Vasiyet İntihardır:
Allah-u Teâlâ Âyet-i kerime’sinde kesin olarak emir buyuruyor:
“Kendi elinizle kendinizi tehlikeye atmayın.” (Bakara: 195)
Allah-u Teâlâ’nın hükmü budur. Kim ki bu Âyet-i kerime’yi görüp organ naklinin caiz olduğunu söylerse küfre kayar.
Organ Nakli ve vasiyeti tehlikelidir. Çünkü kişi kendisine en büyük tehlikeyi kast ediyor. Bir kimse organının alınmasını vasiyet ederse, bundan büyük tehlike mi olur? Zira kimin malını kime veriyorsun? Böyle yapmakla kendilerini katletmiş olmaktadırlar.
İslâm dininde insanlara kendilerini tehlikeye atmamaları emredilmiş, hastalıklara çare ve tedavi aranması istenmiştir.
Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz bir Hadis-i şerif’lerinde:
“Allah-u Teâlâ derdi de devâyı da indirdiği gibi, her dert için bir devâ yaratmıştır. Binaenaleyh tedaviye devam ediniz. Fakat haram ile tedavi etmeyiniz.” buyuruyorlar. (Ebu Dâvud: 3874)
İnsan vücudu Allah-u Teâlâ’nın kullarına bahşettiği ilâhî bir emanettir. Şahsa ait değildir ki, organlarını başkasına bağışlayabilsin.
Birisi öldü diye onun evinden istediğin malzemeyi alıp kendi binana kullanabiliyor musun? Diyeceksin ki “
Hayır kullanamam, çünkü onun vârisleri var.”
Beşerî bir insanı varis kabul ediyorsun da, yaratanı nasıl unutuyorsun? Satın mı aldın o organları?
Can Allah-u Teâlâ’nın bir emanetidir. Allah-u Teâlâ’nın verdiğini ancak Allah-u Teâlâ alır. Dilerse tekrar iade eder. Vasiyet edip kendi arzunla verdiğin o organını bir daha sana verecek mi acaba? O zaman kimden bulacaksın?
İnsanın hayatta olduğu müddetçe tehlikeli bir durum dahi olsa ölümüne sebep olabilecek bir organını alıp başkasına nakletmek caiz değildir. Bu katl’dir, çünkü ecelin ne zaman geleceğini kimse bilemez.
Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz yarasının ıstırabına dayanamayıp kendisini öldüren için Allah-u Teâlâ’nın:
“Kulum acele ederek bana geldi, ben de ona cenneti haram kıldım.” buyurduğunu haber veriyorlar. (Buharî. Tecrid-i Sarih: 668)
Organlarının alınmasını vasiyet eden kişi, ölümünü Hazret-i Allah’ın takdirine değil, doktorların kararına bırakmıştır.
Şayet onlar ölümüne hüküm verirlerse organlarını alacaklar ve ölmemiş olan veya daha yaşaması muhtemel olan kendisinin hayatına son vereceklerdir.
İşte bu bir intihardır.
Artık kalbi, böbreği, gözü, ciğeri alınan biri nasıl yaşasın. Ama belki yaşayacaktı. Hazret-i
Allah belki tekrar sıhhat verecekti.
Şimdi düşünün! Organlarını vasiyet etmekle; ilâhi takdire müdahale etmiş, Hazret-i Allah’ın emanetini çiğnemiş, emr-i ilahi gelmeden kendisini öldürdüğü için Hazret-i Allah’ın takdirine karışmış ve kendini katletmiş oluyor. Böylece de azaba müstehak oluyor.
O’nun verdiği canı vakti saati geldiğinde yine O alır.
Bir cümlenin noktasını virgülünü aldığında o cümle düzgün olmadığı gibi, o âzânın öz noktasını alınca; o âzâ da, âzâ olmaktan çıkıyor. Organ bir parçası, tamamı diye birşey olmaz.
Âyet-i kerime’de şöyle buyuruluyor:
“Onların çoğunu hakikaten söz dinlerler, yahut akıllanırlar mı sanıyorsun?” (Furkan: 44)
Daha evvel arzedilmişti; Profesör Saffet Solak, oğlunun geçirdiği trafik kazası sonucu kalbinin durduğunu, morga kaldırıldığını söyledi.
Bir şüphe üzerine masaj yapıla yapıla Allah-u Teâlâ yeniden hayata döndürüyor.
Başka bir hadise ise biri kendini diğeri için feda etmiş, böbreğini veriyor. Tek böbreğiyle bir müddet yaşıyor, sonra üzüntülü bir haber duyuyor, tek böbreği ile dayanamayıp o da vefat ediyor.
Şimdi bu adam da iyilik edeyim derken kendini feda ettiğinden en büyük tehlikeyi kast ediyor. Böylece kendi ebedi hayatını hiçe müncer ediyor.
Yine kalp krizi geçiren genç bir adam ölüyor ve hastaneye kaldırılıyor, doktorlar elektroşok uyguluyorlar. Gencin kalbi yarım saat sonra tekrar çalışmaya başlıyor.
Ölümün kalbin durmasından beş dakika geçmesi ile kabul edildiği söyleniyor. Burada ise yarım saat geçtikten sonra kişinin kalbini Cenâb-ı Hakk tekrar çalıştırıyor.
Ölüm olayı için kalbin durması hukuken kabul edildiği halde, yine de ölünün hayata dönmesi mümkün iken, tıbben beyin fonksiyonları durduğu için bu arada kalp çalışıyor olduğu halde organların alınması cidden çok düşünülmesi gereken bir durumdur. Büyük bir katliamdır.
Kalp durmasından sonra alınan organlar işe yaramıyor diye, bir başkasını kurtaralım derken hayata dönmesi bir çok misalleriyle muhtemel bir insanın canına, hayatına son vermek katl’dir. Katl ise haramdır.