| Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız Orduyevi | | | | |
| Her asırda 124.000 veli bulunacaktır, Hadis-i Şeriflerle de sabitti, bu zamanda irşad tek velinin elindedir diyenlere ne demeli? | |
| | |
124000 tane velinin irşad yaptığını sana kim söyledi
yazmışız
Bu veliler dört kısımdır:
1- Kendisinin veli olduğunu bilir, halk da bilir.
2- Kendisi bilir, halk bilmez.
3- Halk bilir, kendisi bilmez.
4- Kendisi de bilmez, halk da bilmez.
Niçin kendisi bilmez? Çünkü o onu kendisine yakıştırmaz da onun için. Allah-u Teâlâ onu perdelemiş ve saklamıştır.
Bu velilerin hepsi vazifeli değildir, vazifeli olanların sayısı azdır. Ahir zamanda gelecek olan Hatemül Veli velayeti sonlandıran büyük veli demektir. Dikkat edersen bunu biz değil 70 tane evliyanın ifşaatında bulursun. Hz.Ali Efendimizin beyanını dikkatlice oku :
Hazret-i Ali -radiyallahu anh- Efendimiz insanların asırlardır hiç değişmeyen ve bugüne kadar devam edegelen hâl ve siretlerini üç sınıf halinde beyan etmiştir.
Buyururlar ki:
“Kalpler, kap durumundadır. Onların en hayırlısı, en anlayışlı olanlarıdır. İnsanlar üçe ayrılır:
Allah’ı bilen âlimler,
Kurtuluş yolunda ilim öğrenenler,
Basit, âdî kimseler ki; bunlar her çağıranın peşine takılır, her esen rüzgâra kapılırlar, ilmin nûru ile aydınlanmazlar ve sağlam bir dala da yapışmazlar...
Âlimler zaman devam ettiği müddetçe diri olarak yaşarlar... Ancak ilim, (âhir zamanda) onu taşıyanların ölmesiyle sönüp gidecektir. Bununla birlikte yeryüzü, ilâhî hükümleri ayakta tutan kimseden de hâlî kalmaz. Bu kimseler, ya halkın arasında bilinip tanınır, veyâ Allah-u Teâlâ’nın ilâhî delil ve hüccetlerini korumak için gizli kalırlar. Onların nerede bulunduğunu Allah bilir. Çünkü onların sayıları az, kıymetleri ise çok yüksektir. Zâtları gizli, fakat hâl ve hâtırâları gönüllerdedir. Allah-u Teâlâ hüküm ve hüccetlerini onlarla korur. Tâ ki onları, onlardan sonra gelenlere emânet etsin ve kendileri gibi olanların kalplerine nakşetsin. Bu şekilde ilim, onların içlerine tam mânâsıyla sirâyet eder.
Neticede yakîne kadar ulaşırlar. Öyle bir hâle gelirler ki, mülâyim kimselerin sert gördükleri dahi onlar için yumuşak olur. Gâfillerin ürktüğü şeylerle onlar ünsiyet ederler. Bedenleriyle dünyâda bulunurken, ruhlarıyla âlî makamlarda seyrederler. İşte bunlar Allah-u Teâlâ’nın kulları içinden seçtiği dostları, yeryüzünde dinine dâvet ve irşad için vazifelendirdiği kullarıdır.” (Ebû Tâlib el-Mekkî, “Kûtu’l-Kulûb”, c.1, s.134’den naklen.)
Demekki ahirzamanda o ilimi taşıyanların ölmesiyle sona erecektir. Ki olduğu gibi zuhur etmiştir. Yoksa 124000 veli olduğunu bilmiyormuydu Hz.Ali. Yani ortalık kapkara cahil bir zümreye kalacağına dair hadisi şerif ise
“Allah-u Teâlâ ilmi size ihsan buyurduktan sonra (hafızanızdan) zorla çekip almaz. Lâkin âlimleri, ilimleri ile beraber cemiyet içinden alır, ruhlarını kabzeder. Artık kara cahil bir zümre kalır. Halk bunlardan dini ihtiyaçlarını sorarlar, onlar da (Âyet, Hadis gözetmeden) kendi düşünce ve arzularına göre fetvâ verip, hem kendileri saparlar hem de başkalarını saptırırlar.” (Buharî. Tecrid-i sarih: 2174)
demekki fitne fesad asıl bunların içinden çıkacak.
Nitekim Ahmed Yesevi ks hz ise bu kapkara cahil zümrenin kimler olduğunu Ümmeti Muhammede
“
Bizden sonra âhir zaman yakın olduğunda öyle şeyhler ortaya çıkacak ki; İblis aleyhillâne onlardan ders alacak ve bütün halk onlara dost olacak ve fakat müridlerini idare edemeyecekler.
O şeyhler ki müridlerinden açgözlülükle birşeyler dilerler ve canlarını küfür ve dalâletten ayırmazlar ve bid’at ehlini iyi görürler ve ehl-i sünneti kötü görürler ve şeriat ilmi ile amel etmezler ve nâmahremlere bakarlar ve kötülüğü âdet edip Allah-u Teâlâ’nın rahmetinden ümitli olurlar ve şeyhlik işlerini değersiz görürler. Onların müridleri de dinden çıkmış olur, kendileri de dinden çıkmış olur.
Ve yine değersiz bir şekilde ve inleyerek müridlerinin kapısında dolaşırlar, o halde müridlerinden yardım alırlar. Eğer müridleri bağış ve yardımda bulunmasa, döğüşürler ve ‘Benim küskünlüğüm Allah’ın küskünlüğüdür.’ derler.
Şeyh odur ki, yardım alsa ihtiyacı olanlara verir. Eğer alıp kendisi yese murdar et yemiş gibi olur. Eğer elbise yapıp giyse o elbise eskiyinceye kadar Hakk Teâlâ onun namaz ve orucunu kabul etmez.
Ve eğer aldığı yardımdan ekmek yapıp yese, Hakk Teâlâ onu cehennemde türlü azaba uğratır.
Ve eğer öyle şeyhe bir kişi itikat etse kâfir olur. Öyle şeyhler mel’undurlar. Onların fitnesi Deccal’den beterdir. Şeriatte, tarikatte, hakikatte, marifette mürteddirler.”
“Mir‘atül-Kulûb” adlı eserinde ise şöyle buyuruyor:
“Âhir zamanda bizden sonra öyle şeyhler zuhur edecek ki, Şeytan aleyhillâne onlardan ders alacak ve onlar şeytanın işini yapacaklar. Halka dost olup halk ne isterse onu yapacaklar. Müridlerine yol gösterip onları maksada ulaştırmayacaklar. Dış görünüşlerini süsleyip müridden çok hırs sahibi olacaklar ve içleri (bâtınları) harap olacak. Küfür ile imanı farklı görmeyecekler. Âlimleri sevmeyecek ve onlara iltifat etmeyecekler. Ehl-i sünnet ve cemaatı düşman görüp ehl-i bid’at ve dalâleti sevecekler. Kötülüklerini öne çıkarıp Hakk Teâlâ’dan iyilik umacak ve şeyhlik iddiasında bulunacaklar.”
Ahmed Yesevinin Onların Fitnesi Deccalden de beterdir buyurduğu sözün hadisi şerifi ise
“Sizin için deccalden daha çok deccal olmayanlardan korkarım.”
“Onlar kimlerdir?”
“Saptırıcı imamlardır.” (Ahmed bin Hanbel)
işte herşey ortada.
Biz size diyoruzki önce düşünün yolunuzun sağlam olduğuna dair çok sağlam deliller olması gerekmektedir. Çünkü iman senin. Gittiğin yol eğri ise kurtar kendini yok ben yolumdan memnunum diyorsan senin bileceğin iş.
bizden duyurması duymadık dememeniz için.