Tekil Mesaj gösterimi
  #3
Alt 07.11.2006, 16:57
Uthman

 
Uthman - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 30.05.2006
Mesajlar: 68
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
Ömer b. Hattab'ın (r.a.) rivayet ettiğine göre:
Hz. Peygamber: "Ölü, ailesinin kendisine ağlaması sebebiyle azap olunur" buyurmuştur.

Sahih-i Müslim'deki hadis numarası [Sadece Arapça]: 1536

Abdullah b. Mesûd'un (r.a.) naklettiğine göre:
Allah Resulü (a.s.): "(Ölü için) yanaklara vuran yahut yakaları yırtan yahut cahiliye âdeti üzere feryat ve figan eden bizden değildir" buyurmuştur.

Sahih-i Müslim'deki hadis numarası [Sadece Arapça]: 148

mmü Atiye'den (r.ah.) rivayet edildiğine göre:
Resulüllah (a.s.) şöyle buyurmuştur: "Hiçbir kadın, kocası hariç herhangi bir ölü için üç günden fazla yas tutamaz. Kocasının ölümü üzerine dört ay on gün yas tutar. Bu süre içinde Yemen kumaşı hariç boyanmış kumaş giyemez, sürme çekemez, koku da sürünemez. Yalnız hayızdan temizlendiği zamanlarda bir parçacık "kust" veya "ezfar" sürünebilir."

Sahih-i Müslim'deki hadis numarası [Sadece Arapça]: 2739

Peygamber'in (s.a.v) hanımı mmü Habibe'nin (r.ah.) rivayet ettiğine göre:
Zeynep bt. Ebu Seleme şöyle anlatıyor: Ben, babası Ebu Süfyan vefat ettiği zaman Peygamberin (a.s.) hanımı mmü Habibe'nin yanına vardım. mmü Habibe, içinde sarı renk bulunan bir koku, "haluk" yahut başka bir şey istedi. Bundan, önce bir cariyeye sürdü. Sonra da bu boyadan kendi iki yanağına sürdü ve şöyle dedi: Yemin olsun, benim böyle koku ve boya ile süslenmeğe ihtiyacım yoktur. Ancak ben Resulüllah'ın minber üzerinde şöyle buyurduğunu işittim: "Allah'a ve Ahiret gününe iman eden bir kadına ölü için üç günden fazla yas tutmak helal değildir. Sadece kocası için dört ay on gün yas tutabilir."

Sahih-i Müslim'deki hadis numarası [Sadece Arapça]: 2730

same b. Zeyd (r.a.) şöyle anlatır:
Biz Peygamber'in (a.s.) yanında bulunduğumuz bir sırada kızlarından biri, Peygamber'i çağırmak için bir haberci gönderdi. Babasına bir çocuğunun yahut bir oğlunun ölüm hâline girdiğini haber veriyordu. Resulüllah kızının gönderdiği elçiye: "Onun (Zeynep) yanına dön ve kendisine şunu haber ver: Şüphesiz ki, Allah'ın aldığı ve verdiği her şey O'na aittir. Her şey Allah katında muayyen bir müddete bağlanmıştır. Yine ona şu emrimi bildir: Sabretsin ve sevabını Allah'tan beklesin." Bunun üzerine elçi geri döndü. Bu defa o (Zeynep) Peygamber'e yeminle, gelmesi için tekrar haber gönderdi. Bu haber üzerine Allah Resulü (a.s.) ve onunla beraber bulunan Sa'd b. Ubade ile Muaz b. Cebel de kalktılar. Ben de onlarla beraber (Zeyneb'in evine) gittim. Çocuk, sanki eski bir kırba içindeki su gibi can çekişir bir vaziyette, Hz. Peygamber'e verildi. Allah Resulü (a.s.) ise göz yaşı döküyordu. Sa'd b. Ubade (hayretle): "Ey Allah'ın Resulü! Bu ne hâl?" dedi. Resulüllah (a.s.): "Bu (göz yaşı), Allah'ın kullarının gönüllerine koyduğu bir rahmettir. Yüce Allah, kullarından ancak merhametli olanlarına rahmet edecektir" buyurmuştur.

Sahih-i Müslim'deki hadis numarası [Sadece Arapça]: 1531
__________________
Güzel ahlâk, suyun kiri yok ettiği gibi kusuru yok eder.
Uthman isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla