Üyelik tarihi: 14.09.2005 Teşekkür etti: 0
2 Teşekkür 2 Mesaja aldı
| İslam İlmihali / Ömer Öngüt isimli eserden alıntı :
" ... Kadınların giyimine gelince; kadınlara tesettür farzdır. Dinimiz kötü bakışlardan korunmak, fitne ve fesadı engellemek, şerefine dil, namusuna el uzatılmasını önlemek için müslüman kadınların örtünme ve korunmalarını açık ve kesin olarak emir buyurmuştur. Örtünmeyi emreden hicab Âyet-i kerime’leri inmeden önce, müslüman kadınları başörtülerini omuzları arasından salıverirlerdi. Bu yüzden saçlarının bir kısmı, kulakları, boyun ve gerdanları açık kalırdı. Örtünme emri geldiğinde, hiçbir kadın kalmayıp başlarından aşağı hemen örtündüler. Bu emir zaten fıtratlarına da uygundu.
] Hazret-i Âişe -radiyallahu anhâ- Vâlidemiz buyururlar ki: “Allah Teâlâ Mekke’den Medine’ye ilk göç eden muhacir kadınların iyiliğini versin. (Başörtülerini yakalarının üstüne koyup örtsünler.) Âyet-i kerime’si indiği zaman, entarilerinin eteklerini keserek başlarını örttüler.” (Buharî) Süs ve ziynet kadının yaratılışında olduğu için, ziynetten menetmek kadına ağır gelir. Dinimiz kadına bu hususta ruhsat vermiştir. Şu kadar var ki namahrem olan yabancı erkeklerden sakınmalarını, süslerini ve ziynet yerlerini göstermemelerini emir buyurmuştur. Diğer taraftan kadının elbisesi, altındaki teni gösterecek kadar ince; göğüs, bel, kalça gibi tahrik edici uzuvlarını belli edecek kadar dar olmamalıdır. Böyle giyinmek haramdır. Resul-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz Hadis-i şerif’lerinde kadınların vücud hatlarını belli eden ve şeffaf elbiseler giymelerini yasaklamıştır: “Cehennemlik bazı kadınlar vardır ki, örtülü fakat çıplaktırlar. Her iki tarafa salınırlar. Onlar cennete girmeyecek ve onun kokusunu da duymayacaklardır.” (Müslim) Bir gün Hazret-i Âişe -radiyallahu anhâ- Vâlidemiz’in kız kardeşi Esmâ -radiyallahu anhâ- üzerinde ince ve şeffaf bir elbise olduğu halde, kendisini ziyarete gelmişti. Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz yüzünü çevirerek: “Ey Esmâ! Büluğ çağına ermiş bir genç kızın, yüz ve ellerinin dışında vücudunun görünmesi doğru değildir.” buyurmuştur. (Ebu Dâvud) Hazret-i Âişe -radiyallahu anhâ- Vâlidemiz ise, ince ve şeffaf elbiseler giymiş oldukları halde yanına gelen kadınlara “Eğer siz mümin iseniz, bu elbiseler müminlerin elbisesi değildir.” demiştir. Örtünme emri, kıyamete kadar baki kalacak bir hükümdür. Erkeklerin kendilerini kadınlara benzetmeleri ve kadınlar gibi giyinmeleri, kadınların da kendilerini erkeklere benzetmeleri ve erkek kıyafeti giyinmeleri haramdır. Abdullah ibn-i Abbas -radiyallahu anh- buyururlar ki: Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz “Erkeklerden kadınlaşanlar, kadınlardan erkekleşenleri evinizden çıkarınız!” buyurdu. Hatta falancayı falancayı evinden çıkardı. (Buharî. Tecrid-i sarih: 1954) Yine aynı zât “Kendisini kadına benzeten erkeklere ve erkeklere kendisini benzeten kadınlara Resulullah lânet okudu.” buyurmuşlardır. (Buharî) Resul-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz bir Hadis-i şerif’lerinde ise şöyle buyururlar: “Cehennem ehlinden iki sınıf vardır ki, onları henüz görmedim. Bir grup, ellerinde sığır kuyruğu gibi kamçılar vardır, onlarla halkı döverler. Diğer grup bir takım kadınlar ki, vücudlarını gösteren elbiseler giyerler. Kendileri yoldan çıktıkları gibi başkalarını da yoldan çıkarırlar. Başlarını deve hörgücü gibi yükseltirler. Onlar cennete giremezler, onun kokusunu bile alamazlar. Halbuki cennetin kokusu şu kadarlık mesafeden hissedilir.” (Müslim) Allah-u Teâlâ bu hususta kullarını sakındırıyor: “Ey Âdemoğulları! Şeytan ayıp yerlerini kendilerine göstermek için elbiselerini soyarak ana-babanızı cennetten çıkardığı gibi, sizi de şaşırtmasın.” (A’raf: 27) "
Bir de: Allah-u Teâlâ din-i İslâm’da tesettürü kesin şart koymuş, farz kılmış ve Âyet-i kerime’sinde şöyle buyurmuştur: “Resul’üm! Mümin kadınlara da söyle. Gözlerini harama bakmaktan sakınsınlar, ırzlarını namuslarını korusunlar. Ziynet yerlerini açıp göstermesinler. Ancak bunlardan görünmesi zaruri olan (yüz ve eller) müstesnâdır. Başörtülerini (göğüs ve boyunları görünmeyecek şekilde) yakalarının üstüne koyup örtsünler.” (Nur: 31) Allah-u Teâlâ, mümine hanımların şereflerinin muhafazası için tesettüre riâyet etmekle mükellef olduklarını beyan etmek üzere Âyet-i kerime’sinde şöyle buyurmuştur: “Resul’üm! Zevcelerine, kızlarına ve müminlerin hanımlarına söyle. Zaruri bir ihtiyaçları olup dışarı çıkmak istedikleri zaman, dış elbiselerini üzerlerine giysinler.” (Ahzâb: 59) “Cilbab”, kadınların elbiselerinin üstüne giydikleri, kadını tepeden tırnağa örten her çeşit büyük örtüdür. Ümmü Seleme -radiyallahu anhâ- Vâlidemiz buyururlar ki: “Ahzâb sûresinin ‘Dış elbiselerini üzerlerine giysinler.’ âyeti nâzil olunca, Ensâr hanımları dışarı çıktılar. Giydikleri örtülerden dolayı sanki başlarının üzerinde siyah kargalar vardı.” (Ebu Dâvud: 4101) Âyet-i kerime’nin devamında şöyle buyuruluyor: “Bu onların ahlâksız kadınlardan olmadıklarının bilinmesi ve incitilmemesi için daha elverişlidir. Allah çok bağışlayandır, merhamet edendir.” (Ahzâb: 59) http://www.hakikat.com/dergi/106/bsyz10606.html |
| |