Tekil Mesaj gösterimi
  #1
Alt 06.10.2006, 21:07
ibrahimem

 
Üyelik tarihi: 24.07.2006
Mesajlar: 303
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
Düşmanla Cihad Farz-ı Kifaye, Nefisle Cihad Farz-ı Ayn...

Bu forumda bir çok tartışmalar oldu. Allah dostlarına cahilce laf atıldı. Cihada katılmayanlar Allah dostu olamaz denildi...

Allah dostlarını cihaddan kaçan evde oturanlar diye suçlamalar yapıldı.
Ne büyük cehalet...

Nefis ile cihadın daha önemli olduğunu anlatmaya çalıştık dinlenilmedik...

Binaenaleyh Mehmed Zahid Kotku -kuddise sırruh- hazretlerinin bir sohbetlerinden yazılı olarak internette gördüğüm bu konu ile ilgili bir sohbetlerini buraya almayı uygun gördüm...

...

Mehmed Zahid Kotku -kuddise sırruh- hazretleri buyuruyorlar ki:

...

"Aziz, muhterem kardeşler!.. Farz denilen ibadet, iki kısımdır; birisine farz-ı ayın, birisine de farz-ı kifâye derler. Farz-ı ayın; kıldığımız namazlar, cuma namazı, tuttuğumuz oruçlar, zekâtlarımız farz-ı ayındır... Ve buna benzer, haccımız farz-ı ayındır. Mutlaka her şahsın kendisinin yapması borçtur.

Bir farz da var ki, farz-ı kifayedir. O da farzdır, ama kifaye tarikiyle... Cenaze namazını kılarız. Bir kısım cemaat kıldı mıydı, diğer müslümanların üzerinden günah kalkar. Bunun misâli...


Şimdi bir farz-ı ayın daha vardır ki cihaddır; o her müslümanın üzerine borçtur. Cihad iki kısımdır. Bir cihad var, düşmanla döğüşmek yâni; farz-ı kifâyedir. Devlet genç askerleri toplar, gençlerle olur. Beni ne yapacak orda?.. Gençleri toplayacak; gençler döğüşecek, harbedecek. Bu, farz-ı kifaye...

Bir de bizim nefislerimiz var ya, bizi yoldan çıkaran... Şimdi, bayrama kadar camilerimiz doluydu, elhamdü lillâh. Şimdi biri çıksa da, caminin dışarısında dolaşanları bir saysa...

--Siz bugün cuma olduğunu bilmiyor musunuz?

--Biliyoruz.

--Müslüman mısınız?

--Müslümanız.

--E, neden camiye gelmediniz, farz-ı ayın!..

"Cenaze namazını niye kılmadın?" desen; "İşte onlar kıldılar ya, yeter..." "Harbe niye gitmedin?" desen; "İşte askerlerimiz var ya, yeter..." Pekâlâ, nefsinle mücahede?..

En büyük düşman ne İngiliz, ne Fransız, ne Alman, ne Rus, ne bir şey... En büyük düşman:


(A'dâ adüvvüke nefsükelletî beyne cenbeyk) "En büyük düşman, senin iki yanın arasındaki nefsin!.." Seni camiden alıkoyan, Allah'tan alıkoyan, namazdan alıkoyan, hayırlardan alıkoyan; çeşitli bahanelerle seni aldatan, beni aldatan nefis... Seni de aldatıyor, beni de aldatıyor.

Bunun için cihad, farz-ı ayındır. Ne ile?.. Nefis ile... Düşmanla cihad, farz-ı kifaye... Delikanlılar yapsın onu... Bu, ihtiyara da borç, gençlere de borç, hepsine borç...

Meselâ, 20 yaşından aşağı olan gençleri, devlet almaz askere... Niçin? Daha onun vakti gelmemiş, ona farz değildir. Ama nefsiyle mücâhede, 15 yaşını geçti, büluğa erdi mi; büluğa erdiğinden ölünceye kadar herkese nefsiyle mücahede farz-ı ayın!.. Farz-ı kifâye değil, farz-ı ayındır.


Binâen aleyh, sen bunu unutma!.. Nefsini kontrol et!.. Seni Allah'ın emrinden uzaklaştıran, sevaplardan günahlara sürükleyen nefsini zabtet!.. Onu günahlara sevketme!..

Günah kitaplarını çok oku, neler günahtır bil! Günahları bilmeyince, elbette karışacaksın günahların içerisine... Günahları bil ki, 550 tane günah vardır. 125 tanesi büyük, günah-ı kebair; diğerleri de segàir ve mekrûhat... Mekrûhatı da yabana atma! O da günah!.. Küçük günah diyor; küçük müçük, küçükler büyüyor... Mısır tanelerini toplayın, koca bir dağ olur. Ufacık ama, çoğalır.
Binâen aleyh, günahtan kork! Günahlar ufak olsa da, devam edildikçe büyük olur. Vebali de ona göre olur. Allah cümlemizi affetsin...


Bak, Ramazanı elhamdü lillâh, yaptık. Yani hücum yaptık, düşmanı sindirdik. O nefis sindi şimdi, şeytan da sindi. Kımıldayacak halleri yok. Fakat diyor ki şimdi: "Ah bir bayram gelsin de, ben sana gösteririm!" diyor şimdi o... Günah yollarına sevkedecek bizi... "Gel bunu da yap!" diyecek. "Çok yoruldun, gel şu zevklerden de zevklen!" diyecek... Bizi günah yollarına sevkedecek.

Sen şimdi, babayiğitliğini muhafaza et! Bizim için en güzel yol, asker disiplini gibi disiplinlenmemiz lâzım!.. Asker nasıl alışıyor: Nasıl silah atacak?.. Nasıl, silah kullanacak?.. Nasıl süngü kullanacak?.. Nasıl müdafaa yapacak?.. Şimdi biz müdafaaya geçiyoruz. Düşman şimdi hücumda!.. Nefis kalktı şimdi kabardı. Yedi balları, kaymakları bayramda, ohoo keyfi yerinde... Şeytan da arkasında... Şehvet de peşinde, oh... Şimdi onlar bizi yenmek için çalışacaklar.

Onun için, sen dayan şimdi... Sen dayan! Çok rica ederim, senden: Sakın camiyi bırakma, cemaatı bırakma!.. Namazı bırakma, kur'an'ını bırakma!.. Dilini de Allah'ın zikrinden bırakma ki, Allah muînimiz olsun... Başka destekçimiz yok, ancak Allah var! Onun için, Allah'a iyi dayanırsak, ne mutlu bize!.. Yok, zevkimize dalacak olursak, yazık bizlere!..



...

Allah hepimizi affetsin... Tevfîkàt-ı samedâniyyesine mazhar etsin... Sevdiği ve razı olduğu kullarının arasına cümlemizi kabul etsin... Dünyamızı, ahiretimizi ma'mur eylesin... Cennet ü cemâliyle, cümlemize de ikram etsin... Bayramımızı mübarek ettiği gibi, bundan sonraki diğer günlerimizi de, Cenâb-ı Hak mübarek olarak yaşatsın cümlemize..."



15 Ağustos 1980 Cuma

ÖZEL SOHBETLER/Mehmed Zahid Kotku hazretleri
ibrahimem isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla