Cenab-ı Hak, Hucûrat Sûresi’nin 13. ayetinde meâlen: “Ey insanlar! Doğrusu biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık. Ve birbirinizle tanışmanız için sizi kavimlere, kabilelere ayırdık. Muhakkak ki
Allah yanında en değerli olanınız, O’ndan en çok korkanınızdır. Şüphesiz ki
Allah bilendir, her şeyden haberdardır” buyurmaktadır.
İnsanlığa gelen bu son ilahî mesaj, insanoğlu tarafından maalesef doğru anlaşılamamıştır. Bu anlayışsızlığın bedelini de tarih boyunca kan dökerek ödemiştir.
Ne hazin tecellidir ki, milenyum adını verdiği bugünkü internet çağında da bu bedeli ödemeye devam ediyor.
Birinci ve İkinci Cihan Savaşları hep bu yüzden çıktı. Birincisi imparatorlukları yıktı. Ve yeni kurulan devletler milliyetçilik esasları üzerinde şekillendi. Bu hal, insanoğlunun yaratılışına o denli tezat teşkil ediyordu ki, daha Birinci Cihan Harbi’nin yaraları sarılmadan ikincisine sebep oldu.
Avrupa’nın ortasında iki deli çıktı; biri Alman asıllı Avusturyalı Hitler, bir diğeri de İtalyan asıllı Mussolini idi. Her ikisi de kendi ırklarının en üstün olduğuna inandı, halklarını da buna inandırarak yayılmaya, daha doğrusu dünyayı istilaya yeltendiler.
Şu garip tecelliye bakın ki; hak din olan Musevîliği tahrif edip ırkî baza indirgeyen Yahudi, ırkçılığın hedefi oldu! Zira, Yahudi inancına göre, Tanrı Yahova yalnızca İsrailoğullarının (yahudilerin) ilahı idi. Yahudi olmayan diğer bütün insan ırkları, üstün Yahudi ırkına köle olarak yaratılmıştı!
İşte Hitler, bu görüşü tersyüz ederek işe başladı. Ona göre en üstün ırk, Cermen (Alman) ırkıydı, Yahudiler ise insan bile sayılmazdı!
Bu iki delinin kuyuya attıkları taşlar, bütün bir insanlık el ele vererek hâlâ daha çıkarılabilmiş değildir.
Evet; 2. Cihan Savaşı’nın sonunda Almanya ve İtalya yenildiler. Geçen 55 sene zarfında Yahudi, intikamını, katbekat aldı ama; ta 1789’da Fransız İhtilali ile ekilen milliyetçilik tohumları ırkçı bir yapılanma ile için için oluşmaya devam ediyor.