| Rahman Rahim Allahin adi ile...
Allaha hamd olsun.
Selam olsun onun secmis oldugu kullarina
ANCAK KADAVRAMIZ PAYLAŞILIR
Sultan AbdülhamidHân (rh.), 1896da görüşme talebinde bulunan Siyonizmin kurucusu Dr. Thedor Herzle, kendisinin de ajanı olan New-linsky vâsıtasıyla şunları söyler:
**********************
MösyeHerzl sizin arkadaşınız olduğuna göre, benim de dostum demektir; kendisine bu meselede artık hiç bir teşebbüste bulunmamasını öğütleyiniz. Benim bir karış toprak vermem bahismevzuu olamaz. Zira istenen toprak bana ait değildir. O milletime aittir. Bu devleti kuran ve kanıyla besleyen milletime... Herhangi birisine vermek veya bizden koparılmasına râzı olmaktansa, yeniden kanımızla yıkamayı tercih ederiz.
Benim, Suriye ve Filistinden gelen iki alayım Plevnede son neferine kadar şehid oldular. Türk İmparatorluk toprakları bana değil, Türk Milletine aittir. Bu imparatorluğun hiç bir parçasını hiç bir kimseye veremem. Yahûdiler şimdilik milyarlarını biriktirsinler. Kimbilir, birgün bu imparatorluk paylaşılırsa onlar da istediklerini belki de bir şey ödemeden elde edebilirler. Fakat ancak kadavramız paylaşılır, canlı vücuttan parça koparılmasına müsaade etmem.
**********************
Bu sözler karşısında Herzlin hâtıralarına kaydettiği satırlar çok dikkat çekicidir.:
Sultan Abdülhamidin gerçek bir devlet adamı büyüklüğünü aksettiren bu sözleri, her ne kadar o an için bütün ümitlerimi söndürse de, bana çok tesir etti ve heyecanlandırdı. (Siyonizmin kurucusu Theodor Herzlin Hâtıraları ve Sultan Abdülhamid, s. 14-15)
DIE POLİTİSCHE STERN SULTAN ABDÜLHAMİD HAN
Ünlü Alman bilgininin, ilmin soğuk kanlılığıyla yazdığı Politikanın Yıldızı Abdülhamid Han kitabından da bir örnek verelim;İnşaallah faydalı olur.
Bu vaziyeti daha da dramatize eden pekçok hadise vukû buluyordu. Rusya ve Avusturyanın Balkanlardaki kışkırtmaları, İngilizlerin Arap dünyasındaki oyunları devletin başına dertler açıyordu. Daha bir sürü gâilenin, kargaşanın üstesinden gelebilmek için devletin dizginlerin sıkı tutmak şarttı. Abdülhamid Han da bunu yaptı.
Gerçekten müstebit bir ruh taşısaydı, milleti câhil bırakmak isterdi; zira, aydın insanlara baskı uygulamanın kolay olmayacağını bilecek zekâya sahipti. Fakat butün ülkede eğitim ve öğretim seferberliği başlattı. Yakın dönemde yetişmiş, hepimizin iftihâr ettiği ilim ve devlet adamlarımızn hemen hemen tamamı onun zamanında eğitimlerini almışlardır.
Filistin topraklarında Osmanlının himâyesinde özerk devlet kurmak isteklerini reddedince, Yahûdiler ona Kızıl Sultan lakabını taktılar ve her türlü iftirâya başladılar.
Maalesef Müslüman ana-babadan gelen sözüm ona aydınlarımızın büyük kısmı da bu iftirâ kampanyasına iştirâk ettiler. Rıza Tevfik gibi, Bizdik utanmadan itirâ atan, devrin en siyasî padişâhına diye nedemet hissiyle yazılmış itiraflar az değildir.
Bu itiraflara rağmen hemen hemen tamamının nezdinde o, bir Kızıl Sultandı. bilgilerimiz bizi yanıltmıyorsa, ilk defa Nihal Atsız, onun hakkında Gök Sultan başlığıyla makale yazdı.
Sonra da Necip Fazılın Ulu Hakan adlı kitabı fikir hayatımızın üzerinde bomba tesiri yaptı. Atsız ve Necip Fazıl beyler, onu göklere çıkardılar. İster istemez insanın aklına, bu övücü sözlerin, aksiyona karşı reaksiyon olabileceği geliyor.
Ama ünlü Alman biligininin, ilmin soğuk kanlılığıyla yazdığı Politikanın Yıldızı Abdülhamid Han kitabını okuyunca, hiç de reaksiyon olmadığını anlıyoruz. Kitabın orjinal adı; yazının başlığında kullandığımız gibi, Die Politische Stern Sultan Abdülhamid Handır.
Bugün dünün ürünüdür. yarınlarımız da bugünümüzü doğru idrak etmemize bağlıdır. Bu idrâk da dünü iyi bilmekle başlar. (Mehmed Niyazi)
*****************
Bu yazdıklarımdan yapılan zulmü tasvip ediyorum anlamını çıkarmayınız.Yapılan zülümleri hiçbir kimse hiçbir zaman hoş karşılamaz.
Arap dünyası zamanın da kendisi gövdeden ayrıldı gövdeden ayrıldığında en bariz ve birkaç gün önce anmış olduğumuz 250.000 yakın çanakkale şehidimiz ve kurtuluş savaşımızdaki diğer şehitlerimiz bunların hepsi bir gerçektir.
Aynı zamanda unutmayın o zamanlarda hilafette vardı ve müslümanların merkezi türkiyedeydi.Ama kimse hilafeti bile dikkate almadan kendi bildiklerine hareket etti.İş hilafettede değil hakiki müslüman mümmin olmakta böyle olunca istesenizde istemesenizde hilafet gelir.
Ne demişler zaman her şeyin doğrusunu ve yanlışını bildirir. Onlarda ne kadar yanlış yaptıklarının farkındalar.
Allahü Teala bütün mümin müslüman kardeşlerimize yardım etsin.
Görünüşte müslüman olanlara bütün dünya yardım eder bir sonuç elde edemezler.Hakikatteki müslümana mümine Allahü teala yardım eder alemlere hakim olur.
Görünüşteki müslüman zulüm getirir.
Hakikatteki müslüman rahmet getirir.
Bizlerde hakikatte müslüman olmalıyız.Sözümüzü azalarımız doğrulamalı.Allahü Tealaya yönelelim, Kuranı Kerime bütün azalarımızla sarılalım.Farzlara ,vaciplere,ve sünnetlere çok dikkat edelim.
İbrahim Hakkı Erzurumi Hz.(ks) dediği gibi;
Görelim mevlam neyler neylerse güzel eyler.
Hiç bir zaman unutulmamalı ki ummadığımız yerden rahmet ve bereketler gelir. |