| O tahrik de bu yapılan ne? O tahrik de bu yapılan ne?
Vakit Gazetesi’nin 13 Şubat’ta Danıştay üyelerinin fotoğraflarını yayınlaması, aklıevveller için bir tahrik olacağı apaçıktı.
Üstelik, bu başlık ve manşeti gördükten sonra, sırf bundan hareketle bir komplo senaryosu bile üretilebilirdi. Birileri için bu çok net bir mesajdı. Ortalığı karıştırmak isteyenler için açık çek idi.
Ama Danıştay 2. Daire Üyesi Mustafa Yücel Özbilgin’in öldürülmesi dolayisiyle meydanlarda yapılanlar yaninda, Vakit Gazetesi’nin sergilediği tavır çok mahsum kaliyor.
Eski vali olması hasebiyle Özbilgin için İçişleri Bakanlığı’nda bir tören düzenlendi. Kocatepe Camii’nde ise dini tören yapılacaktı. Bir de hukukçuların öncülüğünde yapılan Anıtkabir yürüyüşü vardı.
Bütün bunlar, yapılması alışılagelmiş uygulamalar idi. Ama buralarda atılan sloganlar, insanın kanını donduracak seviyesizlikte idi.
Bir gün önce “başsağlığı” ziyareti yapan Başabakan Erdoğan, ne gelişinde ne de gidişinde Danıştay üyeleri tarafından karşılanıp uğurlandı. Erdoğan, cenaze töreninde daha çirkin bir tablo sergileneceğini bildiği için çok yerinde bir karar vererek, önceden belirlenen programında değişiklik yapmayıp Antalya’ya gitti.
Hükümet adına Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener, Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül, Adalet Bakanı Cemil Çiçek, İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu törene katıldı.
Adalet Bakanı Çiçek’e fiili saldırı düzenlendi ve polis ablukası eşliğinde kendini dışarı attı. DYP lideri Mehmet Ağar, MHP lideri Devlet Bahçeli, Anavatan lideri Erkan Mumcu çirkin protestoların hedefi oldu.
Atılan sloganlar ise tahrikin danıskası. “Türkiye laiktir laik kalacak” naralarıyla başlayan sloganlar, kısa sürede zıvanadan çıktı. Türkiye’nin laik kalacağına hiç kimsenin şüphesi yok. Ne var ki sloganlar, Türkiye’nin devlet düzenine yönelik.
Hadi “Hükümet istifa” sloganını da anlamak mümkün. “Tayyip türbanı al başına çal”, “Katil Başbakan” naraları, kin ve nefretin tahrikle bulandırılıp servis yapılmış hali değil de nedir? “Katil Başbakan” diye nitelendirilen isim, oluşturduğu siyasi hareketin ilk gününden itibaren türban konusunun çok hassas olduğunun idraki ile hareket etmiş biri.
Türban konusu ile ilgili her zaman söylediği söz, “Bu sorun ancak toplumsal mutabakat ile çözülebilir” çerçevesinde oldu. Hiçbir zaman, “Kim ne derse desin, biz iktidarız, bu konuyu her şeye rağmen çözeriz” demedi. Bu anlama gelecek bir söz bile etmedi.
Asıl facia ise, CNN Türk’ün yaptığı tahrik. NTV, başından sonuna kadar bütün törenleri izleyicilerine aktardı. Ama bütün bu zincirden boşanmış sloganları, kin ve nefret kusmuklarını izleyicisine sunmadı. CNN Türk, patronajına yakışan tavrını dün de sergiledi. Ortaya konulan bütün hezeyanları, sorumlu yayıncılık anlayışından uzak bir şekilde izleyiciye aktardı. Hem de ellerini ovuştura ovuştura.
Kalabalığın, akıldan mantıktan uzak, bir histeri duygusu ile ortaya döktüğü çirkinlikleri, kendi duygularını yansıtmanın zevki içerisinde verdi.
__________________ Herşeyin doğrusunu Allah bilir !!! İmzada bulunan Resim ve Linkleri görebilmeniz için 0 Mesajınız olması gereklidir !.Sizin ise şuan 0 Mesajınız var. |