Kul hakkı, ne kadar az olsa da, Cennete girmeye manidir
Bir gün bir grup insan Kıbrıs'ta yetişen velilerden Hafız Ali Efendiyi ziyarete giderler. Gidenlerin hepsi de atlıdır. Kıbrıs'ta çok olan zeytin ve keçiboynuzu ağaçlarının altında geçerler. Keçiboynuzları salkım salkım sarkıyor, olmuş meyveler insanların başına değiyordu. İçlerinden biri; "Ne güzel ballanmış, bir tane yesek" deyince, diğeri; "Kul hakkı geçer, sakın yeme" dediyse de, o kimse bir tane keçiboynuzu koparıp yer. Sonra Hafız Ali Efendinin huzuruna varırlar. O sırada, sevdiklerine sohbet eden Hafız Ali Efendi onlara bakıp; "Kul hakkından çok sakının. Haram yemeyin. Başınıza Keçiboynuzları değse de, bir taneden ne çıkar demeyin. Hiç bir zaman kul hakkını yemeyin” buyurur.
Kul hakkının en mühimi ana-baba hakkıdır. Tatlı dil ve güler yüzle, yardımlarına koşmakla, onların gönüllerini kazanmaya çalışmalıdır. Sonra komşu hakkı, hoca hakkı, karı-koca hakkı, arkadaş hakkı gelir. Üzerinde kul hakkı bulunanın ibadetlerinin kabul olmayacağı, Cennete giremeyeceği bildirildi. Kâfirin hakkından kurtulmak, Müslümanın hakkından kurtulmaktan daha zordur denildi. Herkese iyilik yapmalı, kötülük edenlere, kötülükle karşılık vermemelidir. Peygamber efendimiz; (Kul hakkı, müminin aybı, kusurudur) buyurmuştur.
|