| Kanla beslenen işgalin dördüncü yılı Kanla beslenen işgalin dördüncü yılı
Amerikan emperyalizmi, dünyaya hâkim olma projesinin bir parçası olan İslam dünyasını sindirme politikalarını; işgal ederek, kan akıtarak sürdürmektedir. ABD bu politikalarını uygularken, her kesim tarafından kabul gören ve hiç kimsenin reddedemeyeceği ‘insan hakları, özgürlükler ve demokrasi’ gibi değerleri kullanmaktadır. Irak’ı işgal etmeden önce ‘kitle imha silahları’ ve ‘kimyasal silahlar’ın varlığını ısrarla iddia ederek, Birleşmiş Milletleri de bu oyun çerçevesinde kullanmıştı. ABD, işgali çoktan planlamış ve işgal esnasında zarar görmemek için, emrindeki BM’yi devreye sokarak Irak’ı incelemeye almıştı. Böylece Amerika, Irak’a işgalden önce BM kanalıyla girmiş oldu. Saddam’ı “çağın en büyük diktatörü” ilan eden Amerika, Irak’a demokrasi, özgürlükler ve insan hakları vaatleriyle girmişti. İşgal dördüncü yılında ve şu anda Irak halkı eski diktatörü arar duruma getirilmiştir. Irak'a özgürlük ve demokrasi götüreceğini söyleyen işgalci güçlerin, götürdükleri tek şey kan ve gözyaşı olmuştur. Nerede iddia edilen kitle imha silahları, kimyasal silahlar, nükleer başlıklı füzeler?!
Bu işgal ve savaş; Sırpları’ın Kosova ve Bosna Hersek’te; Rusya’nın Çeçenistan’da; Çin’in Doğu Türkistan’da; Hindistan’ın Keşmir’de; İsrail’in Filistin ve Lübnan’da yaptığının bir benzeridir. Bu işgal ve savaşta bir milyona yakın Iraklı sivil öldürüldü. Uluslararası İnsan Hakları raporuna göre: 1 milyon 800 bin insan, ülke içinde mülteci konumuna düşürüldü ve 2 milyon Iraklı da yurt dışına çıkmak zorunda kaldı. ABD güçleri Irak’ı baştanbaşa işgal ederek, tüm yerleşim birimlerini hedef belirlemeden gece-gündüz havadan ve karadan bombalamaya devam ediyor. Terörist avı olarak dünyaya yutturulan bu saldırılar ve kitlesel katliamlar, ürkütücü boyutlardadır. İşgalci güçler, her gün onlarca Iraklı çocuk, Iraklı kadın ve Iraklı genci yok ediyorlar… Tıpkı Felluce'de olduğu gibi, tıpkı Samarra'da olduğu gibi, tıpkı Necef'te olduğu gibi, tıpkı Bağdat'ta olduğu gibi…
Bu yapılanlar:
Katliamdır!
Savaş suçudur!
Soykırımdır!
ABD Irak’ta her şeyi hesap etmiştir, fakat bir gerçeği düşünememiştir: O da Irak halkının göstereceği direniştir. ABD ordu ve istihbarat biriminin ortaklaşa hazırladıkları raporda şu bilgilere yer verilmiş: “İşgal esnasında Kürtler, Sünniler ve Şiiler birbirine girecekler ve ülkede bölünme kolaylaşacak. Kontrollü küçük bazı direnişler grupları çıkabilir, ancak onların yapacağı eylemler yönlendirilebilecek ve eylemleri, işgali kolaylaştırabileceği gibi, işgal yıllara yayılabilecek…”
Ancak onların yanıldığı nokta burası oldu. Onların asla kontrol edemediği ve işgal son buluncaya kadar çok yönlü devam edecek gibi görünen bir direniş, giderek yayılmaya devam etmektedir. Ama ne Felluce, ne Samarra, ne Necef, ne de Bağdat katliamları, Irak direnişini söndürmeye yetti. Iraklı, işgale karşı var gücüyle direniyor!
Diremiş karşısında verilen kayıplar sebebiyle, son günlerde, Amerikan emperyalizmi tarafından petrol ve kimi stratejik çıkarlar için geçen 4 yıl içerisinde tam anlamıyla cehenneme çevrilen Irak’tan çekilme isteklerinin seslendirildiği dikkat çekiyor. Hem de bu istekler, resmi kurumlar ve ülke yönetiminde söz hakkına sahip olan siyasiler tarafından seslendiriliyor. Amerikan Temsilciler Meclisi, Irak'taki Amerikan birliklerinin 2008 Eylül ayına dek çekilmesini öngören karar tasarısına onay verdi.
Bu onay Bush’un yenilgisi anlamına geldiği için Bush, böyle bir adımın ABD askerleri için hayati önem taşıyan kaynakların gecikmesi anlamına geleceğini iddia ediyor. Ancak geleceği gören Amerikalı siyasiler, Irak ve Afganistan’ın işgalinin, dünya genelinde ABD karşıtlığını körüklediğini ve işgalin bir katliama dönüştüğü gerçeğini dile getirmeye başladılar. Ve yine direniş güçlerinin gün geçtikçe güçlendikleri ve işgalci güçlere daha büyük zararlar vermeye başladığı, böylece Amerika’nın bir batağa saplanma tehlikesinin bulunduğu uyarıları yapılıyor. Demokratların girişimiyle hazırlanan savaş bütçesi, Irak'taki operasyonların devam edebilmesi için 120 milyar doları taahhüt ederken, bunun ödenmesi için muharip birliklerin 2008 yılı Eylül ayına dek çekilmesini şart koşuyor. Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi, Başkan Bush’u savaşın gerçeklerini görmemekle suçluyor.
Irak'ta halen 141 bin ABD askeri bulunuyor. Başkan Bush, buna 21 bin 500 asker eklenmesini Ocak ayında onaylamıştı. İşgalin başlamasından bu yana geçen 4 yılda, Irak'ta ölen Amerikan askeri sayısı ise 3 bin 200 civarında.
Amerika işgal ve katliam üzerine inşa ettiği yayılmacı politikaları ile İsrail’i himaye etmekten vaz geçmedikçe, dünyanın dört bir yanında her geçen gün daha da güçlenen karşı direnişlerle karşılaşmaya devam edecektir. ABD yönetimi, dünya genelinde kendilerini hedef alacak büyük tehditlerden kurtarmak istiyorsa; Irak ve Afganistan başta olmak üzere işgal ettiği ve asker bulundurduğu tüm İslâm topraklarından çekilmeli ve Müslüman halklar üzerindeki baskı ve kontrollerine de son vermelidir. Aksi halde bu gidiş Amerika için bir yıkım ve hüsranla neticelenecektir.
__________________ Hamdu Sena ile Sukur ederiz Yuce Allaha Kavusturdugu icin bizi o Hizbullaha |