Üyelik tarihi: 13.02.2007 Teşekkür etti: 0
3 Teşekkür 2 Mesaja aldı
| Bir hak mezhebe uyan âlimlere uymuş olur. İctihad seviyesine yükselen âlim, ictihad yapar. İctihadında yanılsa bile sevap alır. Hadis-i şerifte buyuruluyor ki:
(Müctehid, ictihadında hata ederse bir, isabet ederse iki sevap alır.) [Buhari]
Hatası bile sevap olan âlimlerin böyle farklı ictihadları Allahü teâlânın bir rahmetidir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Âlimlerin farklı ictihadları rahmettir.) [Beyheki]
Farklı ictihadından dolayı bir âlim, öteki âlimin ictihadının yanlış olduğunu söylemez, söyleyemez. Çünkü Mecellede (İctihad ictihadla nakzedilemez) buyuruluyor. (Madde 16)
Farklı ictihadlar rahmet olduğu gibi, hadis-i şeriflerin farklı olması da rahmettir. Resulullah efendimiz, Müslümanlara rahmet olması için farklı hükümler bildirmiştir. Eğer tek hüküm olsaydı, mezhepler hasıl olmazdı. Kıyamete kadar, dünyanın her yerinde, her mevsimde, her şartta tek bir nizam olur, Müslümanların halleri, yaşamaları güçleşirdi. İmam-ı Şa’rani hazretleri, farklı ictihadların ve farklı hadis-i şeriflerin rahmet olduğunu bildirmek için koca bir kitap yazmıştır. Kitabına Mizan ismini vermiştir. Bu kıymetli eserinde birbirine zıt görünen hadis-i şeriflerin hikmetlerini açıklamıştır. Peygamber efendimiz, bazı emirleri zata mahsustur [kişiye özeldir,] mesela, erkeklere ipek yasak olmasına rağmen, Hz. Zübeyr ve Hz. Abdurrahman için, ipek giymelerine izin vermişti ve bu izin yalnız bunlara mahsustu. Hz. Arfece’ye de, altın burun takmasına izin vermişti. Bu hüküm umuma şâmil değildi. Bazı izin vermeler de, her ne kadar o şahsa ise de, herkes için geçerli idi. Bazıları da yalnız izin verilen şahsın durumunda olanlara mahsustu. Mesela hasta ise, secde edemeyene, ima ile kıl buyurmaları gibi. Bazılarına da zor işleri yapmasına izin verirlerdi, o da kuvveti yerinde olanlar içindi. Böylece birbirinden farklı birçok hadis-i şerif meydana çıkmıştır. İmam-ı Şa’rani, bunları teşdid ve tahfif olarak ayırmıştır. Farklı sahih hadis-i şeriflerden bazıları şöyledir:
(Kan aldırmak abdesti bozmaz.) [Beyheki] (Hanefi hariç, üç mezhepte böyledir.)
(Akar kan abdesti bozar.) [Beyheki, Dare Kutni] (Hanefi’de böyledir.)
(Burnu kanayan abdest alsın.) [Beyheki] (Hanefi’de böyledir.)
(İmamın kıraati, cemaatin kıraatidir.) [Hatib] (Hanefi’de böyledir.)
(Fatihasız namaz olmaz.) [Buhari] (Şafiilerin ameli böyledir.)
(Zekerine dokunanın abdesti bozulur.) [Ebu Davud, Tirmizi, Nesai] (Maliki’de böyledir.)
(Zekerine dokunanın abdesti bozulmaz.) [Ebu Davud,Tirmizi, Nesai] (Hanefi’de böyle.)
(Fercine dokunan kadının abdesti bozulur.) [Beyheki, Hâkim] (Şafii’de böyledir.)
(Abdestte, ağzı ve burnu yıkayın.) Beyheki] (Sadece Hanbeli’de farzdır.)
(Ağzı ve burnu yıkamak sünnettir.) [Müslim] (Hanbeli hariç diğer üç mezhepte sünnettir.)
(Deve eti yemek abdesti bozar.) [Müslim, Ebu Davud, Tirmizi, Nesai] (Hanbeli’de böyle.)
(Besmelesiz abdest olmaz.) [E.Davud, Tirmizi, Beyheki, Hakim] (Hanbeli’de böyledir.)
(Ateşte ısınmış bir şeyi yiyip içmek abdesti bozar.) [Müslim, Ebu Davud, İbni Mace, Tirmizi, Nesai] (Dört mezhebin ameli böyle değildir.)
(Deniz hayvanları helâldir.) [Ebu Davud, Tirmizi, Nesai] (Hanefi hariç, 3 mezhepte böyle |