| sinir disina cikmayi meclis(tezkere) belirler.ayrica refah partisini kim kapattigini bile bilmiyorsun.varsayalim asker kenti kafasina göre haraket ediyor ve k.irak'a giriyor.ne olcak(?) yapa yanliz kalacak,iktidar destegi olmayacak(askerimize kim verecek para).daha cok problem dogar cünkü amerikayi ikna eden asker degil hükümet olmali.amerikanin muhatapi asker degil,basbakan.
biliyorum basbakan,baskilara dayanamayip askerin istegi ile bop'un esbaskani oldu.lübnana tezkere cikariyorlar,k.irak'a neden cikarmiyorlar(?)abd.
füze övme yok.birileri "türkiye hic birsey üretemiyor" deyince bu konuyu actim.ecevit gibi emir verin askere vallahi bizim asker yeni bir kktc savasi baslatir.ama biz ne yapiyoruz(?)israil istedi diye tezkere cikariyoruz.
ah bizim hükümet ne zaman bir olayi itiraf edecek ayni chirac gibi. Chirac'a açık mikrofon sürprizi
Finlandiya’nın başkenti Helsinki’de düzenlenen 6. Asya-Avrupa Toplantısı sırasında İspanya Başbakanı Jose Luis Rodriguez Zapatero ile görüşen Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac’ın, Lübnan’da konuşlandırılacak BM barış gücünün geleceği hakkında endişesini dile getirdiği ortaya çıktı.
Chirac ile Zapatero arasında geçen konuşmanın bir bölümü, mikrofonun açık unutulmasından dolayı basın mensupları tarafından duyulurken, Chirac, barış gücünün geleceği için endişeli olduğunu belirtti.
İspanyol radyosu Cadenaser’ın yayınladığı ses kaydına göre Chirac, "İlk 3-4 ayda sorun olmayacak, çünkü en azından Hizbullah zayıflamış durumda. Ama 3,4 ve 5. aylarda tehlike olabilir. Gelecek için biraz endişeliyim" dedi.
müjte müjte sayin bu$tdan haber var. Bush - Tayyip telefon gülüşmesi!
- Alo Mistır Buş? Hav ar yu? - Voaavvv Tayyip! Bu ne güzel sörprayz! Ben olmak veri veri gut, end yu?
- Ben olmak yok iyi. Şu PKK meselesi canımı çok sıkıyor. Sabrımızın taşma noktasına geliyor. - What! Sen buraya geliyor? Ama ben şu aralar çok meşgul, maalesef sana randevu veremiyor.
- Yanlış anladınız. Ben sizin oraya gelmiyor, sabrımız taşma noktasına geliyor. - Ha, o zaman ben sana tavsiye ediyor, sen turist olarak geliyor. Bizde çok güzel turistik yerler var, sen onları geziyor.
- Fesüpanallaaahhh! Sabrımız diyorum. Sab - rı - mız. Taş - mak ü - ze - re. Andırstend? - Sabri! Hu is Sabri? Ben onu tanımıyor. Ben sizden bir tek Zapsi tanıyor. O da şu anda yanımda. Ben, Laura, Zapsi, biz hep beraber findik yiyor.
- Neee! Cüneyd orada mı! Hep beraber fındık mı yiyorsunuz! - Ofkorz. Zapsi çok iyi bir arkadaş... Bana sık sık geliyor... Her gelişinde findik getiriyor... Bana, findik diyor, aganini maganini... Sen aganini maganini ne demek, anlıyor?
- Ya Başkan, tabii ki anlıyorum da galiba sen beni anlamak istemiyorsun. Çok zor durumdayım. Problem çok büyük. - O zaman sen var benim gibi bol bol findik yemek. Yiyorsun findik, yiyorsun findik, bir bakıyorsun kalmamiş hiçbir prablım! Oluyor herkes mutlu. Oluyor bol bol, boy boy çucuk.
- Sayın Başkan, son olarak şunu demek istiyorum ki... - Ekskiyuzmi Tayyip. Ben telefonu kapatmak zorunda... Çünkü Laura bana, bu kadar findik yeter diyor... Kolumdan çekiyor... Beni yatak odasına götürüyor. Bayyy. - Aloooooo Akif Beki! Hemen bir basın toplantısı yap ve de ki; ABD Başkanı Buş bugün Sayın Başbakanımızı telefonla aramış olup... İki lider yarım saat süren görüşmede PKK, Kıbrıs ve İsrail konularında çok yararlı fikir teatisinde bulunmuşlardır. Haydi koçum, fırla! | |