Tekil Mesaj gösterimi
  #4
Alt 09.03.2007, 09:27
Alp
 
Alp - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 23.02.2007
Mesajlar: 3.390
Teşekkür etti: 0
6 Teşekkür 6 Mesaja aldı
Sorun, bu “andıç” işinin kökünün bir “postmodern darbe”ye uzanmasında. İşin kökü 1997 yılında. Ne deniyor? “1997 yılında Genelkurmay Başkanlığı tarafından basın-yayın kuruluşlarının ‘güvenilirlik’ denetimine tabi tutulmasına başlanmasıyla...”

1997’den önce, basın-yayın kuruluşları için bu tür bir “güvenilirlik denetimi”nin söz konusu olmaması, herhalde basın-yayın kuruluşlarının nitelikleriyle ilgili değildi. Miladın 1997 olması, o tarihten itibaren bazı basın-yayın kuruluşları ile gazetecilerin “güvenilir olmaktan çıkması”yla ilgili olmayıp, Genelkurmay’ın demokratik işleyişin dışına çıkmasıyla, 28 Şubat adındaki sürece yayılan “askeri müdahale” ile ilgilidir.

Dolayısıyla, ortadan kalkması ve kaldırılması gereken de budur. Türkiye’nin 1997’sini bir nebze anlamak ve açıklamak -onaylanamayacak olsa da- mümkündür. Türkiye’nin AB aday üyeliği 1999’da gerçekleşti. “Kopenhag Kriterleri”ne uyum, 1999’dan sonra önümüze kondu. Büyük ölçüde uyulduğu varsayıldığı için 17 Aralık 2004’te “tam üyelik müzakereleri”ne başlanabileceğine karar verildi. 3 Ekim 2005’te tam üyelik müzakereleri başladı ve Türkiye, AB’ye aday üye statüsünden, “katılımcı ülke” statüsüne geçti.



2007 yılında 1997’ye geri dönemeyiz.



Tayyip Erdoğan’ın arada bir “Kopenhag Kriterleri olmazsa Ankara Kriterleri’ni uygularız” diyerek kastettiği bu mudur? “Ankara Kriterleri” andıçlar oluyor. Kopenhag Kriterleri ise Türkiye’nin demokratikleşmesi.

Genelkurmay’a güç ve saygınlık getirecek olan da demokratik Türkiye’nin Genelkurmay’ı olmasıdır. 2007 yılında 1997’ye geri dönemeyeceğimiz gibi, dönmemeliyiz de...



cengizcandar
Alp isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla