Tekil Mesaj gösterimi
  #1
Alt 15.07.2006, 15:44
dilek

 
dilek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 17.06.2006
Mesajlar: 190
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
Eve Dönüş...

Eve Dönüş…
Anneme kızıyordum Babaanneme gerçekleri söylemiyor diye... Annem babaannemi avutmak için uğraşırken bende gerçeğin peşindeydim. Annem olayı farklı yönlerden anlatıyordu. Bense bilineni söylüyordum. Gel gör ki babaannemle bir tek annem baş edebiliyordu.
Annem konuştukça babaannem öyle rahatlıyordu ki, sanki ruhu huzur buluyordu... Babaannem bir çocuk gibi dediğinden sapmıyordu. İllâ ki dediği olacaktı. Bu duruma alışmak kolay olmadı tabii. Geçen yıllara kadar zihni normal denecek kadar iyiydi. Babaannem bir gün aniden “eve gidelim” dedi. Hepimiz garip bakışlarla birbirimize baktık. Babam tebessümle birazda şaşkın “zaten evdeyiz ana” dedi. Babamın sesini duyunca inanmış olacak ki ses çıkarmadı. Babaannemin garip sözlerine ister istemez gülüyorduk. Hele ki bunca yıl normal konuşan bir insanın tuhaf hareketleri çok garibimize gidiyordu.
Babaannem artık yatağında bebek uyutmaya başlamıştı. Öyle güzel uyutuyordu ki, eliyle boş yorgana hafifçe vurup “hıh uyu, yat” gibi sözler ediyordu en tatlı sesiyle. Çünkü koynunda bir bebek uyutuyordu. O hali ne kadar da mutluydu. O saadet dolu dakikaları bölmedim. Aksine hayranlıkla dinledim o güzel konuşmayı. Kim bilir yine hangi zamana gitmişti. Bir annenin bebeğine duyduğu o tarifsiz şefkat göstergesiydi. O bebek kimdi bilmiyorum ama babaannemin o halini izlemek çok hoştu. Çünkü ömrünün en mutlu olduğu anlarından birini yaşıyordu. Çocuğunu sevip uyutmak kadar ne saadet verebilir ki bir kadına. Bir gün beni yanına çağırdı. Yastığın üstünü gösterip “şunu al, düşecek” dedi. Kendime inanamayarak görünmez bebeğimizi babaannemin yanından alıp başka bir yere koydum. “Aldım babaanne” dedim. Şimdi daha da rahat etmişti yatağında.
Babaannemin zihin yolculuğu devam ediyordu. Kendini köyde sanıyordu. Anneme “sobayı yak, tavuklara yem ver, ahırın kapısını kapat” gibi talimatlar veriyordu. Bu duruma inanamıyorduk. Babaannemin ciddi ciddi böyle konuşması bizi şaşkına çeviriyordu. “Eve gidelim” tekerlemesi günden güne daha bir artıyordu. Ben inatla “babaanne burası bizim evimiz” dedikçe babaannem bana inanmıyor, daha bir öfkeleniyordu. Annem yolunu bulmuştu. Sabırla “tamam oğluna telefon ettik, o gelene kadar biraz uyu ” deyip babaannemi avutmaya çalışıyordu. Babaannem kimi zamanlar yine “eve gidelim” dediğinde ve laf dinlemeyecek kadar sinirlendiği vakitlerde annem bu seferde başkası olup “bugün de kalsana” diyordu. Bu trajikomik durum evimizde farklı bir hava oluşturuyordu. Babaannemin öfke krizi tuttuğunda annem bana “şöyle söyle, böyle söyle” dedikçe ben annem kadar başarılı olamıyordum.
Bir gün evimize çocuklar geldi! Tabii biz o çocukları yine göremiyorduk. Babaannem bir noktaya bakıyor ve candan bir sesle konuşup çocuğu seviyordu. Ben tabii yine bu durumdan bir şey anlamıyordum. “Babaanne orada çocuk yok ki” diyorum pişkince. Annem “babannenle inatlaşma” derdi. Babannemin anlayacağı dilde konuşamıyordum. Güya yalan söylemeyeceğim. Onu kendi dünyama çekmeye çalıştıkça o bunu istemiyordu. Bense onun dünyasına ayak uyduramıyordum. Annem bunu çok iyi yapıyordu.
Evimizdeyken; misafirlikten evimize gidiyorduk. Yürüyemeyen babaannemi salona taşıyıp biraz gezdirip! Tekrar yatağına dönüyorduk. Annem soluk soluğa kalıp “Ahhh ne kadar yorulduk, bak evimize geldik” diye rol yapıyordu. Ben de garip bakışlarla bu duruma alışmaya çalışıyordum. Tabii benim için hava hoştu. Beynim de her gün milyonlarca hücre yenilenmesi oluyor, net bir şekilde düşünebiliyordum. Oysa babaannem geçirdiği her kısmi felçle birlikte yaşam fonksiyonlarından birini yitiriyordu. Düşünme yetisi hasar görmüştü. Bir de buna yaşlılık eklenince... Allah’tan bu durum her zaman devam etmiyordu. Dili de dolaşıp duruyordu. Adımı söylemek zor olacak ki bana “Sultan” adını takmıştı. Bana seslenmek istiyorsa “Sultaaan!” diye bağırırdı. Sultan babaannemin kuzenlerinden biriydi.
Bir gün babaannemle odamızdayız. Babaannem yine hayal görmeye başlamıştı. Çocuklarla uğraşıp duruyordu. Çok sinirlenmiş, çocukların gitmesini istiyordu. Ben evin realisti! ısrarla “babanne orada çocuk falan yok” diyordum. Babannem bu sözüme daha bir öfkeleniyor, bana inanmak nerde daha bir kızıyordu. Sultan çıldıracak gibi oluyor, babannesine laf anlatamıyordu. Annem sesimizi duymuş olacak “babannenle inatlaşma” dedi. O an kafamın üzerinde bir ampul yandı. Niye babannemle inatlaşıp kendimi yoruyordum ki, zaten bana inandığı da yoktu. Odadaki bizim şu meşhur çocuklara kızgın bir sesle “hadi çıkın gidin, hadi evinize, babaannemi rahatsız etmeyin hadi!” diye kovdum çocukları. Babaannem bu durumdan çok memnun kaldı tabii.
Annem heyecanla yerinden doğrulup “yoksa oda mı?” düşüncesiyle “dilek!” diye bağırdı. Tabii bu davranışımı beklenmedik bulmuştu. Sonunda babaanneme uymuştum. Sultan olmuştum. Babannemin dünyasına boyun eğmek zorundaydım. Bundan sonra her şey onun ruh haline göre gitse de bu durumu zamanla yutmadı tabii. “Eve gidelim” tekerlemesi evimizde dönüp duruyordu. Biz odasında olmadığımız vakitlerde “eve gidelim, bu kadın beni sevmedi, benimle konuşmuyor” gibi sözler ediyordu. Güya misafir olduğu evin sahibi babanneme konuşmuyormuş. Az gördüğü için boş oda da bu hayali kurmuş.
Final... Babaannem muradına erdi mi? Evet sonunda babaannem evine dönebildi. 19 mayıs sabahı hayata gözlerini yumdu. “Eve gidelim” diyen babaannem özlemine kavuşmuştu. Önce köyündeki evini ziyaret edip sonra da asıl vatanına ulaştı. Sultan çok üzüldü... Babaannesi çok hasta olsa da onun gitmesini istemiyordu. Bu sabah evimizden gideli tam bir hafta oldu. Sabahlara dek yanan ışığına alışmıştım. Elektriğe bağlı sürekli ses çıkaran havalı yatağına da... Bu zamana dek niye babaanneme uymamıştım ki sanki de. Hayaller olmadan yaşanır mıydı? Hayal değildi aslında, babaannemin zihnindeki gerçeklerdi. Çocuklar ve yaşlılar en çok hayal kuran insanlar... Adım Sultan olsa da, geçmişe uzansam da artık gelmeyeceksin değil mi? Bunları niye mi yazdım? Yazdım çünkü bu öyküyü birileri okur da ruhuna bir fatiha gönderir diye..
Dilek Dinçer


Geçen yıl aramızdan ayrılan babannemin anısına…
__________________
"Başarı bir varış yeri değildir, başarı bir yolculuktur, adım adım ilerlediğiniz bir yoldur." Zig Ziglar
dilek isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla