Konu: Alia İzzet
Tekil Mesaj gösterimi
  #1
Alt 15.11.2006, 20:10
itimat
Kusursuz dost arayan, dostsuz kalır.....
 
itimat - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 08.04.2004
Mesajlar: 17.040
Teşekkür etti: 10
204 Teşekkür 110 Mesaja aldı
Cool Alia İzzet

Doğu-Batı arasında Aliya



Halkının büyük çoğunluğu Slav kökenli olan Bosna-Hersek'in İslâm'la tanışması Sultan I. Murad zamanına rastlar. 1463'te de Fatih Sultan Mehmed Han Bosna'yı Osmanlı topraklarına katmıştır. 1483'te Hersek Osmanlı'ya katılınca bu bölgede İslâmiyet daha da güçlenmiştir. Bosna-Hersek'te 400 yıl süren Osmanlı idaresinin izlerini sadece dinî yönden değil, hemen birçok alanda görmek mümkündür. Osmanlı, imanıyla, mimarî eserleriyle, kültürel mirasıyla halkın gündelik hayat tarzına kadar inen derin bir etkiye yol açmıştır.




Cemil Gülseren
Avrupa içinde ve İslâm olan, İslâm kalan bir ülke Bosna-Hersek, elbette sıkıntılara itilecekti. Öyle de oldu. Dünya, Bosna'yı 1992-1995'teki savaşta daha yakından duydu. Bosna'nın bir de çilekeş lideri vardı. Yine bu savaşta tanınan bir başkandı o. Aslında bir barış adamıydı, ama ne yazık ki o kanlı savaşın, 250 bin Müslümanın katledilişine de tanık olan bir tarihti. O, tarihî bir tanıktı artık. Yılmayan, yıldırılamayan, ömrü ateş çemberinde geçmiş, münevver bir liderdi o... O, Aliya İzzetbegoviç'ti.
1925 doğumlu olan İzzetbegoviç, küçük yaşta babasını kaybetmiştir. İlk eğitimini annesinden almıştır. Annesi dindar bir kadındır. İzzetbegoviç, 24 yaşında dinî faaliyetleri yüzünden 5 yıl hapis yatmıştır. Cezaevinden sonra önce hukuk, sonra ziraat fakültesini bitirmiş, 25 yıl avukatlıktan ziyade bir inşaat firmasında yöneticilik yapmıştır.
1970 yılında İslâm Manifestosu adlı bir kitap yazdı. 1983'te bu eser incelemeye alındı. 12 Müslüman aydınla tutuklandı. 1950 öncesinde kurulmuş olan Mladi Müsümni (Genç Müslümanlar) adlı örgütü yeniden örgütlemekten 14 yıl hapse mahkûm edildi. Mahkûmiyetini çekerken Yargıtay bu cezayı 11 yıla indirmiştir. 1989 yılında Yugoslavya'nın dağılma süreci sırasında ilan edilen af sonucu özgürlüğüne kavuştu. 1990 yılında İslâm Manifestosu'nu yeniden bastırdı. Bu kitap, İzzetbegoviç'in İslâmî kimliğinden ziyade, siyasî kararlılığının ve mücadelesinin bir simgesi olmuştur.
1990'da ortak yönetimin başkanı seçilen İzzetbegoviç, 2000 yılında başkanlıktan ve partisinin başkanlığından çekilmişti.
78 yaşında Saraybosna Hastanesi'nde 19 Ekim 2003 günü vefat etmiştir. Kabrine Türkiye'den Fatih Sultan Mehmed'in kabrinden alınan toprağın serpilişi bir başka anlam, bir başka güzellik olmuştur.
Bütün olumsuzluklara rağmen "Bilge Kral", hayatı boyunca yılmamış, usanmamış, sürekli yazılar yazmış, siyasî, dinî, kültürel ve askerî etkinliklere aktif bir şekilde katılmış, hep de öncü olmuştur. Meclis konuşmasına besmele çekerek başlayan Aliya İzzetbegoviç, "Her şey Allah'ın elindedir" derdi. Arkadaşlarıyla kurduğu Demokratik Eylem Partisi'nin (SDA) 1991 kongresindeki konuşmasında; "Yemin ederim ki, köle olmayacağız" sözleriyle tehditlere karşı bir iman abidesi örneği sergiler. Bu cesur çıkış ardından Bosna'nın bağımsızlığını ilan etti. Halk oyuna sunulan bu karar yüzde 64 çoğunlukla onaylanmış oldu. Bu onay Sırpları çıldırttı. Dünyanın gözü önünde çocuk-yaşlı demeden bombalar yağmaya başladı. Tam dört yıl boyunca aç, susuz, elektriksiz bir şekilde perişan kaldı Bosna Müslüman halkı. Bütün dünya da bu olaya bir süre sessiz kaldı. Bilge Kral başbakan olduğunda ilk ziyareti en büyük desteği veren Türkiye'ye yapmıştır. Yeni Türkiye dergisinin 1997 (Temmuz-Ağustos) 16. sayısına verdiği mesajında derin anlamlar içeren şu sözleri okuyoruz: "Galipler tarih yazar. Bosna ise daha çok mağluptu." Veda konuşmasında ise, "Yaşlanmıştık, ama içimizdeki ateş çok gençti" der. Devamında ise, "Bu günleri gösteren Yüce Allah'a hamd ediyorum. Tarihimizi kanımızla yazdık. Evlerimiz yakılıp yıkıldı. Düşmanlarımız mert değildi, alçakça katliamlar yaptılar. Yapılan katliamları dünya şimdilerde halen ortaya çıkarılan toplu mezarlardan anlamaktadır. 80 yıl önce Anadolu'da olanları unutmuşa benziyoruz. O pişkin Batılı en ufak bir utanma şöyle dursun, çıkarılan toplu mezarları bile görmezden gelip bize soykırım yaptınız baskısı kurmaya ve bunu kabullenmeye çalışıyorlar. Hem de el ve güç birliği içinde. Hatta daha da ileri gidilerek düşman kuvvetler yerine Yunanlılar, İtalyanlar, Fransızlar yerine -sanki onlar işgalci değillermişçesine- karşı taraf güçleri diyecekmişiz. Utanmasalar misafir takım oyuncuları dedirtecekler. Doğrusu bu zaten. Bu büyük, çok büyük bir oyun. Yakın geçmişte Bosna'da olup bitenler milli mücadelede Anadolu'da olanlardan hiç de farklı değildi. Oyun tekmili birden sahnede. Etrafımıza dikkat ettiğimizde neleri görürsünüz neleri. Sadece seyrediyoruz zaten" der.
Onun 1980 sonlarında çıkan "Doğu ve Batı Arasında İslâm" kitabı en zor şartlarda dahi, İslâm'ın kucaklayan yönünü ortaya koyması bakımından müthiş bir denemedir. Aslında İzzetbegoviç, zorla İslâmî bir siyasî sistem kurmayı hedefleyenleri kınamaktadır. Samimi bir İslâmî sistemin çoğulculuğa ve demokrasiye itibar eden bir sistem olduğuna ve bunun ahlâkî değerlerin ve karşılıklı saygının toplumda barışçı bir şekilde aşılanması vasıtasıyla başarılabileceğini ileri sürmektedir.
İzzetbegoviç, Batı ile Doğu dünyalarının kesişme çizgisinde yaşayan ve her ikisine de aidiyet hisseden Müslüman bir entelektüel, bir filozoftu. Eserlerinde çok çeşitli ve zengin kaynakların izi görülür. Kur'an, İncil, Tevrat dışında Aristo, İbn Rüşd, en çok Muhammed İkbal hayranıydı. Mevdudi'nin kitaplarıyla tanışmış, ondan çok etkilenmişti. Bir başka etkilendiği isim Muhammed Hamidullah'tır. Denilebilir ki Pakistanlı Muhammed İkbal Doğu İslâmı'nın, İzzetbegoviç de Batı İslâmı'nın simgesidir. Bu manada onu reformistler, yenilikçiler biraz daha fazla överler. Onu, yine onun sözleriyle bilin, onun sözleriyle tanıyın istiyorum:
"Biz Bosnalı Müslümanlar, Batı'da yaşıyoruz, ama dinimiz, kültürel köklerimiz ve duyuşlarımız Doğu'dadır. Eğitim başta olmak üzere birçok kurumu Batı'dan alıyoruz, öyleyse toplumsal yapımızı buna göre kurmalıyız."
"Geçmişi unutmayın ama geçmişte de yaşamayın" diyen Aliya da her canlı gibi ölümü tadacaktır. Halkıyla, ailesiyle vedalaşması huzurlu bir ruh halini aksettirmektedir. "Zalimler devrildi, bağımsız bir Bosna devleti kuruldu. Çok yaşadım ve yoruldum. Şimdi sevgilime kavuşmak istiyorum."
Sevgilisine, yani Rabbine kavuşan Aliya'ya Allah'tan rahmet diliyoruz. Kalıcı olan İslâm'dır. Kişiler ölür, halklar yaşar. Ölümünden sonra çocukları mezar taşına onun için şu sözünü kazımışlardır: "Büyük Allah'a söz veriyorum ki asla esir düşmeyeceğiz."
Bu yazı Somuncu Baba dergisinden alınmıştır.

__________________
GELDİĞİN ZAMAN BOŞLUK DOLDURAN DEĞİL,
GİTTİĞİN ZAMAN YERİ DOLDURULAMAYAN OL
itimat isimli üye şuan Sisteme bağlidır (Online)   Alıntı ile Cevapla