| Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız Lal_oldu | | | | |
| O halde özetle şunları diyebilirmiyiz!
Bu millet yedi düvelden kuşatılıp, parça parça edilmek istenirken ve bugün kilise çan sesi ile değilde Ezan sesleriyle camiye gidilebiliyorken, kurulmuş olan cumhuriyet ile bu topraklardaki müslümanların istikbali yeşermiş olmadımı?
Bugün, bir çok insanın kızdığı köpürdüğü T.C.den daha güzel yaşanacak bir devlet mi var?
Eğer ortada yanlışlar varsa -ki sürekli ortaya atılıyor-, bu yanlışlar hakaretle, küfürle, silahla değil; birlik ve beraberlik içinde DÜRÜST çalışarak aşılır.
Sait Nursi Hazretleri hakkıda vermiş olduğunuz güzel örnek var. Neden O'da kalkıp şeyh sait gibi bir ayaklanma tertiplemedi. Zira, bu denli zayıf ve naçar kalmış bir milletin tek kurtuluşu olan bu cumhuriyetin daha da zayıflamasının zararı müslümanlara olacaktı. İşte bu nedenle şeyh sait in yaptıklarını "DİN" adına bir kisve altına sürümek büyük ahmaklıktır... İşte örnek bir alim. Milletin istikbali için acı çekti, eğildi, büküldü ama kardeşi kardeşe vurdurmadı. Bu anlamda burada şeyh sait propagandası yapmanın, insanları kandırmaktan başka bir şey olmadığı da açıktır!
Bize düşen, bulunduğumuz şu ortamda, etrafımızdaki ateşin şavkı yüzümüzü yakmaya başladığı şu anda birlik içinde olmaktır. Aksi halde, kurulacak sözde islam devletinin şeyhül islam ını atayan bir ingiliz olduktan sonra adı var ama kendisi hayalden başak birşey olamayacaktır...
Saygılarımla | |
| | |
| Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız kemal bilici | | | | |
| $urada bir kürt kardesimiz seyh saidi savundugunun yarisini
Meh$ur Said-i Kürdi yi savunsa gözüm arkada gitmeyecek
Mübarek bu zat-i Muhteremde Kürt oglu KÜRT
KIYAM mi en güzelini yapmis Subay Üniformasi üstünde Kafir oglu kafire karsi gögüs gögüse savasmis, yetmemis 2 yil Rusyada esir kalmis
Kiyam mi Belkide kiyamete kadar biraktigi eserler az yada cok kisiye Isik olmaya devam edecek
Kiyam mi din-i mübin icin ömrünün yarisindan cok fazlasini sürgün ve mahkumiyetlerle mahkemelerle gecirmis
He sahi öldügünde mirasindan haberdar olan varmi..?
Kürt olan seyh said i elestirdik mi IRK cilik yaftasi yeriz tamam da
Kürt olan Said-i Kürdi icin ve ömrü boyunca savundugu davasi icin canimiz fedadir dedigimizde neredesiniz.... | |
| | |
Bu iki güzel aciklamaya ilaveten sunuda ekliyelim;
Yukarida abdulgani ve zafer´in yazdiklarini okudum, ve okuduktan sonra "E biz ne demeye calisiyoruz be mübarekler" dedim..
Cevremizde yasananlari gördükten sonra, güclü bir Devlet olmanin ne büyük bir nimet oldugunu daha iyi anliyoruz.
Özellik suan itibariyle Devletimize karsi herhangi bir bölücü düsünce icinde olmamamiz gerektigini, kimsenin asla ve katta seriat getiricem diye kiyam etmeye kalkmamasi gerektigini, beni "dinsiz devlete sahip cikmakla" suclayanlardan duymus olmama sasirdim dogrusu.. ama güzel bir saskinlik..
Peki Seyh Said isyani zamaninda ictimai durumumuz ne idi?
Kurtulus Savasindan yeni cikilmis, düsman yeni kovulmus, hala savasin izleri var ve Devlet olma yolunda hizla ilerlemen, güclenmen lazim. Güclenmen lazim ki ac kurt gibi bekliyen kafir tekrar cürret etmesin sana saldirmaya.
Hatay hala boynu bükük, anadoluya dahil olmayi bekliyor. Almanyada bir Hitler yavas yavas palazlaniyor, Italya´da Mussolini fasist manyak habire Akdenize gözü dikmis gemilerini yollayip duruyor ve bir yanda Stalin gümbür gümbür esiyor..
Böyle bir ortamda birde iceriden birileri cikip yeni bir devlet kurmak istiyor..
Zafer kardes, senin bunu tahlil edebilecegine ihtimal vermiyorum, hic kusura bakma. Ama abdulgani senle uyusmasak da, iskembeden atmadigini bende biliyorum. O günkü durumu bir göz önüne getir, ve söyle. O zamanki sartlar, simdikinden dahami az tehlikeliydi?? Bugün icin istedigin devletin yaninda olmak, birlik olmak düsüncesi, o gün icin dahami az gecerliydi?
Seyh Said´in isyanini dogru bulmayisimizin, Atatürkcü olmamiz ile en ufak bir alakasi yoktur, hayatim boyunca Atatürkcü olmadim, olmamda. Ama suda var, 15 sene önce bugüne nazaran daha az olan siyasi bilgim, ve ülkelerin stratejik savunma refleksleri hakkindaki bilgim yüzünden,ve üstelik gencligin verdigi heyecan ve hararet ile asiri sekilde yaptigim gibi, küfür de etmem, tekfir de..
Bakin bir anekdot aktarayim;
Mussolini antalyaya kafayi takmis, Romadaki Türk Büyük elciliginin önüne sürekli üniversiteli gencleri yollayip antalyayi isteriz diye bagirtiriyor..
Durum epeyce tekrarlaninca Ankaraya haber verilir, gece vakti deliye dönen Mustafa Kemal hemen sordurur italyan sefiri suan nerdedir diye. Ankarada bir lokantada yemek yemektedir. Süratle köskten cikar, italyan sefirin oldugu lokantaya gider, karsisina otur, ve gürler;
Sefir efendi, Antalya Roma sefirimizin cebindemidir ki cikarsin size versin?? Antalya buradadir, almak isteyen, gücü yeten gelsin alsin!! der.. Sefir saskina döner, efendim malumat alip size dönücem der.
Ertesi gün randevu alir Gaziden, Gazi italyan sefirin gelecegini bildigi halde üzerini giyinmez, sabahligi ile karsisina cikar. Hosgeldin der, ve müsade isteyip hemen gelecegini söyler.. Yan odaya gecer, Merasal elbisesini, rütbelerini seref madalyalarini, en üst düzey askerin takacagi ne kadar nisani varsa takar, kilicini, silahini kusanir ve geri döner. Evet, seni dinliyorum der. Gaziyi o sekilde gören sefir korkudan kekelemeye baslar, Gazinin her an savas ilan etmeye hazir oldugunu anlar. Efendim Mussolininin derin hürmet ve selamlari var, bir kac cocugun yaptigi densizlik yüzünden özür diliyor, der.. Peki der ve gönderir sefiri.. Ve hemen o gün akdenizde konuslanmis italyan gemileride defolur gider..
Ayni densizligi stalinde yapar, ve buna benzer bir tepki ile stalin gibi bir adam en cavcavli zamaninda cikar, ve özür diler. Tabi bu Rus sefirin hayatina mal olur ama, Mustafa Kemal´in Türkiye iltica ederek hayatini kurtarabilecegi yönündeki telkinlerini dinlemedigi icin kendi düsen aglamaz..
Kafir, islami yok etmek icin her zaman Anadoluya saldirmistir. Yüzyillarca kafirin ordusu bu milletin gögsünde kirilmistir. Bu Millet 16. devletininde yikilip, 17. Devletini güc-bela kurdugunda, yok olmak- artik devlet sahibi olamamak gibi bir tehlike ile karsi karsiyaydi.
Dünyanin ta öbür ucundan , avustralyadan, yeni zelendadan dahi cikip gelenleri biliyoruz. Pesinden ingilizin istanbulu-karadenizi, Fransanin güneydoguyu,Rusun doguyu, Italyanin akdeniz bölgesini istila ettigini biliyoruz. Sonrada Yunanin Egeye girdigini, ve elhamdülillah geldikleri gibi ayni yoldan geri gönderilip denize döküldügünü biliyoruz. O zamanin durumlarini bir düsünün.
Bir Devlet tüm bu belalari daha yeni def etmisken, birde icinden isyan etmeye baslayanlara karsi nasil bir tutum icinde olmalari gerekirdi?
O zamanin sartlarinda halifeligin kaldirilmasi basta olmak üzere, bir sürü "zul" addedilecek seyler yapilmistir. bunlarin hic biri ile , bir müslüman olarak seref duyuyor degiliz, ama zamani ve sartlari düsünürsek, 20 milyon km kareden 800 bin km kareyi yangindan mal kacirir gibi kurtarma asamasinda, verilmesi gereken tavizlermis demek zorunda kaliyoruz. Halifelik bir güctür, Mustafa Kemal gibi bir adam, böyle bir gücü kullanmak istememesi icin aptal olmasi lazim ki, herseyine bir kusur buluruz belki ama, zekasina kimse bir sey diyemez. O yüzdendir ki, devlete, 50 yil sonra aciklanmasi icin biraktigi vasiyeti hala bir takim atatürkcü müsvetteler tarafindan israrla aciklanmamaktadir ve bu vasiyette kuvvetle muhtemel halifeligin tekrar getirilmesi gerektiginden bahsetmektedir.
21.yy´da, güclü bir Türkiyenin, güclü bir hükümeti olarak, bugün Tayyib Erdogan, bizden daha fazla istedigi kurana dayali devlet yönetme sistemine nasil gecemiyor, ve biz seriat getiremiyor diye onu tekfir etmiyorsak. O zamanin sartlarindaki bir Türkiyenin de Halifelik makami ve Kurana dayali yasalar ile yönetilmesi mümkün degildi.
Avrupalinin cetvelle böldügü, Türk düsmani seyhleri basina kral yaptigi ülkeleri, yüzyillarca islam sancagi altinda tek bir devlet olarak yöneten Türkler, hilafet makamini elinde bulundurdugu müddetce, kisa zaman sonra tekrar bu hilafet gücü ile hepsini bir araya toplayabilirdi. Bu yüzden Avrupali Lozan anlasmasinin aciklanmayan maddelerinde hilafetin kaldirilmasini istedi. Eger kaldirmasaydi, ileriye yönelik avrupa icin tehdit olan bu tehlikeyi bertaraf etmek icin, yeniden bir hacli ordusu kurulup, anadolu yerle yeksan edilebilirdi..
Inkilaplar adi altinda yapilan düzenlemeler neticesinde müslüman halk cok muzdarip olmustur. Ama elhamdülillah zamanla adim adim güclü ülke, büyük devlet olma yolunda ilerliyor Türkiye. Dinsiz kafir devlet kuruldu diye karsi cikilan Devletin, bugün geldigi ve ilerledigi nokta bellidir.
Cezayiri Tunusu Fasi Ürdünü Suriyeyi iraki afganistani düsünün.. Dünyaliklari icin ahiretini satan Suudlari düsünün.. Sahabeye küfreden, dünyadayken cennetle müjdelenmis olan güzide insanlara küfreden bir resmi ideolojisi olan irani düsünün.. Birlesik Arab emirliklerini düsünün ve helak olan topluluklari gözünüzün önüne getirin.. Ve halinize sükredin.. Halimize sükredelim.. Beterin beteri var dostlar.. Öyle bugünden yarina olmuyor bazi seyler.. Asri saadet deriz ama, insanligin en büyük cilesini o insanlar cekmisti..Biz onlarin yainda ne cile cektik ki??
Osmanli yikildiktan sonra görüldü ki, Devletlerin dostu olmaz, Devletlerin cikarlari olur.. Ya cikarlarini gözetip önce gücleneceksin, yada dostum dediklerin tarafindan hancerlenmeye devam edeceksin..
Su kadarini söylüyorum;
Eger Atatürk 10 sene daha yasasaydi, bugün israil diye bir devlet dahi olmayacakti belki.. Bunun ispatini isteyen olursa baska bir yazida yazariz, bu cok uzun oldu hakkinizi helal edin..
Vesselam..