Üyelik tarihi: 14.09.2005 Teşekkür etti: 0
2 Teşekkür 2 Mesaja aldı
| Girdim demekle girilmez ki bi kere ben şurdan çıkayım buraya gireyim denilebilsin.
Kişinin ezeli nasibi varsa ancak o kişi girebilir daha doğrusu alınır.
Allahü Teala hayır vermek istediği kulunun nasibini, dilediği dostuna emanet eder.
O nasipli de eğer kendine tahsis edileni almaya niyetlenirse Allah'ın izni ile alınanlardan olur.
Yoksa istediği kadar girdim desin.
Alınmadıktan sonra boş...
Tabii ki yukarda bir kardeşin vurguladığı gibi bulunduğu yolun Hakk yol olmadığını anladığı an ordan hemen uzaklaşmalıdır.
Bir de Allahü Teala 'nın kullarına lütfettiği nimetlerden biri de istihare ile ona danışabilmeleridir.
Kişi nasibinin neresi olduğunu Yaratan'ından sormalı, öğrenmelidir. "SAdıklarla beraber olunuz" (Tevbe 119) emri şerifini yerine getirmeye çalışmalı tüm gücü ile bu Allah erlerini aramalı, bulabilmek için Mevlasından yardım dilemelidir.
Mürşidi öldüğü zaman da yenisi aramalıdır.
Hoş bir alıntı, inş. istifade edebiliriz: “O El Kimin Eli İdi?” Bir genç vaktiyle İstanbul’a yakın bir köye düğüne gider. Gençlik eseri olarak bir kadınla tanışır. Bir yer kararlaştırırlar ve orada buluşurlar. Tam harama uçkur çözeceği sırada gâipten bir el göğsüne öyle bir vuruş vurur ki, sırtüstü yere düşer. O eli gözü ile de görür. İkisi de korkarak kaçarlar ve bir daha bir araya gelemezler. Aradan çok zaman geçer, o hadiseyi çoktan unutur. Gün gelir Gümüşhânevî Hazretlerinden ders alır ve halkasına katılır. Bu arada Şeyh Es’ad Erbilî -kuddise sırruh- Hazretlerini duyar ve ziyaretine gider. Mübarek elini öper ve oturur. Hazret, oğlu Ali efendi’ye hitaben: “Oğlum Ali! Gencin dersini tarif et.” buyurur. Genç: “Efendim, benim dersim var.” der. Hazret birşey söylemez. Huzurdan ayrılır, ikinci gün tekrar gelir. Hazret yine: “Oğlum Ali! Gencin dersini tarif et.” der. Genç: “Efendim, benim dersim var.” diye karşılık verir. Hazret birşey söylemez. Huzurdan ayrılır, üçüncü gün tekrar gelir. Hazret yine: “Oğlum Ali! Bu gencin dersini tarif et!” buyurur. Genç: “Efendim, benim dersim var, ben Gümüşhâneli’den ders aldım.” deyince Şeyh Es’ad Efendi -kuddise sırruh- Hazretleri şöyle buyurur: “Gümüşhâneli’den ders aldın öyle mi? Falan sene, falan kadınla buluştuğunuzda göğsüne vuran el kimin eli idi?” Genç o anda başını yere eğer ve: “Efendim beni affedin, beni bağışlayın!” diye yalvarır. Şeyh Ali efendi de dersini tarif eder. “Meğer Gümüşhâneli’de emaneten duruyormuşum.” der. http://www.hakikat.com/dergi/87/silsile87.html |
| |