| Dipnot:
1- (O katliâma şâhit olanlardan, hocam ve üstazım, Süleyman Hilmi Tunahan Efendi Hazretleri, bir gün bizi Eyüp Sultan ve Fatih Hazretlerini ziyarete götürdüler. Her iki ziyarette de cami mimberinin sağında namaz kıldık. Sonra Evrâd-ı Şerif okuyup duâ ettiler, biz de âmin dedik. Duâdan sonra kalktığımızda, Efendi Hazretleri bize, camiin mermerden yapılı mimberindeki kurşun yarasını göstererek; *31 Mart Vakasında, o Bulgar çapulcuları, İstanbula geldiklerinde katliâm yaptılar. Bu yara ondandır.* buyurdular. Ve bu katliâmdan, kendilerinin, mahzâ Allâhu Teâlânın himayesi ile kurtulduklarını ifade ederek; *O esnada ben yolda gidiyordum. Bir kadın bana, *sarığını çıkar* diye bağırdı. Uyanık bir kadınmış. Korktum. Hemen sarığımı çıkarıp koltuğumun altına aldım ve doğruca eve koştum. Fakat bu arada, Hareket ordusu askerlerinden 7-8 kişi arkamdan koşup geldiler. Kapının arkasına saklandım. Banyoyu, yüklüğü, evin sâir her tarafını aradılar. İçlerinden birisi, buraya bir molla girdi, ben gördüm, diyordu. Cenâbu Hak onlara, kapının arkasını unutturdu. İşte, o katliâmdan ben böyle kurtuldum.* buyurmuşlardı.) Hasan Arıkan Hocanın Hatirası.
2-) (Hâl kararını tebliğe gelen bu kişiler kullandıkları, kullanacakları kelimeyi dahi bilmiyorlar, hâl yerine azl kelimesini kullanıyorlardı. Oysa âmir memurunu azledebilir. Pâdişahın üstünde bir kuvvet yokki Onu azletsin.) |