sonra kapımıza gel...cevabını verir Allah dostu son olarak....

bir diğer yönden...eşekten düşenin halini eşekten düşen anlar.Aşk denen derdin müptelası olmamışlara konuşmak kolaydır.Gerçekten sevmiş ise birisi psikolojik hali mutlaka ikinci seçenektir.Gelmeyeceğini bile bile hala onu bekler.


Eşekten düştüğümüz için bu hali iyi biliriz.Reel hayatta çevremiz tarafından bu yönde duyguları olmayan birisi yani karşı cinse karşı muhabbet hissi olmayan birisi olarak bilinirdik desek yeridir.Okul ve sosyal hayat münasebeti ile muhabbet ettiğimiz konuştuğumuz epey bayan vardı.Lakin bahsedilen anlamda bir kayma yoktu.Sebebi ise Risale-i Nur hizmeti ile tanışmadan 2yıl önce tanıştığım ve islami hayat tarzını yaşamaya başladığımda karşıma ilk çıkan bir bayanla tanışmıştık.Diğer hayattaki iki yüzlülüklerden yalanlardan günübirlik sevgilerden nefret etmiş ve "Bu nasıl sevgi anlayışı.Bugün birisine seni seviyorum diyorsun.Yarın başkasını seviyorsun.Bu nasıl duygu." diyerek kızıyor eleştiriyorduk.Bütün yalanlardan bu şahsa kaçmıştım.Zor zamanlarımızda hep yanımızdaydı.Tabir-i caizse beraber aglar beraber gülerdik.Sonrasında Nur hizmeti ile tanıştık.Niyet evlenmek oldugundan hiçkimsenin farkına varamayacağı şekilde muhabbetimiz devam etti.5 senede belki 5 defa görüşmüştük.Daha çok telefon msnden maille veya mektupla görüşüyorduk.Bir gün mektubunda "bizler sevdiğimizden başkasını aklımızdan geçirmeyi bile ihanet sayarken insanlar öyle şeyleri mubah sayıyorki insanlık damarları kurumus" diye yazdıgını okuyunca aradıgım budur demiştik.5 sene bir başkasını aklımızdan dahi geçirmeden onu bekledik.Viyanada okuyordu.Bu yaz bitirecekti.Ve teklifimizi yapacaktık.Öylesine güvenmiştik ki ona.Aynı bizim gibi hislere sahip sanıyorduk.O da bir başkasına bakmıyor bir başkasını aklından dahi geçirmiyor diye düşünüyorduk.Üniversite gibi bir ortamda iseniz ve sosyal iseniz siz istemesenizde karşı cinsten size ilgi duyulma oluyor.Üç-dört kişiyi çevirmiştik.Sevgisine güvenine halel gelmesin diye.Ve yazın...Evlilik teklifi heyecanında iken bize, evlilik teklif eden birisinin teklifini kabul ettiğini söyledi.


inanamadık.Nasıl olurdu.5 sene yaşananlar, paylaşılanlar,yazılanlar,söylenen verilen sözler...evet...bunu derken 3-4 sene önce söylediği "biz sevdiğimizden başkasını aklımızdan geçirmeyi dahi ihanet sayarız" sözünü hatırlamıyordu bile.

şimdimi....biliyorum ki o böylesine bir sevgiyi,böylesine bir vefayı sadakati hak etmiyor....yaptığı itibari ile nefret ediyoruz...lakin yalana hacet yok...hala da içimizden atabilmiş değiliz....hala kulaklar telefonun sesinde....hala acaba ondan mail geldimi heycanında...hala yolda karsılasırmıyız beklentisinde...kısaca gelmeyeceğini bile bile bir bekleyişteyiz....8 ay gecti ...hala inanabilmiş değiliz yaptıgına....ve hala bir başkasına bakmak bir baskası ile evlilik düşünmek bize ihanet gibi gelmekte....kendisine,sevgisine ihanet edemediğimiz gibi hatırasına dahi ihanet edemiyoruz....

evet...insan eşini sever...kedisini sever..çiçeğini sever...ama en merkezdeki sevgi Allah sevgisi olmalı....aksi taktirde tokatını yer....içimizdeki seyhan sevgisi zannediyoruz Gayretullaha dokundu...ve bu bir tokattı....ölçülü sev uyarısıydı....ve şimdi kendi düşünce deryamızda birisine evlilik teklif etmeye yüzümüz yok....bütün düşüncemiz bütün çabamız evleneceğimiz kişinin karşısına çıkmaya yüzümüzün olmasıydı....
bir başkası olmadı...ilk ve sonsun diyebilmekti....her aşk mutlaka hakettiğini bulur....denildiği gibi o bunu haketmiyor....ve gidişindeki Allah'ın murad ettiği hayırlarıda görebiliyoruz....olanın en hayırlısı oldugunuda biliyoruz....lakin gönüle laf anlatmak kolay değildir...ne zamana kadar bekler bilmiyoruz...ihanetini hala kabullenebilmiş değiliz.....5 senedir yaşanan hatıralar akla geldikçe göz ve gönül uzakları temaşa etmekte....ve çaresiz,ümidsiz bir şekilde gelmeyeceği bilinen bir gemideki Leylayı beklemekte....Aşk tesiri şiddetli bir beladır....ve ancak çeken bilir...Fuzulinin deyimiyle...

Aşığım dersen.belay-ı aşktan ah eyleme
Ah edip ağyarı ahından agah eyleme

evet...aşığım dersen boşuna ah etme..şikayet etme...seni ağyar anlamaz...başkaları anlamaz...zira bu derdi bu belayı çeken sensin.....

yeryüzünde firaktan daha acı bir duygu varmıdır bilmiyoruz....hasrette güzeldir vuslat olmasa da.....hatırladığımızda, yad ettiğimizde hüzünle hasretini duyacağımız 5 yıl var....ama merak ediyoruz...bir gun gelipte o yalnız kaldığında....sesine ses bulamadığında....aradığını bulamayıp kalabalıklar arasında yalnız kaldıgında....hangi yüzle hatırlayacak....acıkcası yıllar sonrada olsa karsılasmak gormek isterim....sadece "buna değdimi" sorusunu sormak için....

dünya...ah dünya...içinde gözyaşı olmayan yalancı aşkların müptelası....hayatımızda ağladığımızı çok az hatırlarız....bu yaz....dogum gunumuzde ondan aldığımız bu hediye gözlerimizi yaşartmıştı....

diyecek birşey yok...yapacak ta...derdi çeken bilir...ötesine konuşmak kolay....

sürç-ü lisan ettiysek affola....en zayıf noktamız buydu...nüksetti...

vesselam
Ninja_Kedi isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla