Üyelik tarihi: 03.11.2006 Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
| | Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız MaKKaH | | | | | | Boşu boşuna mücahit iken müteahhit olduk. İslâm davası için koştururken bir anda demokrasi havarisi kesildik. Hak yol İslâm derken bir anda tek yol AB demeye başladık. Ne oldu ya da neler oldu da bu hallere düştük? İşin açığı para bizi bozdu abiler! Ay sonunu zor getirirken, şairin dediği gibi cep delik cepken delik iken nasıl da mücahittik! Derken Cenab-ı Hakk lütfetti, bizleri mal sahibi, mülk sahibi, makam sahibi yaptı. Özellikle belediye seçimlerindeki başarılarımız bizi bol para ile tanıştırdı. Cepteki para çoğaldıkça, başımızdaki sarıklar çözüldü. Cüppeler çıkarıldı, şalvarlar atıldı. Otomobillerin en lüksleri seçilir oldu! Mücahitler kaptıkları ihaleler ile saygın işadamı(!) haline geldiler. Artık müteahhit olmuştuk. “Para”landıkça paralandık, parçalandık! “Para”nın sağladığı itibarla(!) toplum içinde ayrı bir yer kazandık. Büyüdüğümüzü sanmaya başladık. Büyümek geçmişimizi sorgulamayı da beraberinde getirdi. Geçmişte yaptıklarımızın doğru olup olmadığını sorgulamaya başladık. Artık değişim ihtiyacı(!) içindeydik. Kimimiz hemen değiştiğini ilan etti, kimimiz zamanla değiştiğini ilan etti. Evlerimiz, otomobillerimiz hep değişti. Oturduğumuz mahalleler bile değişti. Kenar semtlerden lüks mahallelere taşındık. Biz artık eski biz olmaktan çıktık. Yeni biz de biz değildi! Para bizi bozdu abiler! Ceplerimiz para, popolarımız koltuk görünce ne mücahitlik kaldı ne dava adamlığı! Hem ne demekti dava adamlığı! İşadamlığı neyimize yetmiyordu ki! İşadamlığı da çağın gereklerine ayak uydurmayı emrediyordu. Çoğumuz bu emre kayıtsız şartsız itaat etti. Çeyrek yüzyılı aşıp, yarım yüzyıla merdiven dayayan bir mücadelenin sonu böyle bitmemeliydi diyoruz. Bu erozyonu bir türlü içimize sindiremiyoruz. Nerede, hangi hatayı yaptık diye her gün kendi kendimizi defalarca sorguluyoruz. Ve pek çoğumuzun şeytanın aldatıcı vaadlerine kapılıp gittiğini üzülerek müşahede ediyoruz. Şeytan boş durmuyor, aldattıklarına yaptıklarını süslü gösterip onları bir güzel kandırıyor. Yazık oldu bizlere, yazık oldu o güzelim yıllara... | | | | | ... |
| |