|
Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız virane |
|
|
|
|
|
Kur'ân-ı kerîmde ve hadîs-i şerîflerde açıkça bildirilen şeylerde mezhebler birbirlerinden ayrılmaz. Açık bildirilmeyip, ictihâd ile meydâna çıkarılan şeylerde ayrılabilir. Farz borcu olanların nâfilelerinin kabûl olmıyacağı, hazret-i Alînin haber verdiği hadîs-i şerîfde açıkca bildirilmişdir. (Nâfile) kelimesi, farz kelimesi yanında söylenince müekked sünnetler de dâhildir. Abdülkâdir-i Geylânî hazretlerinin sözü, bunu gösterdiği gibi, Hanefî âlimlerinin kitâblarında, meselâ (Halebî-yi kebîr)de açıkca yazılıdır. |
|
|
|
|
Arkadaş çorba etmeye gerek yok
Senin diğer başlık altında kaynak olarak kullandığın Fıkıh kitabına göre de bir alıntı sunuyoruz.
KEndi verdiğin kaynağı inkar etmiyorsan içindeki ile amel et.
Yoksa çelişkiye düştüğün noktalardan biri de bu olmasın.
"...
Hanefî mezhebinin içtihâdi görüşü şudur:
“Nafileleri kılmak, kaza namazlarını derhal kılmaya mâni olmaz. Ancak evlâ olanı revâtip denilen, farzların önünde ve sonunda kılınan sünnetlerle; Duha, Tesbih, Tahiyyetül-mescid, Evvabin gibi sünnetlerin dışında kalan nafilelerin yerine kazaya kalmış namazları kılmaktır.” (Mezahib-i Erbaa. Cilt: 1, sh: 492)
Görülüyor ki Hanefi mezhebinde farz namazlarının ön ve sonlarındaki sünnetlerle, adı geçen Duhâ gibi sünnetlerin yerine kaza namazı kılmak câiz değildir. Bu sünnetlerin dışında kalan, meselâ Allah rızâsını kazanmak niyetiyle kılınan nafileler yerine ancak kazaya kalmış namaz borçlarını kılmak evlâdır.
...
"
3 dakkanın 4 dakkanın hesabını yapıyorsunuz yahu.
Kıl sünnetini. Ardından kazanı kıl.