| Sâlih bir zât inzivaya çekilmiş, bir çalılıkta kendisini ibadete vermiş, ömrünü geçiriyor. Bir başka zât da onun durumunu uzaktan dâima takip edermiş. Bir gün bakıyor ki bir arslan gelip onu parçalıyor. O anda keşfi açılıyor, onu cennet-i âlâda makamında otururken görüyor. Yani o parçalanan elbisesi, o zâtta birşey yok. Mümini ibtilâya uğratıyor, saâdet-i ebediyeyi vermek, selâmete erdirmek için. Kâfiri refah içinde yaşatıyor, felâketi ebediyeye düçar etmek için. Bu işlerin sırrını Allah-u Teâlâ’dan başka hiç kimse bilmez. ... |