| O Bir Kalfat'lı
Üyelik tarihi: 22.05.2005 Teşekkür etti: 59
52 Teşekkür 27 Mesaja aldı
| Eleştirimiz ölü Ecevit’e değil, yaşayan Ecevitler’e!.. Eleştirimiz ölü Ecevit’e değil, yaşayan Ecevitler’e!.. Hayır, ikiyüzlülük yapmaya hiç niyetim yok. Nezaket gösterecek de değilim. Nezaket göstermeyecek olmam, iftira etmemi de gerektirmez tabii ki.. Sadece dürüst olacağım.. Kutan’dan Arınç’a, Sezer’den Karayalçın’a kadar Ecevit’e övgüler düzen tüm siyasilere karşın, bize “dürüstlük” imajı ile tanıtılan Ecevit’in dürüst olmadığını, “demokrat” olarak tanıtılan Ecevit’in demokrat olmadığını, “özgürlükçü” olduğu ileri sürülen Ecevit’in özgürlükçü olmadığını söyleyeceğim. Açıktır ki; şu andan sonra o benim eleştirilerime kulak verecek, kendisini düzeltecek durumda değil.. Dolayısıyla benim mesajım; Ecevit’in şahsında, hayattaki Ecevitler’e.. Hayatta olup, Ecevit gibi icraat sergileyenlere.. Örneğin Sezer’e.. Örneğin Baykal’a.. Örneğin Alemdaroğlu’na.. Örneğin Serter’e.. Örneğin Eruygur’a, Tolon’a.. Örneğin ... Evvela, 12 Eylül öncesinden başlayalım.. Dürüstlük imajı ile kamuoyunda tanıtılan Ecevit, rakip partiden 11 milletvekilini transfer edip hükümet kuruyor ve transfer ettiği 10 milletvekiline bakanlık koltuğu veriyordu. Söyler misiniz, dürüst bir siyasetçi böyle kirli bir işi nasıl yapabilir? Üç tane parti değiştirdi diye, bir milletvekiline “Fırıldak” sıfatı yapıştıranlar, Ecevit’i; bu suçuna rağmen, nasıl “dürüst” diye tanıtırlar? Geçelim.. 28 Şubat sürecinde Erbakan Başbakanlığı’ndaki hükümete, askerler 18 maddelik kararı dayattığında ne yapmıştı demokrat Ecevit? MGK kararlarını imzalamayıp siyasi liderleri ziyarete çıkarak destek isteyen Erbakan’a “Bu; hükümetin kendi sorunu” diyerek sırtını dönmemiş miydi? Sivil başbakan Erbakan’a sırtını dönüp, tercihini askerlerin dayatmasından yana almamış mıydı? Nasıl demokratlık bu? Sonrasında Demirel’in ayak oyunları ile kurulan hükümette Başbakan Yardımcılığı ve hatta dışardan destekli tek başına Başbakanlık koltuğuna oturma serüvenlerinin, onun ne kadar demokrat olduğunu açıkça gösterdiğini sanıyorum. Geçelim özgürlükçülüğüne.. Özgürlükten yana bir insan, Milletin Meclisi’ndeki bir milletvekiline, hem de bir bayana, o sözleri nasıl sarfedebilir? “Bu kadına haddini bildirin” nasıl diyebilir? Aklı yeten, ikna kabiliyetine inanan biri varsa, çıksın söylesin, özgürlükçü bir insan bunu nasıl yapabilir? Evet; Ecevit öldü.. Artık bunları yazmamızın bir faydası yok.. 1925 doğumlu, Fahri oğlu Bülent Ecevit için yazıyorsak, tabii ki faydası yok. Ama hayatta olan başka Ecevitler yok mu? Hâlâ dürüst olduğunu ileri sürüp, ayak oyunları ile milletin temsilcilerini devirmek isteyenler yok mu? Demokrat olduğunu söyleyip, askeri sistem sözcülüğünü savunanlar yok mu? Özgürlükçü olduğunu beyan edip, “Şu yasak.. bu yasak.. Ona izin verilemez.. Buna izin verilemez..” diyenler yok mu? Evet, eleştirilerim, cansız bir bedene değil. Eleştirilerim, canlı bedenlere.. Onlara sesleniyorum; hepimizin, hepinizin sonu işte bu!.. Bir gün gelecek, siz de, biz de toprak olacağız. Söyleyin, Ecevit ne kazandı, dürüstlük imajını bozma uğruna elde ettiği Başbakanlık koltuğu ile?.. Ne kazandı, demokratlığını satıp, askerin siyaset yapmasına onay vermekle?.. Ne kazandı, Merve Kavakçı’ya “haddini bildirin” demekle?.. Var mı şimdi bu tavırlarının ona bir faydası?.. Bırakın faydasını, bir de bunların hesabını vermeyecek mi gittiği yerde şimdi?.. Bir milletvekiline, elde ettiği hakkını vermemek, dünyada güçlü iseniz belki mümkün olabilir.. Ama görüyorsunuz işte, kimse dünyaya kazık çakmıyor. Birer ikişer gidiyoruz öbür aleme.. Peki, gittiğimiz yerde ne yapacağız? Orada da bizim gücümüze göre mi karar verilecek? Yoksa “zerre miktarı hakkı, sahibine teslim eden adalet” ile mi? Son sözüm; klasik söylemle bu yazıya karşı çıkacaklara.. “Ölünün arkasından konuşulmaz.. Bu Müslümanlığa da sığmaz..” diyeceklere.. Samimi değilsiniz beyler.. Bunu söylemeye sizin hiçbir hakkınız yok.. Bunu söyleyecek adam, hayatında, Sultan Vahideddin için, hiç “Hain” dememesi gerekirdi.. Şeyh Said için, “Ajan, satılmış, İngiliz oyuncağı” dememesi gerekirdi. Siz istediğinize iftira ederek ölü-diri demeden saldıracaksınız... Ama biz, iftira etmeden, eleştiri bile yapamayacağız öyle mi? Yapmayın beyler.. Birbirimizi kandırmayalım.. Her gün dine söverken, şimdi dini ilkeleri öne sürüp, bize akıl vermeye kalkışmayın.. Söyledik işte; bizim eleştirilerimiz, Ecevit’in şahsında, onun fikriyatını yürütenlere.. Onun icraatını sürdürmek isteyenlere.. Kaldı ki; Ecevit hayatta iken, biz bunları yazmaktan çekinen ve korkan insanlar değildik ki.. Bir aşama yaşandı.. Sadece önceden yazdıklarımızı hatırlatıyoruz. Geride kalanlar, belki “ibret” alırlar diye.. http://www.haber7.com/artikel.php?artikel_id=135708
__________________ İmzada bulunan Resim ve Linkleri görebilmeniz için 0 Mesajınız olması gereklidir !.Sizin ise şuan 0 Mesajınız var.
|