| Suriye’ye İkinci Seyahat : (Peygamber Efendimiz AS.'ın ) Kureyş’in en zengin, en asil ve en soylu kadını olan Hazret-i Hatice, mal sahibi tüccar bir kadındı. Sahibi olduğu servetini yalnız başına idare eder, malının başına adamlar kiralar, güvendiği kimselere sermaye verir, kârına ortak ederdi. Ebu Tâlib, Hazret-i Hatice’nin Şam’a yine bir kervan göndereceğini duyunca yeğenine bu işe talip olmasını tavsiye etti. Durumu Hazret-i Hatice’ye açtılar. O da zaten Muhammed Aleyhisselâm’ın hâl ve ahvâlini, doğruluk ve güvenilirliğini uzaktan takip edip duruyordu. Teklifi memnuniyetle kabul etti. Kendisine emanet ve sermaye olarak mühim mallar verip bir kafile ile Şam’a gönderdi. Kölesi Meysere’yi yanına hizmetçi olarak verdi, akrabalarından olan Huzeyme bin Hâkim’i de refakat ettirdi. Kafile Busrâ kasabasına vardığında Bahîrâ’nın vefat ettiğini, yerine rahip Nasturâ’nın geçtiğini öğrendiler. Meysere daha önceki gelişlerinde Nasturâ ile tanışmış bulunuyorlardı. Görüştüklerinde o da aynı Bahîrâ gibi sorular sorarak Muhammed Aleyhisselâm’ın son peygamber olduğunu anladı, Şam’a giderlerse yahudiler tarafından zarar gelebileceğini söyledi. Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz getirdiği malları Busrâ’da hiç kimsenin satamadığı yüksek bir fiyatla sattı, alacağı malları da ucuza alarak, herkesin kazandığı kârın iki mislini kazandı. O senelerde bu kadar kâr yapan hiç kimse olmamıştı. Ticaret kervanı Mekke’ye döndüğünde Hazret-i Hatice, içlerinde Nefise’nin de bulunduğu bazı kadın arkadaşları ile birlikte konağının üst katında oturuyordu. Resulullah Aleyhisselâm devesinin üzerinde iken iki meleğin kendisini güneşten gölgelediği halde şehre girdiğini gördü, bunu onlara da gösterdi. Hepsi de hayretler içinde kaldılar. Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz Hazret-i Hatice ile görüştüğünde malların satışından ne kadar kazanç sağladıklarını haber verdi ve üzerindeki emaneti büyük bir dürüstlük içinde takdim etti. Bu duruma minnettar kalan Hazret-i Hatice, müstakbel eşine aynı şekilde iki misli mükâfat verdi. Meysere ise bu seyahatte Resulullah Aleyhisselâm’ın ahlâkının yüceliğini daha iyi tanımış, ona karşı gönlü hayranlıkla dolmuştu. Kendisine karşı gösterdiği nezaketi övmekle bitiremiyordu. Hazret-i Hatice bu ticarî kazançtan daha çok, bu büyük insanın doğruluğuna ve insanlığına hayran olmuştu. İş bahanesi ile sık sık görüşür, hediyeler gönderirdi. Nihayet içindeki sevgi aşka tahavvül etti. Araya vasıtalar girerek evlenmeleri kararlaştırıldı. www.hakikat.com dan alıntıdır. |