| İnsanın rûhî ve manevî cephesini hiç dikkate almayan materyalist çözüm ve formüllerin insanı içine düştüğü sıkıntı ve bunalımlardan kurtarmak için sağladığı maddî konfor ve refah şartlarının özlenen huzur ve mutluluğu sağlayamadığı, gelişmiş ülkelerdeki psikolojik problem ve hattâ intihar teşebbüslerinin istatistik sonuçlarıyla ortadadır. Bu yüzden modern batı dünyasında kiliseler insanların dînî ve metafizik konulara ilgisini taze ve canlı tutmanın sebep ve yollarını aramaktadır. Yazılı ve görsel medyanın bu konuda sağlayabileceği imkân ve kolaylık
lardan azamî ölçüde yararlanmak istemektedirler.
İnsanın psikolojik ve sosyal sıkıntılarının temelinde onun kendine yetmezliği kadar önüne koyduğu amaçların, manevî güç ve imkânların çok üstünde olmasının da rolü ve etkisi büyüktür. Bütün bu çaresizliklere bir de ekonomik ve sosyal şartların beklenmedik şekildeki olumsuz gelişmeleri de eklenince problemler krize dönüşme istidâdı göstermektedir. Bu da çoğu kez rûhî ve manevî iflâs demek olan intihar teşebbüslerine götürebilmektedir.
Rûhî bunalımlar ve intihara kadar uzanan olumsuz psikolojik gelişmeler ciddî şekilde temelden incelenirse mes’elenin aslının insanın gerçek yaratılış gaye ve hikmetinden gafil ve habersiz kalmaya dayandığı açıkça görülecektir. En elverişsiz sosyoekonomik (geçim) şartları içinde yaşayan öyle gariban ve mütevekkil insanlar görürsünüz ki dünyada bulunuş hikmetini iyice kavradıklarından hiçbir bunalım, isyan ve şikâyet hâli belirtmezler. Dünyanın en müreffeh şartlarında yaşayanların yüzünde göremediğiniz huzur ve sükûnu bulursunuz onların simâlarında ve gözlerinde. Dikkatlice bakarsanız ışıl ışıl gözlerinden ruhlarındaki derûnî mutluluğu duyabilirsiniz. Onlar o ümitsiz ve çaresiz ortamlarda bile tevekkül ve teslimiyetin îzahı imkânsız saadet atmosferiyle bambaşka bir hüviyet kazanmışlardır. Maddî değerlerle ifade edilebilecek hiçbir şeyleri yoktur ama dünyalarla değişmeyecekleri iman ve rûh salâbetleri vardır. Allah’ı anmak, O’nun yardım ve inâyetine güvenmek onların iç dünyasında bambaşka bir güç ve aydınlık hâsıl etmiştir. Allah’a böylesine güvenen ve tevekkül gösterenler “Gerçek imana erip de gönülleri Allah’ı anmakla huzur bulan kimselerdir. Evet unutmayın ki kalpler Allah’ı anmakla huzur ve rahata erer (gerçek mutluluğu bulur).” (Bkz. er-Ra’d, 28) |